OKULLAR, KİTAPLAR…

17:21:46 | 2018-09-19
Özge BAKIR
Özge BAKIR      ozge.bakir2@gmail.com

 

Okulların açılması yaptığımız haberlerde işlendiği gibi birçok öğrenciyi heyecanlandırmasa da, veliler için heyecan verici bir dönem. Özellikle ilk kez okula gidecek 1. Sınıf velileri için… Anne-babalar büyük bir heyecanla çocuklarının okul alışverişlerini yaptı, onlara “okulda şöyle davran, öğretmenini böyle dinle, ödevlerini gelir gelmez bitir” gibi öğütleri verdi ve çocuklarıyla birlikte okul yolunu tutmaya başladılar.

Peki bizi bu kadar duygulandıran, beklentiye sokan ve yıllar, yıllar süren okul döneminin hayatımızdaki önemi düşündüğümüz kadar büyük mü?

 5-6 yaşlarındaki çocuklar ilk kez anne-baba eğitmenlerinin dışında yeni öğreticilere, yeni bilgi kaynaklarına maruz kalacaklar. Yeni sorumluluklar yüklenen çocuklarımızın minik üniformalı halleri çoğu zaman bizi duygulandırsa da irdelenmesi gereken konular var.

Çocuklarımız oturduğu sıralarda doğru ve gerekli bilgilerle donanımlı bir hale geliyor sanıyoruz. Gerçekten öyle mi?

Müfredatlar nasıl hazırlanıyor? Okul ders kitaplarının içerdiği bilgiler çocuklara gerçekten öğretilmesi gereken bilgiler mi, ya da sadece onlar mı öğretilmeli? Okul eğitiminin kapsamı tam olarak ne olmalı?  Soruları üzerinden tartışılarak müfredatların oluşturulduğunu düşünmüyorum. Bence tartışılmalı.

Eğitimde yenilik olarak gördüğümüz akıllı tahtalardan, tabletlerden, kafalarımızı kaldırıp “Ne öğretiyoruz?” diye düşünmek lazım. Ayrıca hepimiz biliyoruz ki o tabletler, tahtalar da kullanılmıyor, o da ayrı bir konu…

Ders kitapları çocukları sadece belli bir yönde yetiştirecek içeriğe sahip. Sadece bu dönemde değil, daha önceki dönemlerde de bu böyleydi. Yapılan son değişikliklerde yine kitaplarda bazı konular “sadeleştirildi” bazı konular ise “genişletildi.” Hangi konunun üzerinde ne kadar durulacağına dönemsel olarak karar veriliyor. Yani öğretilmesi gereken temel konular yaşanılan gelişmelerle birlikte sürekli değişiyor.

 Belki de değişmeli ama bu şekilde mi? Örneğin, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin içeriği oldukça değişti. Dersin eski hali de, şimdiki hali de tamamen doğru, yeterli ve gerekli değil bence. Burada sadece konuların neler olduğundan ve boyutlarından bahsetmiyorum.

Konuların işleniş biçimleri bir ders kitabında olması gerektiği gibi mi? Çoğu konu tek tarafı benimsetecek şekilde işleniyor, Türkçe ders kitaplarında okuma parçaları heteronormatif ve cinsiyetçi kalıplarla dolu, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Kitaplarında sadece “İslam” işleniyor, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi zaten başlı başına bir konu…

Hani sistemimiz bir zamanlar öğrenciyi ezber bilgiden uzaklaştırıp düşünmeye, sorgulamaya sevk edecek şekilde değişmişti? Kitaplarda “düşünelim, tartışalım” gibi bölümler yer alıyordu? Bu vaatler yerine getirilmedi, yanlış uygulandı, düşünme bölümlerinin bilgi açıkları kaynak kitaplarla giderildi… Yani yine bir şey değişmedi.

Ders kitapları öğrencilerin kimi örnek alacağına, hedefine, benimseyeceği değerlere karar veriyor zaten. Öğrencinin düşünmesine gerek kalmıyor ki!

Çocuklarımız için umudumuz okullar değil kitaplar olmalı. Okullar öğrencileri devletin vermek istediği bilgilere göre donatır, sütü böcek diye de ezberletebilir. Ama kitaplar farklıdır, sadece kitaplarla sözün rengini görebilir, mavinin sesini duyabiliriz.

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü