Kansere Bağlı Ölümlerin Üçte Biri Önlenebilir

Haber Güneş Ocağa

Güneydoğu Ekspres Diyarbakır  - Dünyada her yıl 9.6 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamın HIV/AIDS, sıtma ve tüberküloza bağlı ölümlerin toplamından fazla olması kanserin ne kadar ciddi bir hastalık olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle bu önemli hastalığa dair bilgiler paylaşan Uzman Doç. Dr. Gül Dağlar, kansere bağlı ölümlerin üçte birinin önlenebilir, diğer üçte birinin ise erken saptanarak tedavi edilebilir olduğunun altını çizdi.

Kaynakların doğru kullanımıyla kanserin erken tanısı ve tedavisi sağlanabilirse her yıl 3,7 milyon hayatın kurtarılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dağlar, “2030 yılına dek kansere bağlı ölümlerin, 13 milyonu bulacağı düşünülüyor. Oysa bunu önlemek mümkün! Bugün kanser hakkında eskisinden daha çok veriye sahibiz. Daha çok bilgiye sahip oldukça risk faktörlerini azaltabilir, tanıyı ve tedaviyi geliştirebilir, hatta daha oluşmadan kanseri önleyebiliriz. Kansere karşı hissettiğimiz korku ve ön yargılar yerine, günlük yaşantımızda riskleri azaltacak değişiklikler yapmalıyız. Örneğin; sigara, obezite, fiziksel hareketsizlik, enfeksiyonlar, alkol, çevre kirliliği, kanserojenler ve radyasyondan korunmalıyız” dedi.

Alkol ve tütün birlikteliği kanser riskini artırıyor

Her yıl 6 milyon kişinin sigaranın yol açtığı kanserler nedeniyle kaybedildiğinin altını çizen Doç. Dr. Gül Dağlar, tütünde 7 binden fazla kimyasal, 250’den fazla zararlı madde bulunduğuna dikkat çekerek; akciğer, yemek borusu, gırtlak, ağız, böbrek, mesane, pankreas, mide ve serviks gibi 50’den fazla kanser türünün tütünle ilişkili olduğunu söyledi.

Pasif içiciliğe bağlı akciğer kanserlerinin de sigara içmeyen bireylerde oldukça sık görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Dağlar, şunları dile getirdi:

“Dumansız tütün olarak da bilinen nikotin içerikli ürünlerin ağız, yemek borusu ve pankreas kanserine yol açar. Alkol kullanımının ise ağız, yemek borusu, soluk borusu, karaciğer, kolon ve meme kanseriyle ilişkisi vardır. Alkol ve tütün kullanımının birlikteliği kansere yakalanma riskini arttırır.”

Hava kirliliği akciğer kanseri nedeni

Obeziteye bağlı kanser türleri arasında yemek borusu, kolon, meme, rahim ve böbrek kanserleri geliyor. Düzenli fiziksel egzersiz ve sağlıklı bir diyet yaparak ideal kiloyu korumak kanser riskini azaltıyor.

Kanserojen içeren besinlerden uzak durmanın, meyve ve sebzeden zengin beslenmenin birçok kanser türüne karşı koruyucu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dağlar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Helikobakter pilori, HPV, Hepatit B ve C, EBV’ye bağlı enfeksiyonlar nedeniyle kansere yakalanma oranı yüzde 15 civarındadır. Enfeksiyonlara bağlı kanserlerin üçte ikisi az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Aşılama programlarıyla kanser riski azaltılabilir. Hepatit B virüsü aşısı ile karaciğer kanserleri, Human Papillom Virüsüne (HPV) karşı aşı ile serviks kanserleri önlenebilir. Hava kirliliği de kansere neden olur. Her yıl hava kirliliğine bağlı 200 binden fazla akciğer kanseri vakası görülüyor, kansere yakalanma riskini özellikle kadınlarda 2 kat artırıyor. Hava kirliliğinin en büyük nedenleri arasında katı yakıtlar ve düzensiz sanayileşme geliyor.”

Radyasyona bağlı en sık görülen kanser türleri lösemi ve solid tümörler geliyor. Genç yaşta radyasyona maruziyet riski artırıyor. UV radyasyonun özellikle cilt kanseri riskini artırdığını hatırlatan Doç. Dr. Gül Dağlar, güneşe karşı koruyucu kıyafetler ve kremlerden faydalanmanın öneminin altını çizdi.

Bütün bu risk faktörlerine karşı erken tanı ve tarama yoluyla önüne geçilebilen kanser türleri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Dağlar, “Meme ve serviks kanseri bu kanserlerin başında geliyor.Kadınlarda en sık meme, ikinci sırada ise serviks kanseri görülüyor. Bu kanser türlerinde erken tanı ve tedaviyle tam yanıt alınabiliyor, kansere bağlı ölümler önlenebiliyor. Meme kanseri taraması için 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi çektirmesi gerekiyor. Serviks kanseri için 9-14 yaş grubu kızlarda HPV aşılaması büyük önem taşıyor. Ayrıca doğurganlık çağındaki her kadının 3 yılda bir servikal smear testi yaptırmanı öneriyoruz. Kanserle mücadele önleme ve erken tanıya yönelik olmalı! Kanserden korkmak yerine geç kalmaktan korkmalıyız” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol