Sahipsiz şehir, kişisel çıkarlara kurban edilmiş, adının önüne alarak yalancı kahraman kesilmişlerin oyuncağı edilmeye çalışılan kadim kent Diyarbekir’in derdi biter mi hiç.

Hemi vallah, hemi billah biter biter amma ner de o dürüst, önce Diyarbekir diyen, gerçek Diyarbekir sevdalıları…

Her neyse “Dert bir değil elvan elvan.”

Hangisini sayayım.

Hasan Paşa Hanı, Deliller Hanı, Sipahi Pazarı, Aşefçiler Pazarı, yıkılmaya yüz tutmuş eski Borsa Hanı, Buğday Pazarı daha sayayım mı? Yine Diyarbekir ağzıyla söyleyeyim “ma sanki yetkililer bunu bilmi.”

Bütün bunlar ve daha sayamadıklarım, bir mücevher kutusu misali bütünün parçalarıdır. Onları yavaş yavaş yok edip ortadan kaldırırsanız kentin, kent insanının kimliğini ve insanlığı da yok etmiş olursunuz.

Diyarbekirin sanatçısı, yazarı, çizeri, seyyar satıcısı, düşünürü Diyarbekir’den kendilerine hem bir şeyler alıp katmış, hem de varlıkları ile ona bir şeyler vermişlerdir. Bugün Sur içindeki Diyarbekir evleri dahil büyük bir inşaat şirketinin malzeme deposu görünümünde. Kimi yerlere hala girmek yasaklanmış, kimi yerler de kendi haline terk edilmiş öksüz çocuk görünümdeler.

Başkan adaylarının bilhassa Suriçi Belediyesine talip olan adayların kente kimlik ve değer kazandırmış bu tür mekânlara ilişkin “bir düşünce ve değerlendirmeleri var mı?

O mekân, ki kente ana özellik olarak yıllar boyu ayakta durmayı sağlamış,  kent varlığına ve kimliğine asırlar boyu katkı sağlamış, Kimileri için marjinal bir örnektir.

Diyarbekir eski Diyarbekirin bulunduğu yerdir.

“Ben orayı görmek için geliyorum. Suriçini görmek istiyorum diyenlerin haddi hesabı yok. Apartmanları görmeye değil.” Diyenlerin sayısı on binleri aşıyor. Lütfen inanın ey yetkililer.

Ayrıca artık; Dicle Vadisi Projesi, Kırklar Dağı Projesi hayata geçirilsin. Fiskayası Şelalesi, ayrıca Hikmet Baran kardeşimin de ısrarla üstünde durduğu “Anzele Projesi” hayata geçirilsin. Her şey lafta kalmasın…

Diyarbekir’e sahip çıkmaya devam edeceğim. El verin ey Diyarbekir severler.

                           &

Şimdi de sıra haftanın öğüdünde;

Kirvem, Bil ki; yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın. Lev Tolstoy

                             &

Ve çoğu kez olduğu gibi, bir şiirimle yazıyı sonlandırayım.

SICAKLIĞIN

Karda, kışta

Soğukta, ayazda.

Bardaktan boşalırcasına

Yağan yağmurda,

Seni anımsarım.

Zozanda

Dişler birbirine vurur,

Vücuda elektrik çarpmış gibi olur

Titrer durur.

Ben Seni anımsarım.

Mangal ısıtmaz,

Yorgan kar etmez,

Sobaya odun yetmez,

Isınmak bir hayal gibidir.

O zaman seni hatırlarım.

Ne yapayım

Ancak sıcaklığın ısıtabiliyor beni…

RECEP YILMAZ

Sevgili okuyucularım, benim bilmeyip de sizin bildiğiniz Diyarbekir sorunlarını lütfen bana WhatsApp’tan, facebooktan, messenger’den yazın. Duygularınıza tercüman olayım.

Ya da; recepyilmaz46@gmail.com

Güzel bir hafta dileğiyle,

Dostça kalın…

Anzele; büyük bir Balıklıgöl haline getirip, turizme kazandırılsın…  

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” ya da SURKENT olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.    

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol