Bir futbol takımı taraftarının, takımına olan sevgisini bundan daha güzel anlatan bir slogan olamaz. ‘Sevinmek İçin Sevmedik’ sıkı bir taraftar olmanın içtenliğini en güzel anlatan cümlelerden biridir aynı zamanda. Büyük sözdür, düşünerek söylenmelidir.

Taraftar, bir şeye taraf olan insandır ve eğer taraf olduğunuz şeyin yanında dururken çıkar gözetmiyorsanız ve sevdanız sadece yanında durduğunuz şeyse işte o zaman sevinmek için sevmedik demek hakkınızdır. Çünkü siz onu sevinmek için değil, "o" olduğu için seviyorsunuzdur ve onla ilgili hissedilen her duygu ziyadesiyle yaşamaya değerdir.

Bu bağlamda gelelim asıl mesele olan takımlarımıza ve çok fazla haksız eleştiriye maruz kalan Amedspor’a.

Ligler başladı. Amedspor ligin ilk 2 haftasından da mağlubiyetle ayrıldı. Herkes bir suçlu arama peşinde. Sosyal medyadan bakıyorum kimi kadronun yetersizliğinden bahsediyor, kimi teknik heyetin yeterli tecrübeye sahip olmadığını söylüyor, kimi yönetimden şikâyetçi, gibi gibi.

Tabii sevinmek için sevmemek, üzülmene sebep olanları eleştirmemen anlamına gelmiyor. Elbette ki eleştirilecek ama biraz fazla haksızlık yapmıyor muyuz? Amedspor, bırakın 2.ligi, 3.ligdeki takımlarla bile aynı şartlarda mücadele etmiyor. Türkiye’de hangi takım gittiği bütün deplasmanlarda saldırıya uğruyor, hangi takım taraftarına 4 yıldır deplasman yasağı uygulanıyor, hangi takıma federasyon tarafından her hafta para cezası veriliyor, hangi takımın yöneticileri protokolde saldırıya uğruyor, hangi takıma gittiği deplasmanlarda kalacak otel dahi verilmiyor?

Durum böyleyken, saha dışında mücadele ettiğin bunca faktör varken bizim başarı kıstasımız ne olmalı? Üst liglere çıkmak mı başarıdır yoksa bu şartlarda bulunduğun konumu korumak mı başarıdır, bu çizgiyi iyi kavramak eleştiri sınırlarımızı da belirler diye düşünüyorum.

Bir takımı sevmemiz, ona desteğimiz, eleştirilerimiz top çizgiyi geçti veya geçmedi üzerine olmamalı kanaatindeyim. Futbolcular gider, teknik heyet gider gelir, yönetimler değişir, başarılı olunur, başarısız olunur, taraftar için bunların hiçbir önemi olmamalıdır. Taraftar için aslolan kulübün varlığıdır. Zamanı geldiğinde bağırıldığı gibi: ‘Aşkımız sizlere değil, renkleredir.’

Gazeteci Faruk Arhan’ın ‘Diyarbakırspor: Düğünde Kalabalık, Taziyede Yalnız’ adlı bir kitabı var. Bu isim, tam da anlatmak istediklerimi özetler nitelikte. Takım, yönetiminden teknik heyetine ve sporcularına kadar her unsuruyla emek harcıyor, mücadele veriyor. Bize düşen ve yakışan da "düğün" ler gibi "taziye"lerde de takımımızın yanında olmaktır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol