Diyarbakır’ı ziyaret eden ünlü seyyahlardan birisi de Fransız Kont Cholet'tir. Diyarbekir'e ilişkin gözlemlerini "Asya Türkiye'sine, Ermenistan, Kürdistan ve Mezopotamya'ya yolculuk" isimli kitabında anlatır. Kitap 1892’de Fransa'nın başkenti Paris’te basıldı.

Bende zaman zaman sizlere, seyyahların Diyarbekir'e ilişkin gözlemlerini seyahatnamelerinde derleyip kitap haline getiren Şefik Kaygusuz'un seyahatnamelerinden biri olan Diyarbekir-Kent Yayınları Kitabı’ndan alıntılar yaparak paylaşıyorum. Konuyla ilgili o alıntılardan biri de şöyle:

".......19 Şubat gecesini Bismil’de, burada yüz elli metre daha geniş olan nehrin kenarında, geçirdikten sonra ve Zekeriya beyi bize kalacak bir yer ayarlaması için önden gönderdikten sonra, bizi Diyarbekir'den ayıran son bir platoyu aştık. Karın erimesinden dolayı ıslak olan topraklarda uzun bir süre mola verdikten sonra vilayetin merkezine ulaştık.

Uzun minareler, yüksek kubbeler ve antik Amida’nın güçlü surları, sağımızda güneşin son altınımsı ışıltıları arasında karanlık olarak göründü. Dicle’nin üzerine inşa edilmiş eski bir köprünün üzerinde iki subay ve kalabalık zaptiyeler, kılıç ellerinde bizi bekliyorlardı; onlara ulaştığımızda Bitlis’ten beri bizimle gelen kalabalığa katıldılar.

Onların öncülüğünde şehre götüren dik yolu tırmandık ve kapıdan geçeceğimiz anda bizleri şereflendirmek için bir jandarma alayı çıka geldi. Erzurum’da bütün alayı gözden geçirdiğimiz için artık bu tarz şeyler bizleri şaşırtmıyor; ama bizi böyle güzel karşıladığı ve sekreterinin aracılığıyla bizi evinde misafir etmek istediği için valiye şükran borçluyuz. Fakat Çerkez bey tarafından geleceğimizi haber alan ve bizi misafir etmek isteğini haber vermek için kavasını ve hekimini gönderen Fransız Konsolosu’nun teklifini tercih etmekte tereddüt etmeden doğrudan oraya gittik.

Bizleri bu uzak diyarlarda temsil eden kişiye ulaştık. Bütün ailesiyle birlikte bizi bekleyen mösyö Bertrand bize en güzel misafirperverliğini gösterdi. Kısa boylu, canlı bakışları hem kurnaz, hem çocuksu haliyle konsolos, hep mutlu ve neşeli görünüyordu. Onu mükemmel bir şekilde tamamlayan bir kadınla evli ve beş güzel çocuğun babası olan konsolos, neşeli evinde bizi öylesine dürüstçe karşıladı ve bizlere hizmet etmekten öylesine mutlu göründü ki çok duygulandık.

Ondan daha yeni ayrılmıştık ki, hemen konsolosluğa iade-i ziyarette bulundu. Konsolosluk büyük bir muhammedi evdi ve çok güzel düzenlenmişti.

Paşa bizlere Dicle üzerinde yapacağımız yolculuk ve yönettiği vilayet hakkında çok önemli öğütlerde bulundu. Paşa, yarı boyunduruk altında olan bu topraklardaki ani adalet reformlarından şikayetçiydi ve bunun üzerine bizlere, birkaç gün önce bir jandarmayla Kürt bir beye gönderdikleri imparatorluk yargıcının Diyarbakır Mahkemesi’ne çıkma celbini örnek verdi. Bu beyin kendi topraklarında Ermenilere karşı birçok haksızlık yaptığını ve birkaç hırsızlık olaylarını mahkemeye açıklaması gerekiyordu.

Beyin evine vardığında zaptiye atından inmiş ve celbi beye vermiş. Zaptiye beyin kağıtla bir süre oynadıktan sonra ilgisizce yere atmasına şaşırmıştı. Kürt beyi zaptiyeye (Şaşırmış görünüyorsun. Oysa valinin bizlerden birini çağırmak ve zorla veya onu kandırarak şehre götürmek için yüz, iki yüz kişi gönderdiği günü hatırla. Çoğu zaman da istediğini elde edemiyordu ve iyi tüfekleriyle ve uzun kılıçlarıyla kuyrukları bacaklarının arasında dönmek zorunda kalıyorlardı. Ve sen, üzerinde bilmem ne saçmalıkların çizildiği bu kağıt parçasıyla beni tek başına, basit bir Ermeni gibi mahkemeye çıkmam için paşana götürmek istiyorsun. Bence hemen atına bin ve celbine ne yaptığımı git de paşana anlat.) Bunu derken celbi ayağıyla buruşturuyordu. Ertesi gün onu getirmek için ordudan elli asker gönderilmiş; ama çoktan adam otoritelerin öfkesinden uzak dağlara saklanmıştı.

Bununla beraber valinin gösterdiği uzlaşmacı tutumu ve başkaldıran bazı köylerde uyguladığı sert önlemler sayesinde, daha önce geçtiğimiz vilayetlere göre bu vilayet çok daha sakin görünüyordu.

Birbirini takip eden kuşatmalara ve zamanın aşındırıcı saldırılarına rağmen bu eski kale, günümüzde hâlâ olağanüstü korunmuş bir halde ve artık antik Amida’nın savunmasına yaramasa da onu sarıp sarmalamaya devam ediyor. Eski forumun ve onu çevreleyen eski Roma evlerinin yerine inşa edilmiş güzel bir caminin dışında dikkat çeken başka bir eser bulunmamaktadır. ..."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol