Seyyahların gözünde Diyarbakır ve Kürtler

Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Diyarbakır ve Mezopotamya'yı ziyaret eden batılı seyyahlar, bu gezi notlarını yazıya dökerek ciltlerle ifade edilebilecek kitaplara aktarmışlar.

17:20:00 | 2018-09-13
-- Adversting 5 --

Ahmet Sümbül

Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Diyarbakır ve Mezopotamya'yı ziyaret eden batılı seyyahlar, bu gezi notlarını yazıya dökerek ciltlerle ifade edilebilecek kitaplara aktarmışlar. ABD, İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan seyyahların yazdıkları eserlerin çoğu halen İngiltere'nin ünlü müzesi British Museum başta olmak üzere birçok ülkenin kütüphanelerinde bulunmakta.

Sadece Oxford Üniversitesi bünyesinde bulunan Orta Doğu fotoğraf arşivi bölümünde, 36 batılı seyyahın Diyarbakır, Irak, Suriye'yi kapsayan Mezopotamya gezilerine ait binlerce fotoğraf bulunmakta.

1800'lü yılların ortalarında Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetinde bulunan bölgelerde gezilerde bulunan özellikle İngiliz seyyahların gezilerine ilişkin yazdıkları yazılar ve gezi boyunca kara kalem boya ile yaptıkları resimler, iki yüzyıl öncesine ait Diyarbakır ile Mezopotamya tarihine ışık tutacak nitelikte değerli eserlerdir.

Her dönem muazzam bir coğrafyaya sahip olan ve çok kültürlü bir yapıyı içinde barındıran Diyarbakır ile Mezopotamya'nın uçsuz bucaksız ovaları, nehirleri ve görkemli dağları, seyyahlara ilham kaynağı olmuştur. Kimi seyyah hayran kaldıkları Diyarbakır ve Mezopotamya'da yıllarca yaşamışlardır.

Bu seyyahlardan 18. yüzyılda yaptıkları gezileri kitaplaştıranlardan J. Shell'in 1836, James Brand'ın 1838 ve J.G.Taylor'un 1865 yılında yaptıkları gezilerin yazı ve fotoğrafları, o dönemde Kürt bölgelerindeki sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama ışık tutacak türden belgelerdir.

Geziler makale ya da kitaplar halinde yayınlandı

Aynı şekilde asker, bürokrat, arkeolog, diplomat ya da seyyah olarak Diyarbakır başta olmak üzere Mezopotamya topraklarını gezen, Mark Sykes, 1900-1909, ElyBanisterSoane 1902, BertramDickson 1909, Kenneth Mason 1914, GertudeBell 1890-1926, William Rupert Hay, 1918-1920 yılları arasında bölgeyi gezerek, burada edindikleri izlenimlerin hepsini raporlaştırmışlardır. İngiliz hükümeti adına diplomatik faaliyetler için bölgede gezilerde bulunan Mark Sykes'in dışındaki seyyahlar, gezilerini Londra'da makale ya da kitap halinde yayınlatmışlardır.

'İnsanlar çok yoksuldu'

Bunlardan J. Shell, 1836 yılında yaptığı gezisinin izlenimlerini "Notes on a JourneyfromTabriz Through Kurdistanvia Van, Bitlis, Se'ertand Erbil toSuleymaniyeh" başlığı ile kaleme almış. Shell, makalesinde gezdiği ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerin dağlık ve geçitlerden oluştuğunu yazmış. Shell, gezdiği bölgelerde genellikle tarım ve hayvancılığın yapıldığını, insanların çok yoksul olduğunu bilgilerini vermiş. Shell, yazısında o tarihte de büyük toprak sahibi ağaların olduğunu, aşiret yapısının çok güçlü olduğunu ve aşiretlerin sözünün bölgede dikkate alındığını kaydeder.

James Brand'ın gezisi

 

 

19. yüzyılda bölgeyi gezen seyyahlardan James Brand ise bölge tarımı hakkında bilgi vererek özellikle üzüm bağlarının yüksek yerlerde olduğunu, kavun üretiminin yaygın olduğunu, ancak ağaçların çok az olduğunu kaydeder.

Bölgede seyahat ederken yerel eşrafın ve ağaların yol boyunca kendilerine refakat ettiklerini belirten Brant, Muş üzerinden Diyarbakır'a geçerken Elmanlı aşiretinin ağası olan Şerif Ağa'nın 9 Kürt atlısı ile birlikte refakat ettiğini, Kızıl Ağaç'a vardıklarında burada 30 kadar Ermeninin toprak sahibi olduğunu, geri kalanların ise Şerif Ağa'nın aşiretine ait olduğunu, aşiretin her ne kadar verimli toprakları olmasa da 300 büyük baş hayvanının ve 600 adet koyununun sahibi konumunda olduğunu belirtmiş.

Yayınladığı anılarında Kürt Şerif Ağa ile yaptıkları sohbetlerin ayrıntılarına yer veren Brand, aşiretin nereden geldiğini, buraya nasıl yerleştiklerini, toplam nüfuslarının ne olduğunu da ayrı ayrı yazmış.

Brand'ınPiran, Palu ve Diyarbakır gezisi

Brand, Diyarbakır'a giderken bazı bölgelerin engebeli olması nedeniyle buralardan geçerken oldukça zorlandıklarını, atlardan bazılarının kayalıklardan düştüğünü ama ciddi bir yaralanma olmadan seyahatlerine devem edebildiklerini kaydederek, gezdiği bölgede bulunan aşiretlerin isimlerini, nüfuslarını, atlı sayılarını ve bölgedeki dini gruplara ait ayrıntıları not almış.

Diyarbakır sınırlarına vardıklarında Kürt Ahmet Ağa'nın kendilerine refakat ettiklerini belirten Brand, Piran köyünde 90 Müslüman haneye karşılık Ermenilere ait 80 hane bulunduğunu yazmış. Brand aynı şekilde, o tarihte Palu köyünde de 600 Müslüman aileye karşılık 400 Ermeni ailenin varlığını kayda geçirmiş.

Diyarbakır'dan sonra Serhat bölgesine geçerek Van ve çevresindeki gözlemlerini de yazıya döken Brand, buralarda da şehir ve köylerde yaşayan nüfusu, insanların ne işlerle meşgul olduklarını kaleme almış.

Diyarbakır'daki İngiliz Konsolosluğu

1865 yılında İngiltere'nin Diyarbakır Konsolosluğunu yürüten J.G. Taylor da, 1861 ve 1863  tarihleri arasında Diyarbakır çevresi ile bölge illerine yönelik 3 ayrı gezi düzenleyerek bunlara ilişkin izlenimlerini Diyarbakır'dan ayrıldıktan sonra geniş bir şekilde yayınlamıştır.

Konsolos Taylor yazısında Kürtlerin yaşadığı bölgelerin oldukça verimli topraklara sahip, su kaynakları açısından oldukça bol, yüksek dağlarla örülü romantik güzelliğe sahip bir yer olarak tanımlamıştır.

Diyarbakır'da Babil ve Asur kalıntıları

Taylor, 1861 tarihinde Diyarbakır'a 14 kilometre uzaklığında Babil ve Asur kalıntılarının varlıkları hakkında verdiği bilgilerin ardından, Asurlulara ait bazı kalıntıların nasıl kazı çalışması sonrasında elde edildiğini yazmıştır.

Taylor, aynı yılın ekim ayında Meyyafarkin, Arzen, Zok, Midyat ve Mardin'e gittiğinden ismi geçen bu yerlerin milattan önceden başlayan ve 1800'lere kadar gelen süre içerisinde bölgeye kimler tarafından hükmedildiğinden ve ilk çağdan bu yana bölgeye hangi medeniyetlerin hükmettiğinden ve kalıntılarının nerelerde olduğundan bahsetmiştir.

Eğil bölgesine ziyaret

1862 sonbaharında Eğil bölgesine giden Taylor, buranın yüksek, kayalık ve dağlık bir yer olduğunu belirttikten sonra, burada bulunan Asur kralına ait büyük bir figürün zamanla silindiğinden bahseder.

Diyarbakır dışında, Van, Bitlis, Ahlat, Siirt, Hasankeyf ile Ermenistan'ı da ziyaret eden İngiltere'nin Diyarbakır konsolosu J.G. Taylor, Mezopotamya ve Ermenistan gezilerini "Journal of Tour İn Armenia, Kurdistan, andUpperMesopotamiawithNotes of Researches in theDeyrsimDagh in" adıyla 1866 yılında Londra'da yayınlamıştır.

 

16 kitap yayınlayan kadın seyyah

İngiliz İsabellaBird ise Diyarbakır ve Kürt illerine gezi yapan en ünlü seyyahlardan biridir. Gezdiği bölgeleri dikkatle inceleyen ve bunları resmederek yazıya döken Bird için Diyarbakır ve bölgeyi gezen tek kadın seyyahtır denilebilir. 1831 doğumlu olan Bird, Kanada, Avusturya, Japonya ve Çin olmak üzere birçok ülkeye gezi yapmış. Ardından ise gizemli Mezopotamya yolculuğuna çıkmış.

Diyarbakır ve Mezopotamya bölgesinde uzun yıllar kalan ve hemen hemen tüm bölgeyi rehberler aracılığı ile atla gezen Bird, en son İran'a yaptığı seyahat sonrası Kürtelerin yaşadığı yerlere ilişkin toplam 16 kitap yayınlamıştır.

İsabellaBird'in "Journeys in PersiaandKurdistan" başlıklı çalışması ilk olarak 2 cilt halinde 1891 tarihinde Londra'da yayınlanmıştır.

Gezilerini kara kalem resimlerle belgeledi

Bird, eserinde Mozopotamya'nın coğrafyası, burada yaşayan insanların sosyal, kültürel ve ekonomik yaşantısı hakkında bilgi verdikten sonra Dicle ve Fırat üzerinde yapılan nehir ticareti konusuna ağırlık vermiştir. Kitaplarında gezdiği bölgelerin karakalem çalışması bazı fotoğraflara da yer veren İsabellaBird, Kürtlerin sosyal hayatları ve hayata bakış açılarını da bu kara kalem resimler üzerinde değerlendirmiştir.

İngiliz seyyahların gezisi

Yine 1800'lerin başlarından 1900'lerin ilk çeyreğine kadar İngiliz seyyahlardan  Frederick Richard Maunsell,  Walter Burton Harris ve Mark Sykes’ın Mezopotamya'ya yaptıkları gezi ve özellikle Skyes'in hazırladığı raporlar dikkate değerdir.

Bunlardan Frederick Richard Maunsell, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Dersim, Ağrı, Kirmanşah ve Musul'a yaptığı seyahatlerinin tamamını 1894 tarihinde yayınlamıştır.

Yazısında Kürtlerin yıllar önce Amediye, Çölemerik, Revanduz ve Süleymaniye'de Osmanıl Devleti'nin onayı ile güçlü beylikler idare ettiklerini belirten Maunsell, Kürtlerin sıkı bir şekilde aşiret bağı ile birbirlerine bağlı olduklarını, yerleşik, göçebe ya da yarı-göçebe bir yaşam sürdürdüklerini yazar.

Kürtlerin kullandığı simgeler

Yazar Kürtlerin din anlayışı konusunda Kürtlerin İslam inancı içerisinde farklı yönelişlere sahip olmakla birlikte eskiden getirdikleri pagan inanışını da İslamiyet’le iç içe yaşadıklarını belirtmiştir. Pagan kültürünün etkisi olarak Kürtler arasında yaşadığını ifade ettiği kültür öğelerine, Kürtlerin bayramlarda kullandıkları bazı motifleri ve türbelerinde kullandıkları simgeleri göstermiştir.

Seyahatine Erzurum’dan 26  Ağustos 1892’de başlayan Maunsell, Erzurum sonrasında geçtiği Bingöl ve  çevresindeki dağların özelliklerini sıralarken bu dağların göze çarpan bir farklılığa sahip olmadıklarını fakat çok keskin uçurumların varlığı ile ciddi tehlikeli yollara sahip olduğunu ifade etmiştir. Süphan, Nemrut, Tendürek  dağlarının fizyolojik özellikleri hakkında da kısa bilgiler aktaran Maunsell,  Erzurum-Van arasında yaşayan Kürtlerin ana geçim kaynağının koyun ve keçi besiciliği olduğunu, aynı yörede yaşayan Ermenilerin ise daha çok yerleşik bir yaşam tercih ederek tarım ve ticaret ile iştigal ettiğini aktarmıştır.  

Maunsen önemli bilgileri kayıt altına alır

Maunsell, Van Gölü’nün Bitlis kıyılarında potasyum hidrat bulunduğunu ve bunun sabun üretiminde kullanılmak suretiyle yöre ekonomisine ciddi bir kazanım sağladığını belirtmiştir. Ayrıca Van’ın topraklarının oldukça verimli olduğunu kaydederek Van ve çevresinde tarım kadar taşımacılığın da ekonomik değere sahip olduğunu; Hemavend Kürtlerinin ise iyi  at binicileri oldukları kadar, soygunculukta da oldukça ileri giden Kürtler  arasında yer aldıklarını söylemiştir.

19. Yüzyıl sonlarında Erzincan’dan Diyarbakır’a, Van’dan Musul’a kadar önemli bilgiler kaydeden Maunsell, çalışmasının son kısmına seyahat etmiş olduğu yerlerin birer haritasını da eklemiştir. Bu da Maunsell’in çalışmalarının bir diğer önemli yanıdır. Hatta İngiltere’de bölge ile ilgili yapılan çalışmalarda kullanılan kaynaklarda mutlaka Maunsell’in çalışmalarına bir gönderme yapılmaktadır.

 İlk makalesini 1911'de yayınlar

Mezopotamya'ya yaptığı geziler sonucunda birden fazla makale kaleme alan Maunsell, 1911 tarihinde "Central Kurdistan" başlıklı makalesinde Kürtlerin yaşamış olduğu köy, kasaba ve şehirlere yaptığı seyahatleri anlatmıştır.  Maunsell, coğrafyanın Fırat ve Dicle arasında kalan bölümlerine ilave olarak Van gölü ve çevresinin dağlarının oldukça çok sayıda nehirlerle kesilmesinin bölgeye inanılmaz derecede su zenginliği oluşturduğunu, bunun ekonomik olarak taşımacılık,sulama ve tarımda bölge içerisinde yaşayan insanlara katkı sağladığını ifade etmiştir.

Seyahatini fotoğraflarla belgeler

Maunsell yaptığı seyahat doğrultusunda Van’a bağlı olan Norduz, Çatak, Mukus ve ayrıca Hakkâri’ye bağlı Habur ile ilgili vermiş olduğu bilgilerde bölgedeki yabani koyun sürülerinden bahsederken,  burada bulunan domuz sürülerinin ve boz ayıların özellikle geceleri ürünlere ciddi zarar verdiğinden halkın şikâyet ettiğini belirtmiştir.  Cudi ve Gabar dağları arasında yer alan yükseltilerin isimlendirilirken dikkatli olunması gerektiği üzerinde de duran Maunsel, Kürtlerin ve Hıristiyanların bu yükseltilere farklı farklı isimler verdiklerini bildirmiştir. 

Maunsell, gerçekleştirmiş olduğu seyahatler sırasında birçok fotoğraf çekerek bunlara çalışmasında yer vermiştir. Görsel öğelerin eklenmesiyle yaptığı değerlendirmeleri bir anlamda teyit etmiştir. (Sürecek)

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :   seyyahların gözünde diyarbakır kürtler

Tümü