Dünya’nın birçok ülkesinde işsizlik, yolsuzluk, zam, gelir dağılımındaki eşitsizlik, kamu hizmetlerindeki yetersizlikten kaynaklı aylardır süren protestolar var.

Yanı başımızdaki Irak’ta, kamu hizmetlerinin yetersizliği ve yolsuzluk nedeniyle hükümet karşıtı protesto gösterileri her gün daha da bir alevlenerek sürüyor. Gittikçe ölenlerin sayısı da çoğalan eylemlerde, protestocular insanca bir yaşam için bozuk çarkın düzelmesini istiyor.

Yine Irak gibi Ortadoğu’nun bir diğer ülkesi olan Lübnan’da da halk sokaklarda ve sistemi protesto ediyor. Ayrıca Lübnan’da ekonomik kriz ve yolsuzluğun tetiklediği sistem karşıtı protestolar sürerken, Başbakan Saad Hariri’den “Çıkmaza saplandım, istifamı sunacağım” açıklaması yapmıştı.

Pakistan’da ise, halk, Başbakanın istifasını, seçimlerin yenilenmesini, artan vergiler ve fiyatların düzenlenmesini talep ederek, sokaklara döküldü. Sokaklara dökülen halk, artan vergilerin biran önce düzenlenmesini istiyor.

Güney Amerika’nın en güneyinde olan Şili’de de durumlar aynı. Buradaki eylemler de gün geçtikçe daha bir büyüyor. 1 milyondan fazla kişi ülkenin başkenti Santiago’da metro ücretlerine yapılan zamma karşı protesto başlattı ve hayatını kaybedenler de oluyor.

Her ne kadar ülkeler farklı kıtalarda yer alsa da yapılan eylemlerde de gördüğümüz gibi halkların talepleri aynı. Bu dünyanın çarkı artık böyle dönmüyor. İnsanlar, adaletsiz sistemlerden, işsizlik, zam ve yolsuzluklardan bıkmış durumda. Halklar, sistemlerin kendilerine sunduğu yetersiz ve sömüren yaşam şartlarını kabul etmiyor ve bunu sorguluyor.

Artık hayat çok pahalı ve insanlar hayal kuramıyor. Öyle bir dönem yaşanıyor ki, insanların umutları bulutlara takılmış.

Halkları sömüren bu sistemlere karşı gösterilen tepkiler elbette ki haklı tepkilerdir. Fakat bu eylemlerin doğru bir şekilde örgütlenip kanalize edilmesi gerekiyor. Aksi taktirde sokaklar bu eylemcileri doğru kucaklamaz ve doğru bir toplumsal dönüşüm yerine, geride sadece enkazı bırakır!

 Sömürüye “dur” diyen halklar artık uyandı. İktidarların çöküşleri yaşanıyor. Fakat çökmekte olan iktidarlar gösterilen tepkiler karşısında geri çekilip özeleştiri vermek yerine, giderayak daha çok ülkelerini zarara uğratıyor ve insanların canına kıyıyor.

Ayrıca yolsuzluk, işsizlik, zam ve adaletsizlik devam ettiği sürece, farklı kıtalarda gerçekleşen eylemler bir kelebek etkisi yaratabilir ve başka ülkelere de sıçrayabilir. Zaten görünen tablo da bu… Bu nedenle sistem ve şahsi çıkarları gözeten değil, insanları esas alan bir yönetim anlayışının hakim olması gerekiyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol