SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİ MUTSUZ EDİYOR!

17:36:39 | 2018-09-25
Güneş OCAĞA
Güneş OCAĞA      gunesocaga@gmail.com

İnternete, ceplerimizdeki kocaman cep telefonları ile çok rahat bir şekilde ulaşabiliyoruz. Ve bizi internetteki sanal aleme bağlayan da kuşkusuz ki sosyal paylaşım siteleri. Sosyal paylaşım siteleri neredeyse hayatımızın her yerinde yer alıyor. 2006 yılında ilk sosyal paylaşım sitesi Facebook’tu, daha sonrasında, twitter,  instagram, whatsApp ve bunun gibi programlar çoğaldı. Sosyal paylaşım sitelerini neredeyse tüm yaş grupları kullanıyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde eski arkadaşlarımız, akrabalarımız ve tanıyıp tanımadığımız herkes ile iletişim kurabiliyoruz. Eskiden insanlar aynı şehirde bile birbirlerine ulaşamazken, şimdi dünyanın öbür ucunda olsak da çok rahat bir şekilde birbirlerimiz ile ilişkilenebiliyoruz. Aynı zamanda hiç haber siteleri ve gazeteleri takip etmeden ülke ve dünya gündemini sosyal medyadan takip edebiliyoruz. Örneğin; son dakika bir durum yaşandığında anında haberdar oluyoruz.

Sosyal ağları kullanmak eğlenceli ve herkese, her şeye ulaşmakta kolaylık sağlıyor. Soysal ağları kullanmanın bizlere yaşattığı kolaylıklar var, fakat zararları da çok fazla. Örneğin; yüzeysel bir şekilde baktığımızda sosyal ağlar bizleri internet üzerinde bir araya getiriyor, fakat derine indiğimizde bu böyle değil. Çünkü gerçek hayattan uzaklaşarak, kendimize yabancılaşıyoruz. Yani kendimizden soyutlanıyoruz. Belli bir zaman sonra psikolojik sorunlar ve davranışlar oluşuyor. Yapılan araştırmalara göre de günlük üç saatten fazla sosyal medya kullanımı depresyon, madde bağımlılığı, uyku eksikliği, eğitim hayatında düşüş ve hatta intihara bile yol açabiliyor.

Sosyal ağları kullanmada yaşadığımız en büyük sorunlardan bir tanesi de, bir saat bile uzak kaldığımızda yaşanan gelişmeleri kaçırma kaygısı. Örneğin hemen beynimizde şu düşünceler geçiyor; kim nerede, ne yapıyor, ne paylaştı ve ya da sosyal medya gündeminde şuan ne var. “Ben geri kaldım” kaygısı bizlerde kıskançlık, paranoya ve mutsuzluğu yaratıyor. Tabi eğer bu noktaya gelmişsek artık hastayız demek.

Sosyal paylaşım ağları aynı zamanda zamanımızdan da çalıyor. Evde, işte, yolda bile yürüdüğümüzde kafamız eğik telefona bakıyoruz. Bazen neredeyse araba çarpacak gibi oluyoruz. Düşünsenize yetişkinler bu duruma geliyor, birde genç erkek ve kadınlarda yeni kimlik oluşumunda sosyal ağları kullanma hastalığı nasıl bir tahribat yaratır. Yeni kimlik oluşum sürecinde, gençlerde güvenin oluşmaması ve yetersizlik duygusu çok ön planda.

Elbette, gelinen bu aşamada sosyal ağları tamamen kendi hayatımızdan çıkarmamız pek kolay olmuyor. Fakat bunu hastalık derecesinde yaşamak yerine zararsız bir duruma da getirebilmemiz mümkün olabiliyor. Önce kendimizde olan bu hastalığın hangi aşamada olduğunu tespit edebilmek için arada bir sosyal ağlarımızı kapatabiliriz.

Onun dışında da sosyal yaşamımızda kendimize yönelmek için de, kendi hayatımıza odaklanıp kendimiz için projeler ve planlar yapabiliriz. Kitap okumak ve yürüyüş yapmak da büyük bir rahatlık veriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü