Bu seçimde bir kez daha anladık ki suç seçmende değil.

Çıkar çevreleri kışkırtmadıkça, “sen yap ben arkandayım” güvencesi verilmedikçe, yanlışlara prim verilmedikçe, maddi yönden desteklenmedikçe; seçmen paşa paşa sandığa gidiyor, demokrasi anlayışı doğrultusunda dürüst bir biçimde oyunu sandığa atıyor.

“Merak etme güç bende” anlayışı hakim kılınmadıkça seçmenlerde sorun olmuyor… Bunu daha da uzatabiliriz.

Şimdilik burada bitirelim.

Gelelim madalyonun diğer yüzüne.

Bence bu seçimdeki oylar tepki oylarıydı.

Siz altı milyon ay almış bir partinin mensuplarını, bu partinin destek verdiği parti ve seçmenlerini teröriste varan yakıştırmalarla suçlarsanız,

Ey merkez medya; anayasal koşullarda kurulmuş, YSK tarafından seçimlere girmesinde bir mani görülmemiş bir partinin seçim reklamlarını parasıyla olsa da kabul etmez, yayımlamazsanız,

Bu partinin mensuplarını sudan sebeplerle içeri alırsanız,

Bir diğer partinin genel başkanını hapse atmakla tehdit eder duruma gelirseniz, Doğrusuyla yanlışıyla Millet İttifakını illet, zillet diye suçlarsanız…

Elbet bunun bir karşılığı olur, oldu da görüldüğü gibi… Türkiye insanı sanıldığı kadar duygusuz, acımasız, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışında olmadığını da bir kez daha bilinçlere kazımıştır.

Şimdi de 2019 yerel seçiminin bizlere mesajları…

31 Mart seçim sonuçlarından her parti kendince bir mesaj çıkarıyor, biz başardık diyor.

 Partiler, aldıkları oy oranlarına veyahut kazandıkları belediye sayısına bakarak başarılı veyahut başarısız olduklarına dair bir kanaat oluşturuyor.

Farklı kesimlerle uzlaşma olmadan iktidar olunmayacağını gören CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir araya gelme konusunda büyük bir eksikle yola çıkmasına rağmen doğru adımlar atması,

HDP’nin her zaman olduğu gibi bencillikten uzak durması, CHP’nin bir yığın yanlışına rağmen demokrasiden yana tavır koyarak kendilerinin olmadıkları yerlerde, hatta kazanma ihtimali olmayan yerlerde millet ittifakını desteklemesi, ‘Biz ve onlar’ ayrımını ortadan kaldıran, toplumun farklı kesimlerinin değerlerine kıymet veren anlayışı, kimlik, inanç, mezhep, ideoloji etrafında şekillenmeyen bir siyaset anlayışı…

Bu seçimin bize gösterdiği başka bir şey daha var, o da şu: Bir iktidar için güç demek para, devlet olanakları, medya imkanları değil topluma söyleyecek esaslı, sağlıklı, yenilikçi bir sözünün olması gerekliliğidir.

Son yıllarda girdikleri her seçimi kazanan iktidar mensuplarının ‘Nasıl olsa biz kazanıyoruz’ anlayışı, toplumun farklı kesimlerinin hassasiyetlerini, endişelerini, itirazlarını dikkate almaz bir hale gelmeleri,

Muhalefet iyi organize olduğunda, sorumluluğunu yerine getirip işini düzgün yaptığında,

Toplumun önemli bir kesiminin zihninde yer etmiş ‘Mevcut iktidar bir yolunu bulur, mutlaka kazanır, olmazsa hile yapar, sonuçları kendi lehine çevirir’ şeklinde bir kanaatlerini asgariye indirebilseydi, çok daha fazla oranda oy alabilirlerdi.

Muhalefet; ‘Mevcut iktidar kaybetmez, kaybetse de gitmez’ şeklinde bir algısını silebilseydi, çok daha fazla oy alabilirlerdi diye düşünüyorum…

                                    &

Kirveme öğüdü ihmal etmeyelim.

Kirveme öğütler;

Kirvem, “Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan medyası varsa, o ülkenin başka düşmana ihtiyacı yoktur.”

                                   &

Bu gün de yazımı bir şiirimle bitireyim;

BİZ AYRILAMAYIZ

Bizi dövdürseler bile,

Size düşman gösterseler de geleceğinize,

Şahittir; güneş , ay ve yıldızlar, gökte,

Biz barış içinde yaşayacağız, birlikte.

Kanımızı içirseler, ilaç diye,

Ölüleri iyidir dirilerinden deseler size,

Şahittir zeytin dalları, güller, menekşeler, yerde

Biz kardeşçe sarılacağız birbirimize.

                   &

Yağmur ikimizin de üstüne yağdıkça,

Annelerimiz ayrı ayrı yerde de olsa, gözyaşı döktükçe,

 Şahittir, yeri geldiğinde tusunami olan,  çoğu kez de asude duran denizler,

Dün olduğu gibi yarın da kol kola olacağız bizler.

Depremler Kürt, Türk diye ayırmadıkça, can aldığında,

Şahittir, gün doğumundaki aydınlıklar ve ılık rüzgar,

Yaşayacaktır TÜRK ve KÜRT halkları arasındaki dostluklar.

RECEP YILMAZ

                                     &

Güzel bir HAFTA  dileğiyle,

Dostça kalın…

Anzele; büyük bir Balıklıgöl haline getirip, turizme kazandırılsın…  

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” ya da SURKENT olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.