İslam sanatında süsleme konusunda en çok tartışılan konulardan biri, bu inancın tasvir yapımına bakış açısıdır. Tasvir yasağının, “Tevhid” anlayışına bağlı olarak ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Tevhid, sanatçıyı nesnelerin iç yüzünü arama yolunda bir gayrete yöneltmiştir. Görünenin ardında görünmeyeni arayan sanatçı stilize etme ve soyutlama hâkim olduğu bir anlayışa sahip olmuştur. Bu nedenle, İslam süslemeciliğinde gerçeği gerçek olarak tanımlayan hiçbir unsur bulunmamaktadır. W.Worringer’e göre İslam sanatçısının başlıca hedefi şematize etme, geometrikleştirme ve soyutlamadır.

İslam süsleme sanatında iki tür soyut ifade bulunduğu belirtilmektedir. Bunlardan birincisi geometrik süslemede ifadesini bulan soyutlama; ikincisi ise bitkisel motiflerin stilizasyonundan hareket ederek, sonunda tümüyle doğadan uzaklaşan soyutlamadır. “Allah’tan başka ilah yoktur” inancından yola çıkan Müslüman sanatçı, tabiattaki hiçbir şeyin Allah’ı temsil edemeyeceğinin veya ona benzemeyeceğinin bilincindedir. Bu nedenle her nesne, stilize etme yoluyla, tabiattan olabildiğince uzaklaştırılır. Böylece Allah’tan başka yaratıcı olmadığı önermesi görünür şekilde ifade edilir. 

Müslüman bilim adamlarından bazıları tasvir yasağını İslamî gerekçelere dayandırarak haklı göstermiş ve desteklemişler; bazıları ise bunun yalnızca yaşayan İslam’ın bir yanı olduğunu, Kuran’da yer alan zorunlu yasaklar arasında bulunmadığını belirterek önemsiz kılmaya çalışmışlardır.

Kuran’da tasvir yapımını açık ve kesin olarak yasaklayan bir ifade bulunmamaktadır. Ancak sert ifadeli bazı hadisler tasvirin yasaklandığı şeklinde bir kanının oluşmasına sebep olmuştur. İslam inancına göre yaratma ve biçim verme eylemleri Allah’a mahsustur. Bu nedenle yaratılan varlıkların benzerini tasvir etme, Allah’ı taklit sayılmıştır. Hadislerde Allah’la boy ölçüşmeye kalkışma olarak nitelendirilen tasvir yapımının kötü şekilde cezalandırılacağı belirtilmektedir.

Basit bir yasak olarak algılanmaması gereken “tasvir yasağı” ilk dönemlerde Müslümanları putperestlikten uzak tutma amacı taşımaktadır. Hakkında kesin ifadeler bulunmayan ve sanatı değil, puta tapmayı hedef aldığı anlaşılan bu yasağı, inanç sisteminin felsefi anlayışına göre anlamak ve yorumlamak gerekmektedir. Sanattaki estetik anlayışı ve beğeniyi bu felsefi anlayış yönlendirmiştir. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol