Bu hafta iki sevdiğim insan, can ciğer olduğum değer verdiğim iki dostumum acı günü idi. İkisi de babalarını kaybetti. Bu acılı günlerinde onları yalnız bırakmayan tüm sevenleri yanlarında idi…

Çocukken cenaze bir sokaktan geçtiğinde kim olursa olsun dini, dili fark etmeden herkes ölüye saygıdan dolayı ayağa kalkardı, bu bir kültür idi. Bu kültür artık ortada yok.

Şu hususları belirtmek gerekiyor; herkesin bildiği gibi, taziye evleri, ateş düşen eve, acı içinde bulunan ailenin kalbini birazda olsa ferahlatmak, yalnızlığını gidermek, bu acı günlerinde yanlarında olduğunu göstermek, acılarını paylaşmak, yüreklerinde yanan ateşe biraz da olsa ilenden geldiğince su serpmektir taziye ziyaretleri.

Taziye evlerinde uzun uzadıya sözü uzatmamak gerekiyor. Taziyeye gelen insanların, akrabaların, dostların, kısaca taziyeye gelen herkesin bütün samimiyetiyle birlikte acılı kişinin yanında olunduğunu hissettirmektir.

Hani bir söz vardır; “Ateş düştüğü yeri yakar” gerçeğiyle hareket ederek, acısıyla uykusuzluk çeken, derdiyle dertlenen kimselerin yanında olmaktır. Ölenle ölünmese de geride kalanların acısına ortak olmak, taziye sahibinin bir nebzede olsa acısını hafifletecektir.

Taziye evlerinde insanların oturuş kalkışına, sohbetlerine, hatta adım atışına bile dikkat etmesi gerekmektedir. İslam dini ve kültürü, cenaze yakınına karşı sorumluluğumuzu, söz ve davranışlarımızı da belirlemiştir.

 “Allah, merhum/merhumeye rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Sizlere de Rabbim sabr-ı cemil ihsan etsin. Geride kalanlara hayırlı, uzun ömür versin. Başınız sağ olsun” şeklindeki dua ve temennilerle cenaze yakınına taziyede bulunmak âdet haline gelmiştir.

Peygamber’in (sas), “Ölülerinizin iyiliklerini anın, onların kötülüklerini zikretmen kaçının” sözü de, ölünün arkasından iyiliklerini konuşmayı, cenaze yakınlarını üzecek her türlü söz ve davranıştan kaçınmayı özetleyecek niteliktedir. Evet, bu sözün ne kadar anlamlı ve derin olduğunu bilmeyenimiz yoktur...

Taziye evinde; taziye sahiplerinin sıkıntılarını, acılarının daha da artıracak söz, sohbet ve tavırlardan kesinlikle sakınılmalıdır. Yani, Merhum’un, ya da Merhume’nin hayat hikâyesini gündeme taşıyarak; “ölen şöyleydi, böyleydi, şöyle halleri vardı, vb.” gibi anlatımlara fırsat verilmemelidir. Cenaze evlerinde politik kavgalar, tartışmalar yapılmamalıdır. Çünkü taziye evi, ya ölü evidir, Kuran, dua yapılma mekânıdır. Spor, siyaset, gereksiz ve saçma tartışmaların yapıldığı yer ve mekânlar değildir. Bunlardan özellikle kaçınılmalıdır.

Evet, taziye evlerinde en başta ölüye saygı, sonra ölen kişinin ailesine saygı ve insanın kendisine olan saygısından dolayı İslam dininin bize öğretmiş olduğu şekilde ve ailemizden aldığımız terbiye ölçüsünde, gelenek ve göreneklerimize bağlı kalarak taziye kültürümüzü yaşatmamız gerekiyor…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
bayram 1 ay önce

çok güzel bir yazı olmuş, günümüz de taziye evlerinde yaşanan sorunlara değindiğiniz için çok teşekkür ederim...