Toksöz: Annemin yazarlık serüvenin de Ahmet Arif’in rolü büyüktür

G E Günedoğu Ekspres Gazetemizin Köşe Yazarı Recep Yılmaz, Esma Ocak’ın kızı Halk Sağlığı Uzmanı Akademisyen Profesör Doktor Perran Toksöz ile yaptığı röportajın ikinci bölümünde Toksöz, annesinin yazarlık serüveninin başlamasında Ahmet Arif’in rolünün büyük olduğunu söyledi.

18:47:51 | 2018-12-05
-- Adversting 5 --

Röportaj:   RECEP YILMAZ

DİYARBAKIR - G E Güneydoğu Ekspres Gazetemizin Köşe Yazarı ve bir Diyarbakır sevdalısı Recep Yılmaz, Diyarbakır’ın yetiştirdiği ender isimlerden Yazar ve Hayırsever Esma Ocak’ın kızı  Halk Sağlığı Uzmanı Akademisyen Profesör Doktor Perran Toksöz ile yaptığı röportajın ikinci bölümünde Toksöz annesinin yazarlık serüvenini anlattı.

Bir gün dayım  ile sohbet ederken yazmış olduğu öykülerin birkaç tanesini  ona okur. Dayım çok etkilenir, “bunlar mutlaka yayınlanmalı” der ve dosyayı alıp yakın arkadaşları olan şair Ahmed Arif ile Veysel Öngören’e okutur.  Onun hiç önemsemediği yazı denemelerini okuyan Ahmet Arif; öyküleri okuduktan sonra “Çehov’a yaklaşan bir yeteneğinin olduğunu ve kendisine verdiği yeteneği işletmeyen kişileri Tanrının asla affetmeyeceğine dair” çok güzel bir mektup yazar. Bu sözler, onu yazarlığa iten önemli bir itici güç olur. Ve böylece ilk eseri olan “Berdel” yayınlanmış olur.

-Biraz da Berdel’den söz edelim yorulmadıysanız…

“Uluslararası Sanat Sinemaları Konfederasyon Ödülü”

- Berdel, 1989 yılında Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı tarafından,   Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğinde sinemaya aktarıldı. Film, 41. Berlin Sanat Festivali’nde “Uluslararası Sanat Sinemaları Konfederasyon Ödülü”nü aldı. Aynı festivalde “Barış Filmi Ödülü”nü bir oyla kaçıran Berdel,  bir mansiyon ile ödüllendirildi. Ayrıca yedi ülkede uluslararası ödüle layık görüldü. Berdel Almanca’ya çevrilerek orada da basıldı.

-Berdel’den başkası?...

“Berdel”i takiben annemin yazım hayatı çok hızlandı, altı tanesi roman olmak üzere on üç kitap yazdı.

-Anneniz Esma Ocak Hanımefendiden biraz daha söz etmenizi istiyorum. Sanırım onu tanımak sizi tanımak olacaktır.

- Annemin yazarlık hobisi yanında daima aktif bir sosyal yaşamı olmuştur. Uzun yıllar devam eden  “Yardım Sevenler Derneği’ndeki sosyal çalışmaları, 1975 yılında kurup 22 yıl başkanlığını yaptığı “Yetiştirme Yurdu Derneği’nde sayısız çocuğun “Esma Annesi”  olarak yaptığı unutulmaz çalışmalar, bunu takiben “Türk Kadınlar Konseyi Derneği’ni kurarak kadını bilinçlendirmek ve güçlendirmek adına yaptığı faaliyetler, son olarak ta bir Diyarbakırlı olarak kültürel ve sosyal gelişimini çok önemsediği “Diyarbakır’ı Tanıtma, Kültür ve Dayanışma Derneği”nin kurucu üyesi ve yıllarca başkanlığını yapmış olmak gibi sosyal ve kültürel çalışmaları olmuştur.

“Esma Ocak Diyarbakır Evi”

Bir Diyarbakır sevdalısı olan annem,  doğup büyüdüğü şehre ve insanlara hizmet etmeyi vazife edinmiş ve bu uğurda maddi ve manevi bütün gücünü kullanmıştır. Bıraktığı önemli eserlerden biri de Sur’da bulunan ve maalesef yaşanan çatışmalardan sonra çok hasar görmüş olan tarihi Diyarbakır evidir.  Bu evin alınış öyküsünü şöyle anlatırdı annem;

Diyarbakır Evi fikri nereden kaynaklandı?

 “Küçükken boyumu aşacak türden duygu ve düşünceler arasında bocalayan bir çocuktum. Aklım bir şeylere ermeye başlar başlamaz, dünyaya geliş nedenimizin ne olduğunu merak etmeye başladım. Daha sonraki yıllarda toprakla olan ilişkim bana, iyi ve sağlam tohumların yer altında uzunca süre çürümeden kaldığını ve ortamı elverişli bulduğu an, kök salıp filizlendiği gerçeğini öğretti. Onun için de kendi toprağıma birkaç sağlam tohum gömmeden göçüp gitmek istemedim şu dünyadan. Özenle seçmeyi amaçladığım tohumlardan biri de, Diyarbakır’ımızın talan edilen evlerinden birini yağmadan kurtarıp çocuklarımızın, torunlarımızın, yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine sunabilmekti.

 İşte bu nedenle şehrimizde neredeyse tükenmeye yüz tutmuş avlulu, ayvanlı, havuzlu eski  evlerinden  birini  sahiplenerek kurtarmak üzere 1995 yılında bir ev alıp aslına uygun bir şekilde restore ettirerek mimarisi, döşemesi ve kentin kültürünü yansıtan unsurlarıyla tipik bir “Diyarbakır evi” örneğini  halkın hizmetine sunarak  hem hayallerimi gerçekleştirmiş hem de kadim şehrimize karşı görevimi  bir nebze yerine getirmiş oldum”.

-Yalnız yazarlık değil bildiğim kadarıyla sosyal etkinliklerde de çokça aktif olmuştur…

- Annem, adeta kendini Diyarbakır’a adamış, yazarlığı yanında yürütmüş olduğu sosyal faaliyetler, kent kültürünü korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla gerçekleştirmiş olduğu kültürel etkinlikler;  örneğin sahnelediği kına geceleri, şehriye ve velime geceleri, kavurma ve keşkek günleri, defileler ve daha birçokları   büyük  ilgi görmüş,  alkışlanmış ve iz bırakmıştır.

Yaptığı hizmetler yerel ve idari yönetimler tarafından da takdir edilmiş, yapımında çok emek verdiği bir çay bahçesine, Cahit Sıtkı Tarancı Kültür ve Sanat Merkezi içindeki çocuk kütüphanesine  onun adı verilmiştir. Son olarak ta Bismil ilçesinde açılan bir ilköğretim okuluna onun adı verilerek bir kadirşinaslık örneği gösterilmiştir.

Yoğun çalışma temposu içinde çok mutlu olarak yaşamını sürdüren annem, bir taraftan da kalp yetmezliği, diyabet ve hipertansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmekte idi.

Ne yazık ki, 2009 yılı Temmuz ayında rahatsızlanarak  bazı  yetilerini  kısmen yitirdi. İki yıl devam eden sürecin ardından 2011 yılı 26 Mayıs günü, tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşama veda etti.

-Biraz da  “Esma Ocak Kültür Derneği”nden söz edelim isterseniz.

- Annemin vefatının ardından, onun adını yaşatmak adına yapacağımız en iyi hizmetin, gençlerin eğitimlerine katkı sağlamak olacağı görüşünden hareketle, tanıtmak ve korumak adına çalışmalar yapmaktı. Derneğimizin  kuruluşundan bu yana yoksul Üniversite öğrencilerine eğitim bursu vererek 2012 yılında “Esma Ocak Kültür Derneği’ni” kurduk.  Derneğin temel amacı; gelecek kuşaklara “Esma Ocak’ı ve eserlerini tanıtmak ve de Diyarbakır kültürünü yaşatmaktır. Annemin bu konudaki çabasını evlatları olarak devam ettirmekteyiz. 

-Bir Diyarbakır sevdalısı olarak yüreği, kalemi, emeği ve maddi gücüyle yapmış olduğu hizmetlerle bu kadim şehre olan vefa borcunu fazlasıyla ödemiş olduğuna inandığım anneniz Esma Ocak’ rahmet diliyor ışıklar içinde uyuduğunu umuyorum.

Bu arada eserlerinin adlarını ve kitaplarının ilk sayfaları ile okurlarıma sunuyorum.

BERDEL, İÇERDEKİ AVCI, MÜNİRE, Bir Filozofun Özel Yaşamı ZİYA GÖKALP

 

          

Değerli okurlarım, sizlerin de bildiği gibi Prof. Dr. Perran Toksöz’ün çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makaleleri, “Diyarbakır Yöresinde Anne ve Çocuk Sağlığını Etkileyen Etmenlerin Analizi” konusunda basılı bir kitabı, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde sunulmuş bildirileri bulunmaktadır.

Sayın Hocam, röportajımızı sonlandırırken son sözlerinizi rica etsem…

Recep Bey;

Kültürümüzü doğru tanımamız ve tanıtmamız lazım. Maalesef bu kadim şehir her şeyiyle yanlış tanıtılmış, yanlış anlatılmış. Biz doğru şekilde anlatmayı amaçlamıştık. Şu anda o şansımızı maalesef kaybettik. Yine de her platformda ben şahsen elimden geldiği kadar Diyarbakır kültürünü, aktarmak, korumak, yaşatmak adına her hizmete var olduğumu söylüyorum. Bir Diyarbakırlı olarak hepimizin görevi bu olmalı. Gerçekten Diyarbakırlı olmak bir erdemdir. Herkese nasip olmaz. Bizim bu şehrin, bu değerlerin kıymetini bilmemiz lazım.

Sayın Hocam vaktinizi ayırdınız, ayrıca sorularımla yordunuz bu nedenle size çok teşekkür ediyorum.

Reyhan şerbetinden kalan son yudumu da içtik ve sohbetine doyum olmayan hocamla vedalaştık.

Bir başka röportajda buluşmak dileğiyle,

Dostça kalın…

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü