Uçurtmam, ah uçurtmam. Seni gökyüzüne bırakınca sanki bende uçuyorum seninle. Gündüzün ortasında güneşe, gecenin karanlığında aya bırakıyorum seni. Rüzgar seni göklere götürürken, ben içimde bir kuş gibi uçuyorum. Öyle güzel bir heyecan ki, mutlulukla izliyorum uçuşunu.

Sen güneşe selam verirken, ben gülümsüyorum sana. Gecenin karanlığında parlayan yıldız gibi bir an gözlerim parlıyor. Umutla bakıyor sana. Sen uçarken, ben daha çok mutlu oluyorum, iradem güçleniyor ve tohum gibi yeniden yeşeriyorum.  

Ey uçurtma! Süzülmeyesin diye de çoğu zaman titreyerek sıkı sıkı tutuyorum ipi. Seni bırakmayayım diye ayaklarım toprakla savaşıyor adeta. Bir oraya, bir buraya… Sen maviliklere uçarken benim saçlarım da rüzgarla dans ediyor adeta.

Sonra koşmaya başlıyorum ve fikirlerimi özgürce bulutlara salıveriyorum. Biliyorum gök olmasa uçamazdı ki uçurtmam. Kimi zaman seni bir tepeden bırakıyorum, kimi zaman köyün meydanında, kimi zaman da şehrin varoş sokaklarında…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol