Türkiye’nin gündemi hem çok yoğun hem de çok hızlı değişiyor. Bu değişim karşısında başımız dönüyor. Neye yoğunlaşacağımızı bilemiyoruz. Ekonomik krize mi, Rusya, Amerika ve Avrupa’yla olan ilişkiler mi, güvenli bölge tartışmalarına mı, İdlib meselesine mi, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacanı’ın önderliğinde kurulacak yeni partilere mi, olası seçime mi, kayyumlara mı, kadın cinayetleri ve  çocuk istismarlarına mı… Bilemedik.

Türkiye’nin çok karmaşık ve baş döndürücü bir gündemi var. Koca bir ülkede yaşıyoruz ve sorunlar elbette ki olacak. Fakat bu sorunlar karşısında nasıl bir zihniyetin durduğu da önemli. Şimdi çözümü üretmek için öncelikle sorunun doğru tespit edilmesi gerekir, sonuç alabilmek için de doğru bir tartışma gündemi oluşturmak lazım.

Fakat siyaset arenasında; bu koca sorunlar karşısında, birbirini suçlayan, yanlış olduğunu bildiği halde kendi yanlışını dayatan, soruna hiçbir şekilde çözüm üretmeyen ve günü birlik söylemlerle sorunu sürekli erteleyen bir zihniyet var.

Sorunu çözmenin en önemli yolu zamanında ve doğru bir yöntemle müdahale etmek. Çünkü sorunu sürekli ertelediğinizde içinden çıkamazsınız. Ya da yanlış yöntemlerle çözmeye çalışırsanız kangrene çevirirsiniz.

Şimdi içte yaşanan karmaşa tabi ki dışa da yansıyor. Dış politikamızda yaşadığımız sancılar, içteki krizlerin sonuçlarıdır. Esasında her şey doğru ve yanlışlarıyla her kes tarafından çok iyi görülüyor. Yanlışımızın ve doğrularımızın çok iyi farkında olan bir ülkeyiz. Bunları doğru bir şekilde sonuçlandıracağımıza akıl tutulması yaşıyoruz. Doğru düşünmeme, doğru karar almama ve yanlış davranış sergileme sürekli kaybettiriyor. Tutsak olmadığın halde, kendini yanlışa tutsak etmek bana göre büyük bir kaybediştir. Geri dönüşü olmayan ve büyük tahribatların oluşmasına sebep olur.

İşte bu ülkeye bu akıl kaybettirdi. Kindarlık, intikam alma ve hırs duygusu ucuz bir politikadır. Güç, olayın karşısında soğuk kanlı durup doğru bir temelde çözüm üretmektir. Siyasetçiler birbirinden ve toplumdan intikam alma ve nefret duygusuyla ne kendilerine çözüm üretebilirler ne de bu toplumu doğru bir yere taşıyabilirler.

Zaten toplumda siyasetçilere karşı güven duygusu da pek kalmadı. Dolayısıyla, sürekli toplumu sorgulayıp bu topluma yükleneceğinize kendinizi sorgulayın. Bence en iyi yöntem kendini okumaktır. Kendini iyi okuyan, en iyi şekilde yol alır!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol