Türkiye’de maalesef ki, erkek ağırlıklı bir siyaset yürütülüyor. 31 Mart Yerel seçimi için partiler adaylarını açıkladı. Her seçimde olduğu gibi yine HDP dışında diğer partiler kadın temsiliyetinde değişmeyen tablosuyla sınıfta kaldı. Yapılan aday tanıtım toplantısında parti liderlerinin yanında yer alan adayların neredeyse hepsi erkekti.

HDP eşbaşkanlık sistemini uygularken, AK Parti 1, CHP 2, MHP’de ise sadece 14 kadın aday gösterdi. Oysaki Türkiye’deki partilerde kadınlarda erkekler kadar emek veriyor ve bu partilere oy verenlerin yarısında kadın. Pratik çalışmalarda büyük emek veren kadınlar maalesef ki, erkeklerin gerisinde bırakılıyorlar ve kadınlara “vitrindeki manken” muamelesi yapılıyor.

Türkiye’de Anayasa’nın 10’ncu maddesinde de “kadın ve erkek eşittir, devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ifadesi yer alıyor. Fakat ülkenin nüfusunun yarısı kadın olmasına rağmen kamusal ve siyasette bu eşitlik bir türlü sağlanmıyor. Çünkü toplumda kadınlara karşı geleneksel ve kültürel anlamda çok büyük bir önyargı ve ayrımcılık var. Toplumdaki bu feodal sistem kırılmadan eşitliği sağlamak da mümkün olmaz. Bu yaklaşımın değişmesi de önce zihniyetten başlıyor. Yani seçim sahalarında teori yapmanın bir anlamı yok.  

Bu erkek ağırlıklı siyaset yapan partilerde yer alan ve oy veren kadınların bu politikalara karşı bir yanıtı olmalı. Kendi kaderlerine razı olmak yerine verdikleri desteklerin karşılığını almak için mücadele etmeleri gerekiyor.

Tabi adayların sadece kadın olmaları da yeterli değil. Önemli olan cinsiyetçi politikaların ortadan kalkması ve toplumun her alanında kadınlara özgürlüğün sağlanması için iddia sahibi olup değişimi yaratabilme gücüne sahip olmaları lazım. İşte o zaman kadınlar vitrin olmaktan çıkar ve eşit olur.

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol