Bütün sıkıntılara rağmen Türkiye’de demokrasinin işlendiğinin en önemli göstergelerden biri olan seçimlerin yapılması önemli bir kanıttır.  31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler, Türkiye’de başkanlık sistemine geçişinde ilk olması nedeniyle iç siyaseti olduğu gibi, dış siyaseti de ilgilendirdiği ileri sürmek mümkündür.

Başkanlık Sisteminin meşruiyeti ve Erdoğan’ın iktidarının sürdürülmesi açısından önemli olan yerel seçimlere muhalefet cephesi de büyük bir önem biçmektedir. Erdoğan karşıtı olan dış güçler, her seçimde olduğu gibi bu seçimi de dikkatle izlemekte, tabiri caizse mevcut iktidarının çöküşünün beklentisi içerisindedir. Tabi buna karar verecek olan halktır, seçmendir.

AK Parti ve MHP, Cumhur İttifakı ile seçimlere hazırlanmakta ve ona göre aday belirlemeleri yapmaktadır. Muhalefet cephesi ise sadece CHP ve İyi Parti’den olan oluşan bir ittifakla iktidara karşılık vermektedir. Daha önce ‘Hayır Cephesi’nde yer alan bileşenler şeklen dışarıda kalmış gibi görünmektedir. Bileşenlerden Saadet Partisi ve HDP, CHP ve İYİ Parti’nin oluşturdukları ittifakta yer almamalarına rağmen sahada gerekli noktalarda destek verecekler sanki.

HDP bu seçimde bölünecek mi?

Saadet Partisi olmasa bile HDP, özellikle batı illerinde CHP veya İyi Parti’nin adayını destekleyecek gibi bir ihtimal ortada. İttifakta yer alması uygun görülmeyen bir HDP nasıl olacak da batı illerinde aday çıkarmayıp CHP-İYİ Parti ittifakının adayını destekleyecek? Doğu’da Kürtlük adına Kürtlerden oy isteyen, hatta oya namus değeri biçen bir HDP; batıda ise Kürtlük adına değerleri bir kenara bırakarak adı geçen ittifakının adayını destekleyecek olan bir HDP. Apaçık bir akıl HDP’ye verilen Kürt oylarını bu şekilde bölerek güçsüzleştirmekte ve hatta bu şekilde itibarsızlaştırmakta.

Bu çelişkili durumu, hatta siyaseten tarihte Kürtlere tehlike oluşturabilecek bu adımı HDP’de politika yapan bazı şahsiyetler varsa ki var olduğuna inanıyoruz, görmeli ve ona göre gereğini yapmalı diye öneriyoruz. Aksi taktirde Kürt seçmeni bu muammayı görüp çözmeli ve ona göre bir siyasi duruş ortaya koymalıdır. Kürt seçmeni artık akılcıl davranmalı ve psikolojik tutumdan vaz geçmelidir.

Seçmenin tutumunu ne etkilemeli?

Artık seçimler genel ve yerel olmaktan çıkmıştır. İktidarın izlediği dış politikadan muhalefetin izlediği iç politikaya kadar her siyasi adım ve açıklama seçmeni etkilemektedir. Şu süreçte, liderlerin ortaya koydukları politik tavır ve duruşlar, seçmeni doğrudan etkileyen ekonomik sıkıntıların önüne geçmektedir. O nedenle, sandığa giden seçmenin tutumunu parti adaylarının özellikleri veya yaptıkları projeler ya da mevcut başkanlarının yaptıkları hizmetler tek başına belirleyici olmaktan çıkmıştır.

Özcesi, seçmene gidecek olan seçmen oy kullanırken, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun liderlik profilini de dikkate alacak, Fırat’ın Doğusu’na yapılan operasyonun getirdikleri ile götürdüklerini hesaba katacak.

Her ne olursa olsun, seçimler hiç kimse ve hiçbir siyasi parti için çantada keklik değildir. Kürtlerin de çantada keklik olmadığını gösterecekleri bir seçim olsun.

Saygıyla…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol