İslam süslemeciliğinde her şeye rağmen zaman zaman karşılaştığımız figür kullanımı, İslam sanatının yayıldığı uzun zaman dilimi göz önüne alınınca, genel eğilimi yansıtmayan münferit örnekler olarak kalmaktadır. Bunda din âlimlerinin yasağı hafifletici müsamahalı açıklamalarının yanı sıra İslam’ı kabul eden toplulukların güçlü sanat geleneklerini sürdürmeleri de etkili olmuştur. 

İslam mimarisinde her dönemde bir “yüzey bezemeciliği” anlayışıyla yapılar süslenmiştir. Yüzeylerin boş yer bırakılmadan süslenmesi İslam sanatçısında “boşluk korkusu” olarak adlandırılan bir psikolojik arka plana bağlanmak istenmiş ve zaman zaman buna karşı çıkan görüşler ortaya atılmıştır.

T.Buckhard "Aklın Aynası" isimli eserinde boşluktan korku duyulmasının aksine, bu sanatın bir boşluk oluşturduğunu, dünyanın telaş ve tutkuya yönelik telkinlerinin yerine denge, huzur, barış ve ahengi ifade eden bir düzen meydana getirdiğini belirtmektedir. Ona göre böylesine zengin nitelikli soyut süslemeler boşluğu doldurma amacı taşımaz, tam tersine, süregiden ritim duygusu ile boşluğu destekler. Böylece zihni tuzağa düşürerek, hayali bir dünyaya sürüklemek yerine zihinsel pıhtılaşmaları çözer. Ritim, akış ve bitimsiz bir melodi olarak süsleme, sükûnet ve tazelik ifadesine sahiptir. Bu süslemeler bütün çeşitlilik ve zenginliğine karşın hiçbir zaman mimarinin sadeliğini yok etmez,  aksine mimari görüntüye denge ahenk ve huzur kazandırır.

İslam Dünyası’nda mimari süsleme öncelikli olarak yönetici sınıf adına yapılan ve İslam ile hâkim yönetimin gücünü simgeleyen eserlerde kullanılmıştır. Bu nedenle “resmi mimari” olarak da nitelendirebileceğimiz bu yapılarda süsleme de, aynı amaca hizmet edeceği düşünülerek yoğun şekilde uygulanmıştır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol