banner9

Türkiye'de 2019 çok çalkantılı geçti. En önemli olay ise 31 Mart'ta yapılan yerel seçimler oldu. AK Parti'nin 18 yıllık iktidarı bu yerel seçimlerle birlikte resmen sona erdi. AK Parti ve devamındaki partilerin İstanbul, Ankara gibi metropollerde iktidarı da yerle yeksan oldu. İlk defa belki de Türkiye'de seçim ittifakları bu kadar çok konuşuldu.

CHP'nin öncülük ettiği İYİ Parti, HDP'nin de destek verdiği blok büyük bir zaferle çıktı seçimlerden. Erdoğan'ın yıllar önce söylediği "İstanbul'u kaybeden bütün Türkiye'yi kaybeder" sözleri vücut bulmaya başladı. Ankara ve İstanbul'u birden kaybetmeyi gururuna yediremeyen AK Parti İstanbul'da seçimlerin tekrarlanmasını istedi. Bu süreç AK Parti'nin adeta kendisini küçük düşürdüğü  bir süreç oldu.

Tekrarlanan seçimlerde İmamoğlu çok büyük bir fark atarak, seçimi tekrar kazandı. AK Parti'nin öne sürdüğü Binali Yıldırım ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti. Tabi bir de Yıldırım'ın Türkiye toplumuna kazandırdığı bir el ile mum söndürme olayı var onu da unutmayalım.

AK Partili Ali İhsan Yavuz'un "Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik" sözleri de en az Binali Yıldırım'ın mum söndürme fantezisi gibi tarihe geçti.

AK Parti'nin çöküş yılı olarak görüyorum 2019'u. Sadece çöküş de değil aynı zamanda dağılma yılı oldu. AK Parti içerisinde daha önce bakanlık yapmış, başbakanlık yapmış çok sayıda kişi yeni partiler kurmak için harekete geçti.

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül gibi isimler AK Parti karşısındaki yerlerini net bir şekilde belli etti. Özelikle Ahmet Davutoğlu kurduğu Gelecek Partisi ile farklı bir yola girdiğini resmen açıkladı. Tabi Davutoğlu yavaş yavaş geçmişte işlenen günahları da açıklamaya başladı. Örneğin Türkiye'de büyük katliamların yaşandığı 7 Haziran ile 1 Kasım arasında neler olduğuna dair de yavaş yavaş ipuçları vermeye başladı.

Bir tarafta bunlar yaşanırken, bir tarafta AK Parti yine kaybettiği seçimlerin faturasını Kürtlere kesmeye başladı. Büyükşehirlerin kaybetmesinde sebep olarak gördüğü HDP'ye yönelik operasyonlar başladı. İlk olarak hemen seçim sonrası YSK'nın KHK komedisiyle birçok HDP'li Başkanın mazbatası ellerinden alındı. Ardından yetmedi başta Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları olmak üzere HDP'li birçok belediye başkanı gözaltına alındı, tutuklandı ve yerlerine tekrar kayyum atandı. Bu kayyum meselesini Türkiye'nin literatürüne sokan AK Parti, toplum tarafından çok büyük tepki ile karşılandı.

Bir de Suriye'nin Kuzeyi ve Doğusu'na yapılan operasyon var. ABD'nin birliklerini oradan çekeceğini söylemesinin hemen ardından Türkiye operasyon başlattı. Bu operasyona Dünya kamuoyundan art arda tepkiler gelmeye başladı. Avrupa'daki birçok ülke Türkiye'ye yönelik ambargo kararı aldı. ABD'den Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar ve yaptırım kararları geldi. Avrupa Konseyi'nden Türkiye'ye yönelik kınama kararları çıktı.

NATO ve Birleşmiş Milletler'den Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar geldi. Tabi bununla da sınırlı kalmadı. ABD Temsilciler Meclisi’nde Türkiye'ye yönelik yaptırım kararları onaylandı. Erdoğan'ın mal varlığının da araştırılmasına yönelik tasarı ile birlikte Türkiye'de telaşlı bir hal oluşmaya başladı.

Suriye'ye yönelik operasyonlar büyük tepkiler üzerine durduruldu. İran, Suriye ve Irak'ın da bölgede yaşananlara ilişkin ciddi tepkileri oldu. Tabi bu ülkeler 2019'da kendi içlerinde de büyük krizler yaşamaya başladı. İran'da benzin zammı ile başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. Yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Irak'ta hükümete yönelik protestolar Başbakan'ın istifası ile devam etti. Irak ve İran'da protesto eylemleri ve kriz 2020'de devam edecek gibi duruyor.

Türkiye'nin Suriye'ye yönelik operasyonu ile başlayan ambargo ve yaptırım kararları ile Türkiye büyük bir ekonomik krizin içine girdi. Bu krizden çıkışın yegane yolu ise yine emekçilerin sırtına yüklenen zamlar oldu. Türkiye'de hemen her alanda 2 kat 3 kat zamlar yapıldı. Bu kadar büyük kriz durumu varken Kanal İstanbul Projesi de yılın son bombası olarak vatandaşın kucağına konulmak istendi. Bu projeye yönelik büyük tepkiler oluştu. Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin tartışmalar 2020'nin de en sıcak gündemi olacak.

Kürt siyaseti açısından ise yine "Baskılar bizi yıldıramaz, direne direne kazanacağız" yılı olarak geçti.

2019'da kadın cinayetleri de artarak devam etti. Tek tek isimleri defalarca verdik. Ama Vicdanları sızlatan cinayetler tekrar yaşandı. Bu cinayetlerin önüne geçilecek etkili bir politika maalesef yine hayata geçirilmedi. Sürekli olarak sanki bu cinayetler politik cinayetler değil de adli vakalarmış gibi gösterildi. "Koca cinnet geçirdi, sevgili cinnet geçirdi, baba cinnet geçirdi" gibi girişlerle bu cinayetler kamuoyuna sunulmaya çalışıldı. Ama mesele cinnet geçirme meselesi falan değil mesele son derece politik ve bilinçli bir katletme durumudur. Bu cinnet geçirme ile bir şekilde cinayetleri meşrulaştırma yaygaraları artık yenilmiyor. Bu "Cinnet geçirme" meselesini niye hep erkekler yaşıyor o da ayrı bir muamma!

2020 beklentilerim neler?

AK Parti'nin başlayan çöküş ve dağılma sürecinin son aşamaya geleceğini düşünüyorum. Artık MHP'ye mecbur ve mahkum bir AKP var. MHP desteğini çektiği andan itibaren Perinçek, Ağar ve Soylu'dan başka kimse kalmayacak yanlarında. Kanal İstanbul gibi projeler artık son çırpınışlardır. AK Parti'nin bir daha hiçbir seçim kazanamayacağını AK Parti'nin başındakiler de biliyor AK Parti'nin en altındakiler de biliyor. Bir erken seçim olur mu olmaz mı bu tamamen Bahçeli'ye bağlı. Muhalefetteki diğer bütün partiler erken seçim istiyor. MHP de erken seçim dediği andan itibaren zaten AK Parti'nin sözünün bir hükmü kalmıyor.

2020 Kasım'ı veya 2021 başında bir erken seçim olacağını düşünüyorum. Bu AK Parti'nin son seçimi olacak. Muhalefet kanadı eğer yine ittifakı sağlayabilirlerse sağlam bir koalisyon hükümeti oluşabilir. Türkiye'nin tekrar normale dönmesi açısından da bu iyi olacaktır. Ekonomik olarak da 2020 daha da kötü olacak. 2019 ve öncesinde işsiz kalanların elinde avucunda kalanlar da bitecek.

Her gün yapılan zamlarla birlikte orta sınıf da artık fakir grubuna girecek. Çiftçi ve emekçiler artık üretemeyecek duruma gelecek. Çünkü ürettikleri ellerinde kalacak. Bu ruh bozukluğu ile 2020'nin nasıl geçeceğini artık siz düşünün...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol