banner40

‘Ey Âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allâh israf edenleri sevmez’ (el-A'raf, 31). Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim de israfla ilgili bu ve bunun gibi ne kadar güzel ve anlamlı ayetler var değil mi?

Ama gelin görün ki, insanoğlu kendine bahşedilen nimetlerin kıymetini bilmiyor, bilmediği gibi savurganlığı ile diğer kardeşlerinin payını, hakkını, hukukunu çalıyor, çalmaya devam ediyor.

29 Eylül ‘Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü’ idi. Açıklamalara baktığımızda dünyada her yıl 1.3 trilyon ton gıda israfı ediliyor. Bunun sonucunda 2019-2022 yılları arasında yetersiz beslenen insan sayısı 150 milyon artarak 829 milyona ulaştı. Bu bilinen rakamlar ya bilinmeyenler. Oysa israf edilen bu gıdalar açlık çeken insanların ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayabilir miktarda…

Ülkemize baktığımızda da durum hiç de iç açıcı değil. Aynı savurganlık bu kadar yoksul ve açımız olmasın rağmen büyük boyutta. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı '2022 İsraf Raporu’na göre, Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini israf ediyor. Bunun içinde gıda israfı 2021 yılı sonu itibarıyla sebze ve meyve başta olmak üzere 40 milyar doları aşıyor.

Peki kişi başına düşen milli gelirin bu kadar düşük olduğu ülkemizde, bu kadar israfı kim yapıyor? Bunu da açlık ve yoksulluk sınırına baktığımızda anlayabiliriz. Çünkü yoksul ve aç insanların israf etme gibi bir lüksü yok. Türk-İş'in Eylül ayı açlık ve yoksulluk sınırı da bunu kanıtlar nitelikte.

Türk-İş araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin Eylül ayı sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması yani açlık sınırı 7 bin 245,18 TL'ye yükseldi. Açlık sınırı 7 bin 245 TL ile asgari ücretin 1745 TL üzerinde gerçekleşti.

Dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ile giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise, 23 bin 599,93 TL'ye, bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti de aylık 9 bin 469,35 TL'ye yükseldi.

Ülkemizde ne kadar çalışan, bu kadar kazanıyor. Net olarak bilinmiyor. Fakat bir gerçek var o da nüfusun yüzde 15-20’lik bölümü bunun çok üzerinde gelire sahip olmakla kalmıyor, ülkedeki israfında baş sorumluları olarak karşımıza çıkıyor.

Dolayısıyla Müslüman bir ülkede bu kadar israfın olması üzücü, üzücü olduğu kadar da düşündürücü… Sayıştay raporuna göre, İslam Aleminin Lideri olarak gördüğümüz Sayın Cumhurbaşkanımızın Külliyesinin günlük harcaması 2 milyon TL artarak, 10 milyon liraya ulaştı. Ee tabi itibardan tasarruf olmaz. Tasarrufu biz yapmaya devam ederiz.

Ha bir de bu israfın farklı bir boyutu var ki, o daha da vahim. Çünkü gıda israfı aynı zamanda karbondioksit salınımına sebep olarak iklim krizini tetikliyor. Yani bir nevi dünyamızı yok ediyoruz.

Son olarak bir dipnot düşeyim. Amerika Birleşik Devletleri merkezli ekonomi dergisi Forbes, Türkiye'nin yaşanabilir şehirlerini açıklamış. Derginin yaşanabilir kentler araştırmasında şehirleri, yaşanabilirlik, yenilikçilik, hizmetlere erişilebilirlik, üretim potansiyeli, ticaret becerisi verilerine göre sıraladı.

Listenin başındaki şehirler belli, oraya girmeye hiç gerek yok. Ama sonuna baktığımızda Doğu ve Güneydoğu şehirlerinin sıralandığını görüyoruz. Acaba neden?

Sevgiyle kalın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol