https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

İYİ Parti Genel Baş/ba/kanı Sayın Meral Akşener, partisinin  belediye başkanları ile bir araya geldiği toplantıda bir kez daha “Başbakanlığa Aday” olduğunu açıkladı. Akşener, başkanlarının “Partimizin cumhurbaşkanı adayı sizsiniz” ifadelerine “Başbakanlığa adayım, bunun geri dönüşü olmaz” diye karşılık verdi. Peki bunu nasıl okumak gerekiyor? Siyaseten bunun anlamı ne demek? Akşener’in bu talebi başta CHP olmak üzere Millet İttifakının diğer bileşenleri için ne anlama geliyor?

Bütün bu soruların cevabı net bir şekilde zaman belirleyecek ancak bu anlamda Akşener’in ortaya koyduğu duruş ve yaptığı açıklamalara bakılırsa bazı sonuçlar çıkarmak mümkündür.

Anketlere bakılırsa, muhalefet kanadında oy oranı en fazla artan Akşener’in ‘İYİ’sidir. Hal böyle olunca politik egosu daha fazla büyümektedir Bayan Asena’nın. Bu ego, kendisini meydanlarda muhalefeti diğer bileşenlerine karşı daha fazla söz sahibi yapmaktadır. Aynı zamanda adı geçen ego, 6’lı Masada Bayan Asena’yı masanın daha fazla sarsını geçirmesine etki sahibi kılmaktadır.

Yukarıdaki çerçeveden yaklaşılırsa, Bayan Asena’nın başbakanlığı garanti olmuş oluyor. Bununla beraber sürekli telakki ettikleri ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemine Geçişe doğru Türkiye’nin siyaseten güzergâhı berraklaşmış bir hal alır.

Belki de en önemlisi Akşener, CHP Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na daha ince, Akşenerce bir strateji ortaya koymaktadır. Bununla ne demek istiyoruz Peki? Kendini Millet İttifakının adayı olarak ortaya koymakta sakınca görmeyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını inceden inceye onaylamayan bir Merak Akşener’den söz etmek mümkündür. Bugüne kadar Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda hiçbir emare vermemiştir. Başka bir anlatımla İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda destekleyici bir duruş sergilemediği gibi ufak ufak da karşı çıkmaktadır her ne kadar milletvekilinin alevi çıkışı sonrası özür dilese bile. Yani Bayan Asena, hem başbakanlığı cepte hem de ittifakın adayı ölçülerine de kendince ayarlar vermeye devam etmektedir.

Seçime bir kala, hali hazırda anketlere göre yüzde 16-17 bandında bir oran gören İYİ Parti acaba bu oran önümüzdeki süreçte yüzde 20’yi bulursa bu, Meral Akşener’in duruşunda ve izleyeceği çizgide ne gibi değişikliklere yol açar? Esasen bunu tartışmakta yarar var ki onun duruşunda meydana gelen değişiklikler hem ittifakının geleceği ve varlığını hem de adayın kim olacağı konusunda büyük bir öneme sahiptir.

Hali hazırda gelinen noktada 6’lı Masa ilk başlarda verdikleri güven ve ortaya koydukları ciddiyetten giderek uzaklaşmaktadır. Bu uzaklaşmanın kaynağı elbette masadaki olup bitenlerin kamuoyuna yansımasıdır. Diğer taraftan başta CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Lideri Akşener’in zaman zaman birbirlerinin tamamlamayan yaklaşımlarıdır. Buna adı geçen büyükşehirli belediye başkanlarının çıkış ve yaklaşımları ekleyince güven zedelemesi giderek daha net hissedilmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, genel başkanından bağımsız hareket ve çıkışları ve Akşener’in Ekrem İmamoğlu’na zaman zaman teveccüh etmesi; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylık konusunda öne çıkması ve kimi zaman bu anlamda tavır ortaya koyması, bütün bunların bileşkesinin 6’lı Masa’daki genel başkanlara menfi etkisi, masanın ciddiyet ve güven verici özelliğinin tartışılır olmasını hatta zayıfladığını hissedilmesini beraberinde getirmiştir.

Tabi Türkiye gibi bir ülkede, siyasi dinamiklerin her an değiştiği bir ülkede, seçimlere bir buçuk yıl kala oluşturulan 6’lı Masa’nın varlığını, güvenirliğini ve ciddiyetini korumak kolay değildir. Hele masanın gölge destekçisi olduğu iddia edilen HDP ile masanın tavrının bir türlü netleşmemesi zamanla bir güven bunalımının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kılıçdaroğlu’nun alevi ve Kürt olmasının bileşenleri oluşturan kesimin hissiyatında yer alması masa açısından başka bir zorluktur. Şunu eklemekte fayda vardır ki, Kılıçdaroğlu’nun alevi ve Kürt olması Türkiye demokrasisi için handikap değil bir kazanım olarak görülmelidir. Zira Kılıçdaroğlu, yıllardır cumhuriyeti kuran Atatürk’ün partisi olan CHP’nin genel başkanlığını yapmaktadır ve bu herhangi bir kıyamete neden olmadı.

Türkiye demokrasisinin mevcut cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile ana muhalefet lideri Sayın Kılıçdaroğlu’nun sandık mücadelelerine tanık olması, siyaseten önemli bir kazanım olacağını düşünüyoruz.

Saygıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol