Çocukken, hayallerimiz vardı. Sonra, hayallerin yerini idealler aldı. Şimdi ise ne hayallerimiz kaldı, ne de ideallerimiz, sadece anılarla avunuyoruz.

Ya düşlerimiz? Onlar, irademizin dışında... Özlemler, idealler, iyilikler ve kötülükler, renkli veya siyah beyaz kareler halinde, bilinçaltımıza hükmetmeye devam ediyor.

Çocukken, 'keşke büyüsek' diye, gelecek yılların yolunu gözlerdik. Gençliğimizde, hiç de acelemiz yoktu. Zamanın acımasız bir hızla akıp gittiğinin farkına vardığımız yaşlarda ise düşlerimizi, hayallerimizi ve anılarımızı sadece çocukluk ve gençlik yılları süslemeye başladı.

Keşke hep çocuk olarak kalabilseydik, keşke gençlik yıllarımıza geri dönebilseydik!

Çocukken veya gençken, bayram günleri, sadece içinde yaşadığımız güzelliklerin tadına varmayı düşünürdük. Ne gam vardı, ne keder... Mutluluk dedikleri oydu demek ki... Bunun farkına yazık ki geç varabildik.

Kaç yıl geçti aradan?

ZAMANI durdurmak ya da saatleri geri almak gibi bir şansımız yok. Geçmişi geri getiremeyiz. Giderek artan keşkelerle, duyulan pişmanlıklar da artık anlamsız. En doğrusu, her yaşın kendine özgü bir güzelliği var avuntusuyla, yine anılara sığınmak. Onlar bizim son durağımız, son limanımız, son istasyonumuz.

İyi ki varsınız anılar...

Çocuklarımıza ve torunlarımıza, 'Çocukluğumuzda, bütün yıl, bayram namazından dönen babamız, elini öptürüp gümüş bir lira verecek diye bayramları iple çekerdik' nostaljisine gözyaşlarımızı karıştırıp anlatabileceğimiz öyküler, küçümsenecek bir zenginlik değil...

Yirmi yedi yıl önce kaybettiğim sevgili babacığımdan, son gümüş bir lirayı hangi bayramda almıştım? Rahmetli babamın daha önce bayram hediyesi olarak aldığı deri kemerimi yastığımın altına koyup uyuduğum tarihten bu yana kaç yıl geçti?

Rahmetli annemi kaybedeli de tam on yedi yıl olmuş. Demek ki, bayramları  yirmi yedi yıldır babasız, on yedi yıldır da hem annesiz hem babasız kutluyorum. Oysa ben seni babamın beni sevdiği kadar seni sevmiştim. Büyüğüm, sana verdiği değeri ve babamızın emanetine sahip çıkmadı. Bu yaşadığımız ve yaşattığın acılarda bir ömür boyu yüreğimde bir anı olarak yaşayacak. Oysa ne kadarda hevesliydim bayram sabahları babamın yerinde senin ellerini öpmeye, bu bayram elini öpmeyeceğim. Sen küçüğünü kaybettin, bense büyüğümü kaybetmişliği hüznüyle bu bayramı kutlayacağım. Anlayacağın yine anılarla geçti bu bayram…

Anılara sığınmak da yararsız. Ama onlardan kaçmak da imkansız. Yaşadıklarımız gibi anılarımız da gerçek...

Geçmişte yaşanılan anılarla anılacak bayramların yerini sosyal mesafeli bayramlar mı alıyor endişesini de yaşamıyoruz değiliz. Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı nedeniyle bizler en yakınlarımız olan ağabeylerimiz, amcalarımız, teyzelerimiz, halalarımız ve kardeşlerimizin bayramlarını bile kutlamazken, Kurban Bayramı’nda ise, yine vatandaşlarımızda koronavirüs endişesi devam etti. Son zamanlarda gerek bölgemizde gerek ilimizde artan koronovirüs vakaları nedeniyle vatandaşlar arasında tedirginliğe neden oldu. Birçok vatandaş sosyal mesafe kuralına uyacağını umut etmiştik, ancak umutlarımız yıkılıp, alınan hiç bir karara uyulmadığı görüldü.

Birçok vatandaşımızın da yine sosyal mesafe kurallarını hiçe saydığı gibi maske kurallarında ihlal edildi. Bayramın birinci gününde başlayan bayram tatilini fırsat bilen vatandaşlar serin olan bölgelerde 4 gün süren bayram tatilini geçirmesine geçirdi de, sosyal mesafe kurallar, maskesiz dolaşma had safhadaydı.

Birde bayramlaşmalar, tokalaşmalar, öpüşmeler, sır sırta vermeler, korona kimin umurundaki, nişan törenleri, düğünler toplu yemek ikramlarının sonucunda vaka sayısında büyük artışlar yaşanmakta dikkatsizliğin göstergesidir. 

Bayramlar ve özlemler

ÇOCUKLUĞUMUZDA ve geçliğimizde, bayramlar huzur verirdi bize. Kalbimiz sevinçle ve mutlulukla çarpardı. Şimdi ise hüzün kaplıyor yüzümüzü... Alnımızdaki çizgiler biraz daha derinleşiyor. Yitirdiklerimiz geliyor aklımıza... Onları ve onlarla geçirdiğimiz yılları özlüyoruz.

Çok yakınımız da olan babamızın, ama şuracıkta olan annemizin kabirlerini bu mübarek bayram sabahı ziyaret edemedik, evimizde fatiha okuma şansına sahip olduk, hüznümüz ve özlemimiz bir kat daha artıyor.

Ama şu virüs illeti yüzünden bayramı bayram tadında yaşayamadık, anılarımızdaki acıların yoğunluğuna rağmen sevinmemek, mutlu olmamak mümkün mü? Şu cıvıl cıvıl çocukların sevincini, su kabına sığamayan gençlerin mutluluğunu görmek bile yetiyor insana.

Bayramlar her şeye rağmen güzel...

Bayramlar sevgileri daha da derinleştiriyor, daha da yoğunlaştırıyor. Bayramlar uzakları daha yakınlaştırıyor, insanları birbirine daha yaklaştırıyorken, koronavirüs nedeniyle bedenen herkesten uzak kaldıysam, emin olun ki, ruhen sizlerleydim.

Daha güzel yarınlar yaşamak adına herkesin sosyal mesafeye ve maske takma kurallarına uyacağını umuyorum.

Geçmiş ve gelecek olan tüm özel günleriniz kutlu olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol