TV'ye bakarken bir kanalda 'gelinlerin' yarıştığını gördüm. Programın adı: Gelinim mutfakta.  'Gelinler' yemek yapıyor, kaynanalar ise değerlendirip puanlıyordu. Programa biraz baktığımda gelinlerin 'kocalarına nasıl hizmet etmeleri gerektiği' ve 'kocalarına nasıl daha güzel yemek yapmaları gerektiği' anlatılıyordu.

Kadına yönelik şiddetin medya önünde ve resmi istatistiklerde neden bu kadar arttığını merak eden varsa buyursun anlatayım. Öğretilmiş ve her dakika ezberletilmeye çalışılan toplumsal cinsiyet rolleri vardır.

Bu roller erkek senaristler tarafından yeni dağıtılmadı. 4 bin yıl öncesine kadar gitmekte fayda var. İnsanlığın yerleşik hayata geçişi, tarım toplumu, 'medeniyetler' ve tabi ki dinler...

İnsanlığın moderniteye her geçtiğini sandığı dönem aslında toplumsal cinsiyet rollerinin biraz daha netleştirildiği dönemler oldu. Kadının rolü, tanrıçalıktan, var eden olmaktan giderek cariyeliğe, köleliğe, doğurma makinasına dönüştü.

Dini kitaplar ve erkek peygamberler bunu sürekli olarak hafızlara kazımaya devam etti. Krallıklar bu rolleri giderek perçinlemeye çalıştı. Bazı kadınlar zaman zaman buna itiraz etmeye çalışsa da 'cadı', 'fahişe', 'şeytan' olmaktan öteye gidemedi.

Her neyse 'katillerin' yazdığı tarihe gidip tekrar aynı şeyleri anlatmaya şimdilik gerek yok. Daha önceki yazılarımda detaylı olarak anlatmıştım. Kısaca bilin istedim. Şimdi gelelim yaşadığımız bu çağa.

Dijitalleşmenin bu kadar artması ile birlikte kadınların bazıları artık herhangi bir somut aracıya ihtiyaç duymadan seslerini duyurmayı başardı. Seslerini duyurabilen bu kadınların bazılarına erkekler ulaşmakta zorluk yaşadı.

Kadınlar, daha sonra bir araya geldi. Seslerini yükseltti. "Biz varız" dedi. "Biz varız" diyen kadınlar kocaman bir ordu ile savaşmaya başladı. Bu savaşın içinde karşılarında kadınlar da var.

Binlerce yıldır oluşan korkular, binlerce yıldır ezberletilenler, gelenekler, görenekler, dinler onları o kadar esir aldı ki; bu esaretten kurtulmak hiç kolay olmuyor. Okullarda ders kitaplarında bu katliamcı öğretiler defalarca tekrarlatıldı.

Televizyonlarda ve medyada bu ezberler sürekli tekrarlatıldı. "Kadın evde olmalı, yemek yapmalı, çocuk yapmalı, güzel olmalı, dedikodu yapmalı, namusunu korumalı, aileyi korumalı" İşte erkek tarafından noktasına virgülüne yazılan sistemin temel istediği bunlar oluyor. 'Gelin' diye program yapılıyor. Burada kadının erkeğine ne kadar güzel yemekler yapması gerektiği öğretiliyor.

Erkeğe güzel yemekler yapmak için yarışmalar yapılıyor. Erkeğin babası tarafından köleleştirilen kayınvalide ise bunu denetliyor. Erkek olan oğluna gelinin ne kadar güzel yemekler yapabileceğini denetliyor.

Başka programlarda yine kadınların erkekleri için ne kadar güzel giyinebilecekleri anlatılıyor, kadınlar yarıştırılıyor. Kadının bundan fazla bir misyonunun olamayacağını düşünen erkekler, kadın bu misyonun dışına çıktığında ise ya şiddet uyguluyor ya da katlediyor. Şarkı ve türkülerin birçoğunda kadınlar ve gelinlere biçilen misyonu hepimiz biliyoruz.

Çünkü erkek için kadın, evde güzel yemek yapmalı, onun için süslenmeli, çocuklarına bakmalı.

Bundan fazla bir misyon kadının boyunu aşar. Yüzlerce atasözünde de kadına şu şekilde yer vermedi mi erkek; "saçı uzun aklı kısa olandır kadın". Bu kadar çarpık bir sistemde özgürlükçü ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir paradigma beklemeyin. "Gelinim mutfakta" öğretisi binlerce yıldır devam ediyor. Çünkü bu sisteme göre 'gelinin' mutfak dışında gidebileceği başka yer yoktur. Mutfak dışında bildiği başka bir şey de yoktur ve olmamalıdır. Mutfak dışına çıkan gelin iffetsiz 'gelindir'!

Kadınlar, erkeğin tahakkümcü yapısının olduğu bütün rollerden kaçınmalıdır. Kimsenin üzerinde gururlanacağı ya da utanacağı gelini, kızı, karısı, annesi olmamalıdır. Kadın sadece kendisi olmalıdır.

Hiç kimse ile eşit şartlar dışında bir tanımla bir araya gelmemelidir. Televizyonlarda bu tarz dizi, program izlemiyorum ama izleyen milyonlarca insan var. Sizlerden ricam; lütfen bu tür yapımlara prim vermeyin.

Ortak bir yaşam alanında bulunduğunuz hiçbir kadın size güzel yemek yapmak zorunda değildir ve asla öyle de hissetmemelidir. Bu faşist bir yapıdır. Bu katliamcı bir yapıdır. Bu yapıya sırtınızı dönün, bu yapının suratına tükürün.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol