banner9

Mülteci hareketliliği Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle sürekli yaşanmaktadır. Özellikle de Suriye’deki savaştan sonra oradaki insanlar ölümden kaçarak, Türkiye’ye sığınıyor. Son günlerde İdlib’teki savaştan kaynaklı binlerce insan yine Türkiye’nin sınırına dayandı.

İdlib’te Suriye/Rusya ve Türkiye arasında yaşanan çatışma nedeniyle Türkiye Avrupa’ya açılan kapılarını mültecilere açtı. Ve ortaya büyük bir insanlık krizi çıktı. Bir yem ve silah gibi kullanılan mültecilerin hali içler acısı. Binlerce insan deniz ve tampon bölgelerde sıkışmış durumda ve umutlarının peşinden gitmek için ölümle dans ediyorlar adeta…

Kendi ülkelerinde yaşanan çatışma, şiddet ve zulümden kaçan mültecilere bir de gittikleri ülkelerde zulüm ediliyor. İdlib’te yaşananlardan sonra mültecilere karşı ırkçı ve faşizan dil daha çok kullanılmaya başlandı. Irkçı ve ayrımcı söylemlerin meşrulaştırılmasında, yaygınlaştırılmasında ve yeniden üretilmesinde de medyanın rolü çok büyük ve sorgulanması lazım.

Bakın insan doğarken onur, şeref, ve gururla doğmaz. Bu olgular okullarda da öğretilmez. Onur, şeref ve gurur insanın yaşam deneyimlerinden, içsel değerlere evrilen kişilikten oluşur. Bu mültecilerin onurunu kıranlar, şerefine dil uzatanlar esasından onur ve şereften yoksundur.

Önemli olan hangi toprakta doğduğun, hangi dile, dine, renge mensup olduğun ve nerede okuduğun değil, önemli olan insan olmaktır. Siz eğer ki bütün bunları gözeterek insanları değerlendiriyorsanız, asıl cahil olan sizlersizin ve başkalarını insan olarak görmediğiniz için siz de insan değilsiniz.

Yazık, hem de ne yazık ki insanlığımıza. Günlerdir binlerce insan ile denizde ve karada topla oynar gibi oynanılıyor. İşin en kötü tarafı da, her saat sayı verilerek şu kadar mülteci sınırı geçti deniyor. Ya bu insanlar koyun mu? Sayıyorsunuz. Bu nasıl bir vicdan ve merhamet. İnsanın şerefi ve onuru vicdanında gizli. Eğer siz vicdandan yoksun olursanız o zaman şeref ve onurdan da yoksun olursunuz.

Ayrıca Birçok mültecinin kendi ülkelerinde hayalleri varken, nerden bileceklerdi ki bir gün savaş olacak ve mülteci bir hayat yaşayacaklar. Yarın bizim de başımıza gelmeyeceği ne malum.

İnsanı en çok yaralayan da, o küçücük çocukların ağlayan gözleri, annelerin acıyan yüreği ve babaların çaresizliği. Allah kimseyi çaresiz bırakmasın. Savaş ve insani krizlere sebep olanlar elbet yaptıklarının bedelini öder.

Çünkü Allah çok adaletlidir ve o kimsenin hakkını kimseye bırakmaz. Yüce Allah herkese belli bir zamana kadar mühlet verir. Ardından onlara azap çektirir. Özellikle de Kuran’da zalimleri çok açık bir şekilde tehdit etmiştir. Gerçekten Yaradan tarafından yaratıldığına inanan bir insan yaptığı bütün kötülük ve çirkinliklerden utanır. Ve elbette ki bu dünyada her şey ve herkes geçicidir, baki olan ise insani duygularımızdır ve herkesi kurtaracak olan da budur.  

Mültecilere yaşatılan insani krizi oluşturanlar da, sessiz kalanlar da yarınlar için umutla yaşamasınlar, çünkü onlar daha ağır olanı yaşayacaklar.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol