https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

Yeni Rapor: Türkiye’nin orman varlığı azalıyor

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde 'Türkiye Ormancılığı 2022: Türkiye'de Ormansızlaşma ve Orman Bozulması Raporu'nu tanıttı. Prof. Dr. Erdoğan Atmış’ın yaptığı rapor, 11 akademisyen, 2 uzman tarafından kaleme alındı. Raporda, Türkiye’deki ormansızlaşmanın, orman kaybının hızla arttığına dikkat çekildi.

Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi’nde yapılan toplantıya Aydos Ormanları Savunması, Kuzey Ormanları Savunması ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) temsilcileri de katıldı.

Açılış konuşmasını yapan TOD Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Kara, “Giderek artan ormansızlaşma ve onun sonucunda ortaya çıkan doğal afetler, ülkemizde büyük ciddi yıkımlara neden olmakta” dedi.

140 BİN HEKTAR YANDI

Ormanlık alanların sadece kağıt üzerinde arttığını belirten Kara, “Rakamlarla oynamayı bir başarı gibi gören ve toplumu bunu bir anlatırken sahte haz duyan bir anlayış var. Birçok yer kağıt üzerinde değiştirilerek ormanlık alan olarak gösterildi” diye konuştu. Son olarak orman yangınlarına dikkat çeken Kara, “En son çıkan orman yangınlarında iklim krizinin etkisi büyük. Ancak siz bilime sırt döner, tedbir almazsanız felakete davetiye çıkarırsınız. Geçen yıl 15 günde 140 bin hektar alan yandı. Ülkedeki yıllık yanan alan ortalaması 8 bin hektarken” ifadelerini kullandı.

Ardından sözü alan raporun editörü Ormancılık Politikası Uzmanı Erdoğan Atmış, “Ormanlık olarak gösterilen alanlar fiili olarak orman değil. Bunun yanı sıra orman parçalanması da her geçen gün artıyor. Sadece 11 yıl içerisinde orman parçalanma miktarı yüzde 56 arttı. Ormanları ekonomiye kurban ettiler. Büyük parçaları ormanlar, küçük parçalara bölündü. Orman yangınlarının nedeni bu tablo. Çünkü ormanları parçaladınız. Ormanın içerisindeki etkileşimini artırdınız” diye konuştu.

Raporun özet bölümünü kaleme alan Doç. Dr. Cihan Erdönmez toplantıda korunan alanlara ilişkin bilgi verdi. “Korunan alanlar kavramsal olarak iyi bir ufuk açıyormuş gibi görünse de ne yazık ki Türkiye’de öyle bir tablo yok” diyen Erdönmez, “Korunan alan sistemini kuranlar ormancılık. İlk milli park, orman kanununda yer verilmiş. Tabiatı koruma alanları en korunan alanlardır. Bizde tabiat parkları var, sözde koruma alanları. Koruma ağırlığı yüksek gerçekten korunan alanların azaldığını, sadece adında koruma geçen kullanımı yüksek alanların arttığını görüyoruz. Toplam koruma alanı artmış gibi görünüyor ama gerçekten korunan alan sayısı her geçen gün azalıyor. Bütün mesire alanları bir gecede yüzden fazla mesire yeri tabiat parkına dönüştürüldü. Bunların korunan alanla yakından uzaktan alakası yok. Biz tabiat parklarını, lunaparka dönüştürdük” ifadelerini kullandı.

'MADENCİLİKTEN TURİZME GENİŞ UYGULAMALARLA YOK EDİLİYOR'

Kitaplaştırılan raporun özet bölümünde şu ifadeler yer aldı: “2020 yılı sonu itibariyle 748 bin hektar orman alanı madencilikten enerjiye, turizmden ulaştırmaya uzanan geniş bir yelpazedeki uygulamalara tashih edilmiş durumdadır. Fiilen orman olmayan ve ülke toplam ormanlar yüzde 3,2’sine karşılık gelen bu alanlar orman varlığı envanterinde halen orman olarak görünmeye devam etmekte ve bu nedenle ormanların azalmadığı aksine arttığı yönünde yanıltıcı bir algı oluşturmaktadır. 1973 yılında yapılan değişiklikle de kamuoyunda ‘2B’ olarak bilinen orman alanlarının orman sınırları dışarısına çıkarılması işlemine başlanmıştır. Son verilere göre bugünkü ülke 626 bin hektar orman alanı, orman sınırları dışarısına çıkarılmıştır. Orman Yasası’na 2018 yılında Ek 16’ncı madde ile orman sınırları dışarısına çıkarılma işlemi yeni bir boyut kazandı. Bugüne kadar Ek 16 maddesi ile 928 hektar orman alanı orman sınırları dışarısına çıkartıldı.

Türkiye’de ormanların karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sorun da ormanların giderek daha küçük parçalara bölünüyor olması. 2008-2019 yılları arasında 180 hektardan küçük orman alanlarının sayısı yüzde 118 arttı. Odun üretimi de ormanlardaki tehdidi artırıyor. Yalnızca 2017-2021 yılları arasında beş yıllık döneminde endüstriyel odun üretiminde yüzde 78,7, yakacak odun üretiminde yüzde 25,9 ve toplam odun üretiminde yüzde 25,9 ve toplum odun üretiminde yüzde 69,5’lik bir artış yaşanmıştır. Türkiye’de ormanların ve ormancılığın durumu, ne yazık ki, pek çok siyasetçi ya da bürokrat tarafından gösterilmeye çalışıldığı gibi parlak değildir.” (artıgerçek)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol