https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili Okurlarım.

Önce oku, doğruluğunu araştır; sonra inan.

Biz Türkiye insanları çok beleşçiyiz. Genelde beleşi çok severiz. Buna hazırcılığı da ekleyebiliriz.

Bugünkü teknolojik anlamıyla kopyala yapıştırcıyız. Bayağı da rahatlık veriyor insana sanırım. Yalnızca maddi yönden mi? Hayır. Siyasi yönden daha çok beleşçiyiz/hazırcıyız.

Okumak yok,

Sorgulamak yok,

Bu ne demek istedi diye merak edip araştırmak yok.

Hadi eskiden bir şeyin doğrusunu öğrenmek için, bir yığın ansiklopedi sayfasını karıştırmak, bu sayfalar arasında çoğu kez kaybolmak vardı. Hatta bir süre sonra neyi aradığımızı bile unutur olabiliyorduk.

Ya şimdi?

Google nenen bir meret var bir ona sor kardeşim.

Yok…

Bir You Tube var, bari ona yaz kardeşim,

Yok…

Bu okuma, araştırma, sorgulama tembelliği galiba bizim genlerimizde var.

Sağcısı da böyle, solcusu da böyle, muhafazakârı da böyle…

“İmama uydum Allah u ekber,”

Üstat Mao şöyle diyor,

Lenin şöyle derdi.

Doğru olmasına doğru, Mao’nun söyledikleri,

Doğru olmasına doğru Lenin’in söyledikleri,

Doğru olmasına doğru Atatürk’ün söyledikleri…

Bu liderleri doğru dürüst okudun mu?

Hayır…

Bu sözleri ne zaman, hangi ortamda, hangi koşullarda, niçin söylediklerini bir kerecik olsun düşündün mü?

Hayır.

Kopyala yapıştır,

Ezberle lafın nereye varacağını düşünmeden söyle. Kendini bir şey biliyorsan.

Vay be adama bak Leninist,

Tabi adam Maocu ya,

Ya da adam sapına kadar Atatürkçü, desinler.

Desinlerle olmuyor beyler.

Tabi inanmak, düşünmekten, okuyup irdelemekten kolay.

İşte beleşçiyiz, hazırcıyız dediğim bu.

Siyaset de, Kültürde, iş hayatında…

Yani

Hayatın her alanında…

Arkadaş adam hayatın her dalında; doçent olmak, doktor olmak, profesör olmak için kopyala yapıştırlarla hazırlanmış tezleri parayla satın alıyor. Araştırmak, bilgi dağarcığını geliştirmek gibi çabası yok.

Seksenlerde sol böyle yok olup gitmedi mi?

Sol gazeteleri ceketimizin dış cebine koyarak hava atıp solcu geçinmedik mi?

Sonumuz ne oldu?

Bir saman alevi gibi sönüp gitmedik mi?

Çünkü çoğumuz özde değil sözde solculardık. Bir karşı hareket anında nasıl bir tavır alınır, okumadığımız için bilemedik.

Bizi armut toplar gibi toplayıp içeri attılar.

Tabi okuma tembeli olduğumuz için, araştırmak gibi bir alışkanlığımız olmadığı için, yalnızca kodese atılmakla kalmadık insanlık dışı işkencelerle yüz yüze geldik. Ölenlerimiz oldu.

Bugün bakıyorum hala o eski beleşçiliğimiz, hazırcılığımız, kopyala yapıştırcılığımız aynen hiç eksilmeden, hatta artarak devam ediyor.

Sol böyleydi de sağ farklı mıydı?

Yok çanım.

Al birini vur diğerine.

Kolay gelsin beyler, kolay gelsin.

O zaman sizlerin bir şeylerden, kimselerden şikâyet etme gibi bir hakkınız yok.

Sözüm; hak edene, bizim bugünkü duruma gelmemize neden olanlaradır.

Bütün bunları niye yazdım.

Çünkü geçmişi olmayan ve geçmişi bilmeyen bir toplumun geleceği de olmaz Nokta

Ha aklıma gelmişken söyleyeyim.

Geçmişi öğrenmek mi istiyorsunuz bilhassa gençler. Buyurun size Serpil Çelenk Güvenç'in "DAR AĞACINA MEKTUPLAR" adlı kitabı 2. Başım Tekin Yayınevi

İyi okumalar. Lütfen dikkatli okuyun.

Devam edeceğim…

&

YAŞAMAN LAZIM;

MASKE TAK,

MESAFEYE ÖZEN GÖSTER,

KENDİNİ ve ÇEVRENİ TEMİZ TUT.

Hurafelere kulak asma.

BEN BU ALIŞKANLIĞIMA

DEVAM EDECEĞİM

&

Türkiye Ne Zaman düzelir?

Türkiye insanı körü körüne inanmak yerine, yargılamayı öğrenince Türkiye düzelir.

&

Sağlığınıza dikkat edin

&

Şimdi de sıra haftanın öğüdünde

Kirveme öğütler

Kirvem; fiile değil faili bakıyoruz.

Bu kafayla bir yere varılmaz.

&

Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;

Geleceğimizi çalmayın.

Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.

Sur içi DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ haline getirilsin.

Şehrin eski adlarından biri, SUR İÇİNE VERİLSİN.

Eski stadyumun yeri ŞEHRİN, ÖZGÜRLÜK MEYDANI olsun.

Daha da önemlisi,

Sur içinde, yakılıp yıkılan bölgelerde evler, aslına uygun ve Diyarbekir evlerinin aynısı/tıpkısı bir biçimde yapılsın.

Ve sevgili meslektaşlarım, dernek yöneticileri, STK Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı, Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım, gün yüzüne çıkaranları sahiplenelim.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Dostça kalın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol