Evet, kısa bir hafıza tazeleyelim 1992’de Süleyman Demirel, “Kürt realitesini tanıyorum” 1999 yılında Mesut Yılmaz, “Avrupa Birliği'ne giden yol Diyarbakır'dan geçiyor” Recep Tayyip Erdoğan “Kürt sorunu benim sorunumdur” CHP madde madde raporlar hazırladı Kürtlerle ilgili. Ahmet Davutoğlu “Rojbaş Slaw li We bê, ser sera ser çawa” (İyi günler Sizlere selam olsun baş göz üstüne), Ali Babacan “Adalet peşinde ömrünü feda eden Tahir Eçil'nin gözleriyle hafızalara kazıdığı, 12 yaşında hayatını kaybetmiş Ceylan Önkol'un memleketinden Diyarbakır'dan hepinizi selamlıyorum”

Süleyman Soylu Mardin’e gelerek Sakarya’da bahçe sahipleri tarafından dövülen ve tehdit edilen vatandaşlardan özür diledi.

Son seçimlerde Kürt partisi olarak tanımlanan HDP’nin kazandığı 48 belediyeye kayyum atandı vs vs...

İster istemez insanların aklına şu soru gelmeye başladı, ne oluyor? Ufukta seçim mi var? Kürtler yine kıymete bindi. Korkmak mı lazım, bence evet biraz korkmak lazım. Çünkü bir yandan pandemi, ekonomik sıkıntılar, önümüz kış ve bu süreçlerde herşey daha zora giriyor. Laflar da, şartlar da sertleşiyor. O yüzden kıymetler artmasın çünkü demokrasi havariliğine soyunanlar sonradan arkalarını dönüp gidiyor maalesef.

Bazı şeyleri görmek için müneccim olmaya gerek yok. Herkes Kürt oylarını alarak bir yerlere varmak peşinde. Kimileri iktidarı devirmek, kimileri de yerini sağlamlaştırmak için. Çünkü yerel seçimlerde ittifaklar ve dışarıdan yapılan desteklerle birçok hesap tepe takla olmuştu.

Naçizane bir tavsiye Diyarbakır ağzıyla “Dezgeye gelme ayığ ol”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol