Efsaneler ile masal ve destanlar arasında kurulan ilişkiler, çoğunlukla gerçek olarak kabul edildiği halde, hayal ürünüdürler. Bu nedenle de masalların belirli bir yere, tarihe, kişiye dayandığı görülmez. Yine bu nedenle, masaldaki olaylar hep hayali bir yerde ye belirsiz bir zamanda geçer, çoğunlukla da olağanüstü kişiler üzerine kurulur.

Kutsal, dini efsaneler olduğu halde, masalların tümünde bir kutsallıktan söz edilemez. Zaman zaman, benzer konulan işleyen masal ve efsanelere de rastlanır.

Efsane ve destandaki olaylar ise gerçek olarak kabul edilir. Destandaki olaylar tarihte yer aldığı halde, bu zaman belirlemesi efsaneler için her zaman söz konusu değildir. Her ikisinde de yer alan olaylar, günümüz dünyasında geçerler.

Bazı masal kaynakları daha çok uluslararası bir kültürün, değişik uluslardaki varyantları olarak görülebilir, oysa destanlar çoğunlukla ulusaldır.

Diyarbakır'da günümüzde de anlatılan ve masal-destan karışımı olan efsanelerin bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

Hızır İlyas: Evrenin dört bir yanında "Ab-ı Hayat"ı arayan Hızır, Diyarbakır'da Hızır İlyas köyüne gelmiş ve kendisini çok görmek isteyen yaşlı bir adamın evine konuk olmuş. Ertesi sabah evden ayrılırken ''Darlık görmeyesiniz, ambarınız dolu, hayvanlarınız bereketli olsun" diye dua edip yok olmuş. Bir daha da görünmemiş…

O zaman zaman Hızır olduğunu anlamışlar. Köylülerden birisi, onu pınar başında gördüğünü söylemiş. Bu nedenle o pınarın adı da "Kani Hıdır" olmuş.

Çevre köyleri bereketli olsun diye, tohumIarını buradan alırlar ve hayvanlarını bir gün de olsa burada otlatırlar.

Maaz Bin Cebel: Anadolu'yu fethe çıkan Hz. Ömer'in komutanlarından İyaz bin Ganem, Silvan'ı almakla görevlendirilmiş. İyaz bin Ganem ordusu için asker toplarken Maaz bin Cebel adlı bir delikanlıyı da yanına almak istemiş fakat, oğlanın annesi "oğlum nişanlıdır, savaşta ölebilir diye karşı çıkmış ve vermek istememiş" Bunun üzerine komutan kadına "Söz veriyorum oğluna bir şey  olmayacak, savaşta" demiş, sonra oğlunun elini tutup, "Senin eline sağ-salim teslim edeceğim" demiş.

Fakat delikanlı, savaş sırasında Malabadi Köprüsü’nün kuzeyinde, Batman Çayı yakınında ölmüş. Oğlunu yitiren kadın çok üzülmüş. Günlerce yas tutmuş. Bir gece bu yaşlı kadının rüyasına Hz. Muhammed girmiş ve annesine "Oğlun muradına eremeden öldü. Düştüğü yerde her yıl yüzlerce Müslüman olacak. Oğlun nişanlı iken öldü, ona düğün yapamadın ama şehit düğün yapacak, eğlenecek. Bundan sonra her yıl Silvan'da Murat Şenlikleri düzenlenir olmuş.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol