Efsaneleşmiş birçok aşk, dilden dile dolaşarak günümüze gelmiştir. Bazıları öylesine dramatik, öylesine acıklıdır ki şarkılara, tiyatrolara, filmlere konu olmuştur. Bunlardan biri Suzan (Suzi) ve Kırklardağı, diğeri ise Hasan ile Asiye’nin ölümsüz aşklarıdır. Bu yazı dizimde de bu iki ölümsüz aşk hikayesini anımsatacağım. 

Diyarbakır’ın güney batısında Dicle Nehri kenarında Kırklar Dağı vardır. Bu Kırklar Dağı arkasında da Kırklar Ziyareti bulunur. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler.

Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı olmuş. Kadının dileği yerine gelmiş. Kızının ismini Suzan (Suzi) koymuş.

Kadın, kızının doğum gününde onu süsler, giydirir ve Kırklar Dağı'na götürerek şükür edermiş. Suzan böylesine bir nazarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş. Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar.

Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler.

Kırklar Ziyareti bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış. Kız Ongözlü Köprü'nün orada Dicle Nehri'ne düşerek, boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra da Adil aklını yitirmiş…

Kırklar dağının düzü

Karanlık bastı bizi

Kör olasın zalim Suzan, zalim Suzan, zalim Suzan

Ziyaret çarptı bizi

Köprü altı kapkara

Ana gel beni ara

Saçlarıma kumlar doldu, kumlar doldu, kumlar doldu

Tarağ getir de tara

Gazi köşkü serindir

Dicle suyu derindir

Ağlama sen garip anam, garip anam, garip anam

Kadir mevlam kerimdir.

Hasan ile Asiye: Murat Suyu'nun iki yakasında karşılıklı iki köy varmış. Bu köylerden birinde zengin bir ağanın kızı olan Asiye ile diğerlerinde yoksul bir evin oğlu olan Hasan yaşarmış.

Hasan bir gün karşı köye geçmiş ve Asiye'yi görmüş. Birbirlerine aşık olmuşlar. Fakat zengin ağanın kızını yoksul Hasan’a vermesi imkansızmış. Araya giren köyün yaşlıları da ağayı razı edemezlermiş. Bu durum yıllarca sürmüş.

Su azken, Hasan yüzerek, gizlice karşı köye geçer ve Asiye ile buluşurlarmış. Fakat sular azınca, bulaşamazlar ve karşı kıyıdan türkülerle birbirlerine seslenirlermiş.

Asiye ile Hasan birlikte kaçarak, Diyarbakır'a gelmişler ve zengin bir eve hizmetkar olmuşlar. Asiye'nin ağabeyi ve adamları da izlerini sürüp Diyarbakır'a gelmişler.

Bir gün Hasan, çarşıda bunları görmüş, eve dönüp Asiye'ye haber vermiş, acele ile oradan uzaklaşmışlar. Çok yoruldukları için Gamış Çeşmesi'nden birbirlerine elleriyle su içirirken, ağanın adamları onları oracıkta öldürmüş. Kanları çeşmenin suyuna karışmış.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol