Memleketin ana gündemlerinden biri malum koronavirüs pandemisi. 21’nci yüzyılın en felaket salgını karşısında çaresiziz.

Çember o kadar daraldı ki kapısı çalınmayan herkes “Covid-19’a yakalanırsam en az hasarla neler yapabilirimi” konuşuyor.

Bu illet sadece sağlığımızı etkilemedi, tedbir amaçlı getirilen yasaklar sosyal ve ekonomik yaşamı da tarumar etti.

İşsizlik arttı, esnaf toparlama aşamasından yeniden iflasa doğru yol almaya başladı; yoksul daha da perişanlığı yaşar oldu.

Silvan’da iki ay içerisinde 7 genç intihar etti.

Yaşam o kadar zorlaşmışken devletin imkanlarını kullanıp kolaylaştırma mazbatasını elinde bulunduranlar börtü böcekle uğraşmaya devam ediyor.

Makam koltuklarına, makam araçları ile değil de sanki uçarak veya ışınlanarak işyerlerine gidiyorlar.

Sokağa çıkın, halkın ne perişanlık yaşadığına tanık olun.

Kameralarla, koruma ordularıyla değil; sadece bir vatandaş gibi Balıkçılarbaşı’na, Bağlar’ın Şeytanpazarı’na, Dörtyol’daki hamal durağına uğrayın bakalım.

Onları dinleyin, ne haldesiniz diye bir sorun!

Tüm bunlar bir yana da 2 milyonluk kentin 500 bin öğrencisi var.

Onların durumu da pek iç açıcı değil.

Geçtiğimiz günlerde Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi’nin Eğitim İzleme Komisyonu, Türkiye’yi etkisi altına alan Covid-19 salgınıyla birlikte kentte eğitimin geldiği noktaya ilişkin çarpıcı bir rapor hazırladı.

Raporun her satırı tehlike çanlarına işaret ediyor.

Bir nesli kaybetmekle karşı karşıyayız.

Yaygın medyada yer bulmayan rapordan birkaç önemli tespiti ve ilgili makamlara önerileri aktarmak istiyorum:

*Eylül 2020 itibarıyla Diyarbakır genelindeki bin 677 okul ve kurumda; 492 bin 975 öğrenci bulunuyor.

*Uzaktan eğitimle beraber EBA’ya giriş yapabilen öğrenci sayısı oldukça düşük. Verilere göre Kayapınar’da ekonomik koşulları görece iyi olan öğrencilerin yüzde 14,2’sinin EBA’ya erişim sağladığı görülmektedir. Kırsala gittikçe bu oran düşmektedir. Sur’da 25.032 öğrencinin sadece yüzde  2,5’i EBA’ya giriş yapabilmiştir. Kocaköy ilçesin de yüzde 1,11, Eğil’de ise yüzde 0,68… Kısacası eşitsiz koşullar ilimizde ve bölgede tabloyu daha vahim hale getirmektedir.

*Pandemi döneminde uzaktan eğitime erişemeyen öğrenci sayıları, ekonomik koşulların kötüleşmesi ve işsizliğin artmasıyla beraber katmerlenmiştir. Bu veriler gösteriyor ki uzaktan eğitimde öğrencilerin dersleri izlemek için gerekli teknolojik donanım (tablet, PC, akıllı telefon) ve internet alt yapısı ve bağlantı erişiminden yoksun olmaları eşitsizliklere yol açmış, Anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale gelmiştir.

*Pandeminin getirdiği işsizlik ve ekonomik sıkıntılar sonucunda ortaya çıkan aile içi sorunlara, ev içi sorunlara öğrenciler de şahit olduklarından dolayı psikolojik olarak olumsuz etkilenmişlerdir. Bütün bu sorunlarla beraber öğrencilerin büyük bir kesimi okuldan uzaklaşmış, ucuz iş gücüne yönelmiştir. Gerekli tedbirler alınmazsa bir nesli kaybetmekle yüz yüzeyiz.”

*16 Kasım tarihine kadar toplam 352 öğretmen ve 236 öğrencinin Covid-19’a yakalanmıştır.

Yetkililere çağrı;

*Yüz yüze eğitim zamanında okula çağırılacak öğretmenlere haftalık test yapılmalıdır.

*Seyreltilmiş sınıflarda görev yapacak öğretmenler için ek atama kadrosu bakanlıkça alınmalıdır.

*Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

*Okullara sağlık personeli atanması ilgili bakanlıklarla ortaklaşa yapılmalıdır.

*Temizlik ve dezenfektan için bütçe ayrılmalı, bu işleri sürdürecek yardımcı hizmet personeli alınmalıdır.

*Öğretmen odaları, kantinler, yemekhaneler ve okulların diğer bölümleri fiziki mesafeye uygun hale getirilmelidir.

*Öğretmenler, okul çalışanları ve öğrenciler için yeterli miktarda koruyucu malzeme hazırlanmalıdır.

*Aileler, öğrenci velileri ve okulun çevresinde bulunanlara yönelik düzenli olarak koruyucu önlemler alınmalı ve bu kesimler, okulun durumu ile ilgili bilgilendirilmelidir. Buna yönelik çalışmalar en kısa sürede tamamlanmalıdır.

*Risk değerlendirmesi içerisinde bulunan hamile ve süt izni kullanan kadın emekçiler, kronik rahatsızlığı bulunanlar, engelli ve ileri yaşta bulunan eğitim emekçileri için ayrı bölümler hazırlanmalıdır.

*Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin beslenme gereksinimlerinin karşılanmalı, okulun hijyenik tutulması sağlanmalıdır. Okulların risk değerlendirilmesi yapılıp gerekli tedbirler alınmalıdır.

*Öğrencilerin ve çalışanların beklemek için kullandıkları odaların bekleme sonrasında, temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi için gerekli hazırlıklar ve görevlendirmeler yapılmalı, ayrıca bütün kurumlarda izolasyon odaları oluşturulmalıdır.

*Sınıflarda bulanacak öğrenci sayısı fiziksel mesafe gözetilerek belirlenmelidir. (2 m.) Fiziksel mesafeye uyularak bir sınıfa en fazla 15 öğrenci alınmalıdır.

*İmkanı olmayan bütün öğrencilere en kısa zamanda tabletleri sağlanmalı, verilen internet kotaları canlı derslerde geçerli olmalıdır.

*Resmi ve özel tüm okul öncesi eğitim kurumlarının (ana sınıfı, anaokulu, uygulama sınıfları) haftada 5 gün yüz yüze eğitim uygulamasına son verilmelidir.”

Tüm bu öneriler, geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimiz içindir.

Umarım, ilgili ve yetkili makamlar bu tespit ve öneriler doğrultusunda bir yol haritası belirlerler.

Saygılarımla

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol