Feodal yapının yarattığı toprak ağalarının ve devletin yıllardır süre gelen geri bırakma politikalarının sonucu doğdukları topraklarda doyamayanlar, her yıl olduğu gibi bu yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin farklı illerinden birkaç parça eşya alarak daha ucuz olsun diye trenlere, minibüslere, kamyonlara tıka basa doluşarak, ekmekleri için kilometrelerce yol yapıyorlar.

Ülkenin farklı bölgelerinde aileleriyle birlikte birkaç kuruşa tarım işçiliği yapan Doğu ve Güneydoğu’dan giden insanlarımız hem çok zor şartlarda barınıyor, hem de idareli harcama ile memleketlerinde kışı geçirebilecek parayı toplamaya gayret ediyorlar. 

Mardin’in Mazıdağı İlçesi’nin Yücebağ Köyü’nden Sakarya’nın Ortaköy İlçesi’ne bağlı Sırt Mahallesi’ne giden ve burada saldırıya uğrayan Kürt işçileri de bunlardan sadece biriydi. Onlarda çok zorlu şartlarda ailece toplayacakları birkaç kuruş ile köylerinde kışı geçirecek, bir daha ki seneye başka bir yere yine tarım işçisi olarak gidecekti.  Çünkü sistem buna göre kurulmuş ve ülkeyi yönetenler bunun değişmesini istemediği sürece bu kısır döngü böyle devam edecekti.

Yücebağ Köyü’nden kilometrelerce yol yaparak, Sakarya’da mevsimlik tarım işçiliği yapan bu aileler, saldırıya uğradı. Aslında bu saldırı ilk değildi. Bu ve buna benzer onlarca saldırı olmuş, ancak hiç birinin faili caydırıcı bir ceza almadığı için, bir daha ki saldırılar için adata zemin hazırlanmıştı.

Sakarya’daki saldırı görüntüleri sosyal medya da yayımlandıktan sonra çok büyük tepkiler çekti. Konuyu en ince ayrıntısına kadar araştırması gereken yerel idarecilerin ilk refleksi her zamanki gibi olayı yalanlamak oldu. Daha sonra soruşturma yapıldığını ve bazı kişilerin gözaltına alındığını açıklayan yerel idareciler, bu kez bölgeye giderek mevsimlik tarım işçileriyle fındık topladı, işin magazin yönüyle gündeme gelindi.

Oysa bunun yerine bu coğrafya da yaşayan halkların kardeşliğine vurgu yapılarak, söz konusu saldırganlar en ağır şekilde cezalandırılsalar, bir daha bu tür ırkçı saldırılar olmaz. Ama siyasilerin ayrıştırıcı dili olduğu sürece, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde feodal yapı desteklendiği, ağalık düzeni durduğu sürece bu saldırıların sonunun geleceğini sanmıyorum. Yani bu saldırılar bir nevi feodal yapının da sonuçlarıdır.

Fakat biz yine de her türlü ırkçı ve milliyetçi saldırılara karşı duralım. Kardeşliğin ve barışın dilini geliştirelim. Geliştirelim ki, bu ırkçı ve faşist saldırılar son bulsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol