Diyarbakır'da Hıristiyan Cemaatler

Ahmet Sümbül/Yazı Dizisi 2

Güneydoğu Ekspres Diyarbakır - Diyarbakır'a ait 19. yüzyıla ait tüm bilgiler, kentin nüfus hareketliliğini çok yoğun yaşadığını göstermektedir. Bir yandan kaynakların verdikleri bilgilerin dayanaklarının ve sayım yöntemlerinin farklı olması diğer yandan kentin özellikle, kıtlık, salgın ve yerel güçler arasındaki çatışmalar sebebiyle nüfus hareketliği yaşaması kent nüfusunun günümüzde araştırılmasını zorlaştıran unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Resmi açıklama ve seyyahların bilgileri arasındaki fark

Devlet Salnamelerinin verdikleri bilgiler ile V. Cuinet ve batılı seyyahların verdikleri bilgiler arasında çelişkiler bulunmaktadır. V.Cuinet ve seyyahların verdikleri bilgilere göre kent merkezinde Müslümanlar nüfusun çoğunluğu oluştururken, salnamelerin verdikleri bilgiler gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğunu göstermektedir. Seyyahların verdikleri bilgiler ile salnamelerde verilen bilgilerin çelişme sebebi, yerel nüfus sayımlarında yapılan yanlışlıklardan kaynaklanıyor olabilir.

Ermeni Gregoryenler ağırlıktaydı

Yerel yönetimlerce yapılan bu sayımlarda temel amaç, Müslümanlardan askere alınabilecek, gayrimüslimlerden ise bedelât-ı askeriye alınabilecek nüfusu tespit etmektir. Bu amaç dikkate alındığında Müslüman nüfusun bu tür sayımlarda az olmasının sebebi rahatlıkla anlaşılabilir. Bununla birlikte tüm bu bilgiler ışığında, 19. yüzyılda Diyarbakır kent merkezinde nüfus çoğunluğunu Müslümanlar oluştursa da, en yoğun nüfusa Ermeni Gregoryenler sahipti. Bu cemaati sırasıyla Süryani Yakubiler,  Keldaniler, Ermeni Katolikler, Süryani Katolikler ve Rumlar takip etmekteydi.

Dini liderlere beraat verilirdi

 Osmanlı yönetiminin Millet sisteminde, her cemaatin kendi dini inançlarına has teşkilatlanmaları mevcuttu. Tüm Hıristiyan cemaatler için bu teşkilatlanmanın merkezinde kilise bulunmaktaydı. Her dini grubun en yüksek din adamlarından biri, kendi cemaatleri tarafından o cemaatin lideri olarak seçilir ve kendi topluluğunu yönetmekle görevlendirilirdi. Böylece din esasına dayanan cemaatler beratlarla kendilerine verilen özerklik sayesinde, din ve dillerini yaşayabildiler. Dini cemaatlerin liderleri ise birer devlet memuru gibi, kendi yönetimlerindeki toplulukların yönetiminden Sultan’a karşı sorumlu tutulmuşlardır .

Her cemaatin dini lideri bulunurdu

Her cemaatin başında patrik adı verilen dini lider bulunurdu. Patriğin altında metropolit, murahhas, serpiskopos, piskopos veya patrik vekili adı verilen, cemaatin taşrada hem dini işlerini hem de resmi otoriteler ile ilişkilerini düzenlemekle görevli ruhaniler yer alırdı.

19. yüzyılda gayrimüslimler açısından önemli değişikliklerden biri de, cemaat temsilcilerinin vilayet, sancak ve kaza idare meclislerinde görev almaya başlamalarıdır. Diyarbakır’da 1874 tarihinden itibaren ise ruhani reisler vilayet idare meclisinde yer almaya başlamışlardır. 1874-1883 tarihleri arasında vilayet idare meclisinde görev alan ruhani reisler şunlardır: Rum Metropolit Vekili Dimitri Efendi, Protestan Piskoposu Tomas, Keldani Metropolidi, Ermeni Murahhas Vekili İstepan Efendi, Ermeni Katoliği Murahhas Vekili Patris Efendi, Süryani Rahibi Cebrail Efendi.

Meclislerde yarı yarıya temsil edilirlerdi

1886’da Süryani Kadim Patriği Petros, yaşlılık ve hastalığını ileri sürerek Meclis-i İdareye kendisi yerine bir vekilinin katılması için istekte bulunmuştur. Diyarbakır Valiliği bu isteği, Adliye ve Mezâhip Nezâretine bildirmiş, ancak patriğin bu isteği reddedilmiştir . Resmi anlamdaki bu zorunluluğa rağmen vilayet idare meclislerinde Süryani Kadimleri temsilen patrik vekilleri veya matranlar görev yapmıştır. 1890 ile 1895 tarihleri arasındaki salnamelere, ruhani reislerin vilayet idare meclisine nöbetleşe devam ettiklerine dair not düşülmüştür. Gayrimüslimlerin idari yapıdaki etkileri vilayet idare meclisiyle sınırlı kalmamıştır. Tanzimat sistemiyle, hem idare hem de hukuk alanında oluşan tüm meclislerin seçilmiş azaların (aza-i müntehabe) yarısı, nüfus oranlarına bakılmaksızın gayrimüslimlerden oluşmuştur.

19. Yüzyılda Diyarbakır'daki Hıristiyan cemaatler

Ermeni Gregoryenler:

Ermeniler 4. yüzyılın başında Ermeni Prensi III. Tridate’nin Hıristiyan olmasının ardından Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir . Ortodoks Ermenilere Gregoryen denilmesinin temel sebebi ilk Ermeni papazın Gregor Lusovoriç olmasıdır. Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u aldıktan sonra, bu şehirdeki Ermeni cemaatini 1461’de Bursa’dan bir kısım Ermeniler ile birlikte getirttiği Piskopos Hovakim’e Ermeni Patriği unvanını vermiştir. Böylece İstanbul, Türkiye Ermenilerinin ruhani ve cismani merkezi olmuştur.

İstanbul Patrikliğine bağlıydılar

Diyarbakır’da Hıristiyan nüfus içinde çoğunluğu oluşturan Ermeni Gregoryenler, tüm Osmanlı coğrafyasında olduğu gibi Diyarbakır’da da İstanbul patrikliğine bağlı bir örgütlenmeye sahiptirler. 1895 Ermeni olaylarına kadar da Diyarbakır’da resmi makamlarla ilişkileri en iyi olan ve meclis üyelikleri ile memurluklarda etkin görev alan kesimi oluşturmaktadırlar. Ermeni Gregoryenler, Diyarbakır’da genellikle serpiskopos veya piskoposlarca temsil edilmişlerdir. Bu ruhaniler, sadece Diyarbakır kent merkezindeki değil genellikle eyaletin genelinden sorumlu olmuşlardır. 1846-1861 tarihleri arasında Diyarbakır’da bulunan Piskopos Agop sadece kent merkezinin değil eyaletin tamamında Ermeni Gregoryenlerin ruhani ve idari anlamda temsilciliğini yapmıştır.

Son salnamede Ermeni ruhani liderlerin kayıtları yer almadı

Diyarbekir Vilayet Salnameleri’nden 1872 yılına kadar Piskopos Agop’un aynı görevde kalır. Patriklik tarafından atamaları yapılan ruhanilerin, cemaat içinde önemli bir sorun yaşanmadıkça, ömür boyu görevde kalırlardı.

1873-1874 tarihlerinde vilayet salnameleri “Milel-i Hıristiyaniye Rüesây-ı Ruhaniyesi” bölümlerinde Ermeni ruhani reisi hanesi boş kalmış, isim yazılmamıştır. Ancak aynı tarihlerde vilayet idare meclislerinde Ermeni Murahhas Vekili İstepan Efendi’nin adı geçmektedir. 1875-1876 tarihleri arasında ise Piskopos vekili Filipos Efendi’nin hem vilayet idare meclisi hem de salnamelerin “Milel-i Hıristiyaniye Rüesây-ı Ruhaniyesi” bölümlerinde adı geçmektedir. 1877-1884 tarihleri arasında ise bu bölüm boş bulunmaktadır. 1884-1885 tarihlerinde bu kez Keşiş Ohannes Ermeni Gregoryenlerin ruhani reisi olarak görülmektedir. 19. yüzyılın son salnamesinde ise Ermeni ruhani reislerine ait bir kayıt bulunmamaktadır.

 Ermeni Katolikler

Osmanlı Devleti’nde Katoliklerin resmen tanınması II. Mahmut dönemine rastlar. Gregoryen Ermeni patrikliğinin Katoliklere karşı sert önlemleri ve buna karşı Katoliklerin, Avrupa devletlerinin de özellikle Fransa’nın desteğini alarak yaptıkları direniş, artık meseleyi bir an önce çözülmesi gereken bir sorun haline getirmişti. Bu sorun sayesinde, klasik Osmanlı toplum yapısının tahrip olması, kiliselerin birbirleriyle, cemaatlerin yekdiğeriyle ve bunların hepsinin devletle, devletin ise bu gelişmelerde esas amil olan yabancı güçlerle karşı karşıya gelmesi, bu çözüm sürecini hızlandıran sebeplerdi .

1829'da resmen kabul edildiler

Nihayet bu sorun 1829’da Ermeni Katoliklerin bir millet olarak kabul edilmesiyle çözülmüştür. 1831’de ise Ermeni patriği bir beratla Ermeni Katolik milletinin başı olarak atanmış ve tüm Katolik Ermeniler yanında, Katolik Maruni ve Rumlar da dini konularda bu patrikliğe bağlanmışlardır. Diyarbakır ve çevresinde Ermenilere yönelik Katolikleştirme faaliyetleri 17. yüzyılın başlarında başlamıştır. Bölgede çok etkili çalışmalar yürüten Katolik misyonerler bir yandan Papalığın gücü, diğer yandan Fransa’nın desteğiyle bazı şehirlerde, örneğin Mardin’de, neredeyse Ortodoks Ermenileri tamamen Katolikleştirecek bir başarı sağlamışlardır.

Yıllara göre Ruhani liderleri

Diyarbakır’da Ermeni Katoliklerin ruhani reisleri, Ermeni Gregoryenlerde olduğu gibi, aynı zamanda vilayetteki tüm Ermeni Katolikleri temsil etmekteydiler. 1847-1863 tarihleri arasında Ermeni Katoliklerin temsilcisi Murahhas Ohan Rahip adlı ruhanidir. 1869-1871 tarihleri arasıda ise ruhani unvanı verilmeyen Agop Bahtiyaran Efendi’dir. 1872-1874 tarihleri arasında vilayet salnameleri “Milel-i Hıristiyaniye Rüesây-ı Ruhaniyesi” bölümlerinde Ermeni ruhani reisi hanesi boş kalmış, isim yazılmamıştır.  Ancak aynı tarihlerde vilayet idare meclislerinde Ermeni Katoliği Murahhas Vekili Petros Efendi ve Ermeni Katoliği Murahhas Vekili Mesrub Efendi’nin isimleri yer almaktadır. 1876’da Piskopos Agop Efendi, 1877-1882 arasında Murahhas vekili Aleksir Efendi, Ermeni Katoliklerin ruhani reisi olarak kaydedilmiştir. 1883-1884 tarihlerinde münhal olan makamda, 1884-1885’de Piskopos Osib Efendi,1890-1891’de Ferahyan Osib Efendi bulunmaktadır. (Sürecek)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol