https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

EŞARP

Eşarp, türban, yazma, tülbent… Her kullanımına uygun olarak adlandırılmışlar. İlk etapta doğa koşullarından korunmak için kullanılmaya başlanmış olan eşarplar zamanla dini bir anlam kazanmış. Günümüzde dini anlamının yanında modaya da konu olmakta.

Baş örtmenin insanlık tarihi kadar eski bir gelenek olduğunu kutsal kitaplardan olduğu kadar birçok arkeolojik kalıntılardan da görebiliyoruz. Günlük hayatta birçok yerde kullanılan eşarp, bütün semavi dinlerde de kendisine uygun bir yer edinmiş. İslamiyet öncesi dönemlerde İran, Roma ve Hint medeniyetlerinde de yaygın bir gelenek olduğu tarihi metinlerden anlaşılmakta.

Bu belgelerde Sümer, Urartu ve Hitit döneminde kadınların başörtüsünü özgürlüğün simgesi olarak taktığını görüyoruz.1 Köle ve hürlerin birbirinden kılık kıyafet üzerinden ayrımının sağlandığı ilk yasa Hammurabi Kanunları’nda geçmektedir.2

Tevrat’a göre boşanma sebebi

Tevrat’ta başörtüsü sadece özgür kadınlar için kullanılan bir eşya olarak geçer.

Tevrat'a göre evli bir kadının sokağa başı açık çıkması; mehirsiz boşanmaya hak doğuruyor. Yahudiler için bir başörtüsü, onur ve asaletin bir simgesidir. Kimine göre saflığın, kimine göre pagan kültürüne karşı bir semboldür. Bu, Hıristiyanların gözünde de böyledir.3 Başka bir Yahudi yorumuna göre, kadının örtünmesi kocası için kutsaldır. Böyle düşünenler kadınların evlendikten sonra başını örtmesi gerektiğini savunurlar.4

Hristiyanlar ve Yahudiler arasında bir ritüel olarak devam eden baş örtmenin referansları arasında, Hristiyan ikonlarında da görüldüğü gibi Meryem Ana'nın başörtüsü yer alır. Reformasyon öncesine kadar hiçbir kadın dini törenlere başı açık katılmamıştır.5 Hristiyanlıkta yalnız rahibelerin değil bütün kadınların başlarını örtmeleri emredilmiştir. İncil’de, Pavlus'un Korintoslulara yazdığı birinci mektupta, örtünme ilk kez farklı bir sebeple gerekli görülür. Mektuba göre “kadının yaratılış olarak erkekten aşağıda oluşundan” ötürü örtünmelidir. Baş örtmenin İncil'de bu şekilde yer alışı bugün tüm dünyada kadın üzerindeki "ataerkil baskı” ve “kadının ikincilliğinin”  kaynağını sembolize eder.

Müslümanlıkta başörtüsü

İslam'da başörtüsü kullanımı farklı toplumlara, ülkelere ve bölgelerin geleneklerine göre değişiklik göstermektedir. Baş örtmek İslamiyetin kutsal kitabı olan Kuran’da, Nur Suresi'nin 31. ayetinde geçmektedir. Ayrıca  Ahzab Suresi 59. ayet ile açıklanmaktadır. Ayetlerin anlamları farklı yorumlandığı için kültürler ve bölgeler arasındaki farklılıklar da eşarbı tanımlamak için farklı isimlerin kullanılmasına neden olmuştur. Başörtüsü yıllardır Müslümanlara özgü ve öne çıkan bir araç olarak kullanılıyor.

Eşarp ve sekülerizm

Türkiye'de tüm etnik kökenlere ve dinlere hitap eden bir örtünme tarzı bulunuyor. Bunlar bölgeden bölgeye değişiyor. Rejim değişikliği ve laik sisteme geçişle birlikte, başörtüsü resmi ideolojinin bir aracı haline geldi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadınlar başörtüsü takarlardı. Ama Cumhuriyet'e geldiklerinde laiklik ilkesine göre durum değişti. Başörtüsü özellikle üniversitelerde ve devlet kurumlarında ve bazı özel kurumlarda yasaklandı. Bu soru "türban sorunu" olarak anılmaya başlandı.

Türkiye’de ilk başörtülü milletvekili 1999'daki Seçimde Fazilet Partisi'nden çıktı. Merve Kavakçı'nın TBMM'ye girişi başörtüsü ile ilgili tartışmalara başka bir boyut kattı. Bülent Ecevit, Kavakçı'nın Meclis'e başörtülü gelerek devlete ve meclise meydan okuduğunu söylemişti. Kavakçı’nın girişimi yemin edememesi ile sonuçlandı. 2007'de YÖK başkanlığında bir kısım değişiklikler oldu. Bunun ardından YÖK başkanının rektörlüklere gönderdiği talimatla üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önü açıldı ve yasak uygulamada kalktı.  31 Ekim 2013'te, Meclis Genel Kurulu çalışmalarına 4 AKP milletvekili (Gülay Samancı, Nurcan Dalbudak, Sevde Bayazıt Kaçar ve Gönül Bekin Şahkulubey) başörtülü olarak katıldı ve oturum herhangi bir gerginlik yaşanmadan tamamlandı.

Kürtler ve kendilerine özgü eşarpları

Kürtlerde baş örtme dinden çok kültürel kaynaklı ve doğal gelişen bir süreç olmuştur. Her bölgenin bir eşarbı ya da şalı bulunmaktadır. Kumaş ve kullanılan malzemeler sosyal statü veya statüyü gösterir.

İpek, saten ve pamuk kumaşların tercih edildiği eşarplar, kadının medeni durumunu gösterir. Kürt kadınlar beyaz tülbenti ancak evlendikten sonra giyebilir. Bu tülbentlerin uzunluğu ve oyalarının büyüklüğü bir sosyal statü göstergesidir. Beyaz tülbentler aynı zamanda barışın simgesi olarak da kabul görür.

Eşarp ve şallar zamanla gösterişin, modanın ve hatta protestonun araçları haline geldi. Genç kadınlar ve erkekler bu şalları günlük yaşamlarında aksesuar olarak kullanıyorlar.

Geleneksel Kürt Eşarplarından biri de “kitan u hûrbî” kombinidir. Uzun ve beyaz bir eşarp olan kitan,  etrafına birkaç kez sarılmış " hûrbî" adı verilen renkli şallarla tamamlanır. Genç kadınlar düğünlerde ve kutlamalarda giydikleri bu eşarplarla geleneği sürdürüyorlar. Kofi; siyah bir fular ve çevresinde renkli toplar bulunan bir şal türü.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol