https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

'SU KİRLİYSE YALIÇAPKINI OLMAZ'

DİYARBAKIR - DİCLE Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan HevselBahçeleri'nde yaşayan yalıçapkınlarının biyoindikatör olduğunu belirterek, "Suyun kalitesi hakkında bize fikir verir. Eğer su kirliyse yalıçapkınları olmaz. Yalıçapkınlarının burada bulunması nehrin su kalitesinin bozulmadığının göstergesidir. Onlar varsa su hala yaşanabilir bir seviyededir. Maalesef evsel atıklar, sanayi atıkları ve tarımda kullandığımız ilaçlar, gübreler Dicle Nehri'ne geliyor. Bu Dicle Nehri'nin kirlenmesine neden oluyor. Biz Dicle Nehri'ne ait suyu içme suyu olarak, tarımda kullanma suyu olarak değerlendiriyoruz. O yüzden çok özen göstermemiz lazım" dedi.

Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Diyarbakır'da tarihi surlarla birlikte 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan HevselBahçeleri'nde yaşayan ve biyoindikatör olarak kabul edilen yalıçapkınlarının varlığının, bahçelerin ortasından geçen Dicle Nehri'ndeki su kalitesinin bozulmadığının bir işareti olduğunu söyledi.

'SU KİRLİYSE YALIÇAPKINI OLMAZ'

Yalıçapkınlarının suyun kalitesi hakkında kendilerine fikir verdiğini ifade eden, Prof. Dr. Kılıç, "Yalıçapkınları Dicle Vadisi'nde yoğun bir şekilde görülüyor. Bu çok sevindirici bir olaydır. Biz yalıçapkınlarını biyoindikatör diye kabul ediyoruz. Suyun kalitesi hakkında bize fikir verirler. Eğer su kirliyse yalıçapkınları olmaz. Bunlar üremelerini Diyarbakır'da yapıyorlar. Çok sevindirici. Yalnız Dicle Nehri büyük bir tehlike altında. Maalesef evsel atıklar, sanayi atıkları ve tarımda kullandığımız ilaçlar, gübreler Dicle Nehri'ne geliyor. Bu Dicle'nin kirlenmesine neden oluyor. Biz Dicle Nehri'ne ait suyu içme suyu olarak, tarımda kullanma suyu olarak değerlendiriyoruz. O yüzden çok özen göstermemiz lazım. Öncelikle bütün yerleşim yerlerine ait, sanayi tesislerine ait atık suların arıtılması lazım. Tarımda yalnızca damlama yağmurlama yapılması lazım. Asla vahşi sulama yapılmaması lazım, çünkü gübrenin, ilacın tarlada kalması gerekir ki nehir kirlenmesin. Yalıçapkınlarının burada bulunması nehrin su kalitesinin bozulmadığının göstergesidir. Çünkü biz onlara biyoindikatör dedik. Onlar varsa su hala yaşanabilir bir seviyededir. Bu onun göstergesidir, çok sevindirici bir olaydır" diye konuştu. (DHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol