Diyarbakır’da Bilim ve Sanat Merkezinde sınıf öğretmeni olan 48 yaşındaki Mehmet Kaya, annesinin kitap arşivini okuyarak arkeolojiye merak sardı. Çocukluktan beri arkeolog olmak isteyen Kaya, ailesinin iş bulamaz kaygısıyla arkeoloji yerine telkinlerle sanat okuluna yönlendirildi. 2’nci sınıftayken okulu bırakan Kaya, 5 yıl yurt dışında kaldı.

Almanca eğitimini tamamladıktan sonra 1993 yılında sınıf öğretmeni olarak atanan Kaya, geçen yıl arkadaşlarıyla Zerzevan Kalesine yaptığı gezi sonrası içinde sakladığı hayali tekrar gün yüzüne çıktı. Zerzevan Kalesinde kazı yapan arkeologlara ‘seneye sizinle burada kazı çalışmasında bulunacağım’ diyerek üniversite sınavına giren Kaya, çocukluk hayali olan arkeoloji bölümünü kazandı.

Mehmet Kaya, Kültür ve Turizm ile Gençlik ve Spor Bakanlıklarının iş birliğiyle yürütülen Genç Gönüllüler Projesi kapsamında, Zerzevan Kalesindeki kazı ve restorasyon çalışmalarına katılarak 10 yaşında yaptığı kazı çekicini 38 yıl sonra Zerzevan Kalesi kazı çalışmalarında kullanmanın mutluluğunu yaşadı.

"Çekiç 38 yıl sonra amacına ulaştı"

Kaya, şu anda arkeoloji 2’nci sınıf öğrencisi olduğunu söyledi. Aslında arkeolojinin çocukluk hayali olduğunu kaydeden Kaya, “O günkü şartlar buna pek müsait değildi. Ailemizin baskısı, iş bulamazsın kaygısıyla arkeolojide ilerleme şansımız olmadı. Ama benim elime aldığım ilk kitap, okuduğum ilk kitap bir sanat tarihi ve arkeoloji kitabıydı. Köyde olsa bile annemin geniş bir arşivi, kitaplığı vardı. O kitaplardan istifade ettim. Geçmişe ait bilgileri gördükçe müthiş bir haz ve heyecan duyuyordum. Bu da benim içime müthiş bir arkeoloji isteği doğurmuştu. Ne yapabilirim, nasıl kazabilirim, o zamanki köy şartlarında bir metal parçasını aldım. 3-4 ayımı aldı, kendi kazmamı yaptım. Bu kazılarımı gerçekleştirdim. Sembolik de olsa bir alan oluşturup kazılar yapıp eğleniyordum. Köylülerde garipser gibi bakıyordu. Bu çocuk ne yapıyor diye. Hiçbir şey beni vazgeçirmedi. Beni sanat okuluna yönlendirdiler. Orada şok yaşadım. Ben sanat beklerken, çok farklı bir dünya ile karşılaştım. Çizimi sevdiğim için oradaki dersler beni biraz daha okula bağladı. İki yıldan sonra bu işi yapamayacağımı anladım ve tekrar sınava girdim. Tesadüfler beni Almancaya yönlendirdi. Alman dili okumak zorunda kaldım. Bu da bana yurt dışı kapılarını açtı. 5 yıl da yurt dışında çalışma şansı buldum. Bu süre zarfında birçok müzeyi gezdim. Müzelerin projelerinde çalışma şansı buldum. Sanki her şey beni arkeolojiye, sanki bu dünyaya itiyordu. Geçen yıl bu aylardı ziyarete gelmiştik arkadaşlara sordum, siz arkeoloji öğrencisi misiniz, ‘evet hocam, biz arkeoloğuz demişlerdi.’ O zaman seneye sizinle burada kazıdayım demiştim. Hatta gülümsemişlerdi arkadaşlar nasıl olabilir diye, bu yıl sınava girdim kazanıp inşallah önümüzdeki arkeolojiye kayıt yaptırıp aranızda olacağımı söyledim. Şu kazma 38 yıl sonra amacına ulaştı. Şu anda bir çocuk sevinci, heyecanı duyuyorum. Bir çocukluk hayalini gerçekleştirmek apayrı bir haz benim için” diye konuştu.

"Geçmişin bilinmezliğine karşı aşırı bir merak duygusu var"

Öğrencilerinin karşısına hayallerini gerçekleştiren biri olarak çıkmanın önemli olduğuna değinen Kaya, “Ben bir eğitimciyim. Öğrencilerimin karşısına çıktığım zaman hayallerimi gerçekleştiren biri olarak çıktığım zaman daha güçlü rol model olma şansınız var. Birazda amacım bu, iyi bir eğitimci olabilmek. Arkadaşlarımla kazı yaparken şunu söylüyorum arkadaşlar usta bu taşı buraya yerleştirirken ne hissetti acaba diyorum. Ne düşündü diyorum. Buradaki insanlar nasıl bir yaşam sürüyorlardı. Geçmiş bilinmezliğe karşı aşırı bir merak duygusu. 10 yaşındayken, 38 yıl önce büyük bir zahmetle kaya üzerinde sobada ısıtıp zorla şekil verdiğim şu kazmayla şu anda Zerzevan’da kazı yapmak inanılmaz bir duygu” şeklinde konuştu. (İHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol