Güzellik bütün hakikatlerin başlangıcı, kalbin ve vicdanın olduğu her yerdedir. Güzellik gerçeğin ta kendisidir. Güzellik bedensel değildir, beden sadece somut olarak görünendir. Güzellik kalbin eylemi ve beynin oluşturduğu güzel fikirlerdir. Bedeni de zaten güzelleştiren kalp ve beyinin ürettikleridir.

Güzellik pozitif kavramları çağrıştırır. Örneğin; iyilik, doğruluk, huzur, mutluluk, sevgi, zeka, gülüş, ahlak ve vicdan.

Ama günümüzde maalesef ki güzellik kadınların sanki bedenleri üzerinde yapması gereken tıbbı işlemlermiş gibi görülüyor. Botoks ve estetiklerle kadınların suratının doğalığıyla oynanılıyor. Hepsinin dudakları şiş, burunları küçültülmüş, kaşları dövmeli ya da ek kaşlar ektirilmiş, kirpikler takma. Hepsi birbirine benziyor.

Bütün kadınlar birbirine benzetilerek yanlış bir güzellik anlayışı yaratılıyor. Oysaki bir insanın nasıl ki fikri ve zikrinden oluşan bir karakteri varsa, yüz ifadesinin de bir karakteri vardır. İnsanın yüz ifadesi samimiyet, hüzün, sevinç, tepki, fikir, duygu ve gülüşlerini en gerçek şekilde gösterendir. Ama şimdi herkesin suratı birbirine benzediği için kimin gülüp kimin ağladığını pek anlamıyorsun.

Televizyonu açtığımda botokslu kadın ve erkekleri görmekten midem bulanıyor. Eskiden bir kanalı izlemekten sıkıldığın zaman sırf başka bir yüz görmek için kanal değiştiriyordun,  şimdi ise hangi kanalı açıyorsan hepsinin suratı aynı. Hepsi ayın bakıyor, burunları yapay ve dudakları haddinden fazla şişirtilmiş. Kadınların suratını bu hale getiren estetik anlayışı tartışmalı bir konu.

Kadın, insanlık tarihinin bütün süreçlerinde varlığı ve güzel duruşuyla ana çekirdek olmuştur. Sosyal yaşamı örgütleyen ve güzelleştiren de yine kadın olmuştur. Kadın ana ve yaşamın temel öznesidir. Onu güzelleştiren ise merhameti, adaleti, sevgisi, emeği ve mücadelesidir. Kadın dediğimizde akla emek gelir. Çünkü o yaşamın neresinde olursa olsun hayatını hep bir emek üzerine örgütleyerek güzelleştirir.

Yine toplumdaki bireylerinin bütün sorumluluğunu kendi üstüne alan kadın hem kendisiyle, hem de toplumun bütün kesimleriyle barışık bir biçimde yaşıyor. Bu bakımdan kadın toplumsal yaşamı örgütleyen bir role sahiptir.

Bunu annelerimizden de görebiliriz. Bizler annelerimize hep bir kutsallık atfederiz. Bize verdiği emek, sevgi ve şefkatinden dolayı bütün dünyayı bir yere onu bambaşka bir yere koyarız. Annelerimizle duygu bağımız her zaman çok güçlüdür. Çünkü bizleri gerçek anlamda seven ve fedakarlıkta bulunan tek varlıktır. Boşuna cennet annelerin ayaklarının altıda dememişler.

Bunu sadece insan üzerinden değil bütün dişil olan canlılar üzerinden de tanımlayabiliriz. Geçenlerde Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde silahla vurularak vahşice öldürülen köpeğin yavrularının yerde yatan annelerini kaldırmaya çalışıp sütünü emmeye devam etmesi duygulandırdı. Ve dedim ki işte bir dişinin güzelliği budur. Düşünsene ölmüşsün ama senin ölünden bile şefkat bekleyen ve ölü halinle bile senden beslenmeye muhtaç olan canlılar var. Bu olay bizlere güzelliğin ne demek olduğunu bence çok iyi bir şekilde gösteriyor. Bu yüzden güzellik yüzeysel değildir, derin bir felsefedir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol