Bir süredir Azerbaycan’a yönelik Ermenistan saldırıları yapılmaktadır. Bu saldırılarda bazı Azeri askerlerin şehit ve bunun yanında yaralıların da olduğu belirtilmektedir. Bununla beraber Ermeni askeri birliklerinin Azerbaycan topraklarına girerek işgal sürecini de başlattığı bildirilmektedir. Bütün bunların iç siyasete de tabi ki yansımaları, etkileri olduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye iç siyaset cephesinde Ermenistan Devleti’nin askeri saldırıları başta ana muhalefet partisi olan CHP’nin gündeminde olması kadar doğal bir şey olamaz. Tabi diğer muhalif partilerin de bu konu ile ilgili açıklamaları oldu. Fakat burada CHP’nin konuyla ilgili açıklamaları değerlendirmenin şaşkınlığı içerisindeyim desem, inanın. Buna gelmeden önce Ermenistan’ın bugünkü saldırıları ile ilgili tarihsel bir not düşmekte fayda görüyorum.

Evet, Ermeni yöneticileri ile ilgili ya da bu çerçevede politik yaklaşımlarından söz etmek gerekirse;

Hani Osmanlı döneminde adları Sıdıka-i Millet olan Ermeniler, ne oldu da 1915-1916’larda Doğu Anadolu’da başkaldırdı ve bunun sonucunda batının “Soykırım”, Osmanlı arşivlerinde “Tehcir” olarak kayıtlara geçen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yöneticilerinin de her zaman tehcir dediği sürecin nedenleri neydi?

İttihat ve Terraki’nin (1908-1918) iktidar olduğu bu dönemde Osmanlı Devleti zor zamanlar yaşamaktadır. Koca imparatorluk parçalanma sürecine sokulmaktadır. İTC’nin politik çareleri vaziyeti kurtarmaya yetmemektedir. İşte bu süreçte Ruslar 1916’larda Bitlis ve Muş’a kadar gelerek Doğu Anadolu’yu işgal ediyorlar. Bu süreçte bölgedeki Ermeniler de rehberlik ediyor Rus birliklerine. Sözüm ona Ruslar başarılı olursa Ermeniler istedikleri haklara kavuşacakmış! Yani şunu demek istiyoruz:

Ermeniler Ruslar tarafından kışkırtılmaktadır, Osmanlı Devleti’ne karşı. Arkadaş “kışkırtılan” olmayacaksın ve aklın sana yetmeli. 1917’de Bolşevik Devrimi olunca Rus askeri birlikleri işgal ettikleri bölgelerden çekilmek zorunda kaldı. Yeni Sosyalist Yönetim, işgal politikasını sürdüremedi, sürdürmek istemedi. Neticede Ermeniler ortada kaldı. Sonuç: Bölgede Ruslarla işbirliği yapan Ermeniler Osmanlı Devleti’nin, yani İTC’nin hedefi oldu.

Ruslar aslında “dostlarını” her zaman ortada bırakır. Bir başka örnek Kürtler. 1946 yılında Mahabat Kürt Cumhuriyeti de Rusların ortada bırakmasıyla İran Şahı’nın hedefi oldu, başta Cumhurbaşkanı Kadı Muhammed olmak üzere bakanların önemli bir bölümü Şah rejimince idam edildi.

Neyse…

Bugün de Rusların, Ermenileri kışkırttığı iddia edilmektedir. Ancak Rusya bugün taraflara askeri çatışmaların sonlandırılması ve diplomatik kanalların açılması gerektiği çağrısını yaptı.

Ana Muhalefet Partisi Net Olmalı

Bunu da ekledikten sonra gelelim CHP’nin bu konuyla ilgili açıklamaları. Eğer sadece farklı iki açıklama ise ayrı ama bu iki farklı yaklaşımın partinin politik yaklaşımı ise kafa karıştırıcı.

Önce Ünal Çeviköz’ün açıklamasına bakalım.   CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, katıldığı bir programda, "Maalesef gelen haberlerde, Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor" ifadelerini kullandı. Bu ifadeler üzerine iktidardan cevap gecikmedi ve sert ifadelerle karşılık verildi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Twitter’daki hesabından “Ermenistan tarafı bu yalanları Türkiye düşmanlığı yapmak için üretiyor. Ermenistan’ın yalanlarını aynı cümlelerle CHP’den duyuyoruz. Bu benzerlik utanç vericidir. Türkiye düşmanlarının ürettiği provokasyonları sürekli CHP’nin sahiplenmesi son yanlıştır. Bu açıklamayı yaparken hadi geçmişinizi silip, bir kenara attınız; Asala tarafından şehit edilen meslektaşlarınızı da mı hiç hatırlamadınız, onların aziz hatırasından hiç mi utanmadınız? Türkiye’nin Azerbaycan’la dayanışması Ermenistan’ı rahatsız ediyor ve Türkiye hakkında yalan üretiyorlar. Türkiye’nin Azerbaycan’la dayanışmasından CHP niye rahatsız oluyor ve Ermenistan’ın ürettiği yalanlara sahip çıkıyorlar? Türkiye’nin bu konudaki pusulası Azerbaycan’la sonuna kadar dayanışmadır. CHP’nin pusulasını şaşırdığına, mihengini kaybettiğine, Türkiye’nin ve dostlarının sevinmesine üzülüp, düşmanlarının sevincine ortak olduğuna her geçen gün başka bir vesileyle yeniden tanıklık ediyoruz.”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Ermenistan'ın bölge barışını tehdit eden bu tutumunu kabul edemeyiz. Bu uluslararası hukukun açık ihlalidir. Bu terördür. Yukarı Karabağ'daki Ermenistan işgali, zaten bölgemizde kanayan bir yaradır. Yıllardır süren bu işgal hem bölge güvenliğini hem de refahını tehdit etmektedir. Çatışmaların yaşandığı coğrafya ülkemizin Kafkasya ile bağlantısı için stratejik önemdedir. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi önemli uluslararası stratejik tesisler çatışma bölgesine yakındır.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti olarak olayları tüm boyutlarıyla dikkatlice değerlendirmeliyiz. Meselenin uluslararası hukuk zemininde çözümü için Azerbaycan'a her türlü desteği vermek zorundayız. Ermenistan, daha önce işgal etmiş olduğu bölgelerden askerlerini derhal geri çekmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yaşanan saldırıda şehit olan Azeri kardeşlerimize bir kere daha Allah'tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz. Azeri kardeşlerimizin ve Azerbaycan'ın acısı bizim de acımızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak kalbimiz, dualarımız ve desteğimiz Azeri kardeşlerimiz ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile beraberdir.” Şeklinde açıklamalarda bulundu bugün.

CHP daha net olmalı tutumunda, vatandaşın kafasını karıştıracak açıklamalar yapmaktan kaçınmalıdır. Parti sözcüsü ile dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı farklı açıklamalar yapmaktadır. Sorarlar o zaman CHP hangi taraftan yana. Tahmin ediyorum diyecekler hukuktan yana bir CHP’yiz ama artık hak hukuk kavramlarının devletlerarası sınırlarda asker çizmelerinin topukları altında ezilmektedir. Gücün varsa senin hukukuna saygı gösterilir. Elini masaya vuracak gücün yoksa her zaman haksızsın, hatta masaya bile yaklaştırmazlar. Ancak haksız duruma düşmemek için gücün oranında masada yerin olacaktır. Bu durumlarda ülke menfaatleri adına muhalefet gücü iktidarın haktan yana tavır aldığı politikalarını destekleme yaklaşımını ortaya koymasını beklemektedir, vatandaş böyle buyuruyor, diyelim.

Öbür türlü, yani CHP yöneticilerinin bugünlerde yaptığı gibi, soru işareti yaratan tutumlardan uzak durmalı yoksa kendi kendini aşındırır. Böylesi kritik süreçlerde iktidar cephesi de muhalefeti kendinden uzaklaştıracak yaklaşım ve söylemden kaçınmalıdır, bizce. Daha açık bir ifadeyle iktidar ile muhalefet arasında yaşanan sert söylemler milletin menfaatine uygun değildir.

Saygıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol