Geçtiğimiz hafta Hatay Baro Başkanı Av. Ekrem DÖNMEZ’in polis tarafından gözaltına alınması nedeniyle polisin yetkileri konuşulmaya, tartışılmaya başlandı. Bir haftadır polisin restoranda yemek yiyen vatandaşa kimlik sormasının yasal dayanağı olarak gösterilen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) 4/A maddesinin kapsamı nedir, mezkur olaya uygulanabilir mi, öncelikle değerlendirilmesi gereken konu budur.

     PVSK 4/A maddesi uyarınca polis, kişileri ve araçları aşağıdaki şekilde ve kanunda yazılı koşullarda durdurma ve kimlik sorma yetkisine sahiptir, ancak kimlik sorma yetkisini keyfi olarak kullanamaz.

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.

 Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.

Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet Savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır” demekle bu madde hareket halindeki şahıs ve araçları durdurma yetkisini kapsamaktadır. Polisin, bir restorana girip ailesi ile yemek yerken suçüstü, yakalama ve gözaltı kararı olmadan kimlik sorma yetkisi olmadığı gibi varsa bir belgesi bunu vatandaşa ibraz etmesi de gerekir. Polis anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde kimlik sorabilir, ancak somut olay ve benzeri durumlar bakımından yapılan uygulama yasal değildir.

     Polisin ve tüm vatandaşların “suçüstü” halinde “yakalama” yetkisi vardır. Ancak kişinin gözaltına alınabilmesi için Cumhuriyet Savcısı’nın kararı gerekir. Polis, Cumhuriyet Savcısı’na kişinin neden yakalandığını bildirmekle yükümlü olduğu gibi savcılık kararı olmaksızın kişileri gözaltına alıp kişi özgürlüğünü kısıtlayamaz.  

     1982 Anayasası’nın 2. maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir, 13. Maddesi’nde de, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı güvence altına alınmıştır.

Anayasa’nın 19. maddesine göre, herkes kişi özgürlüğü ve güvenliğine sahip olup, aynı maddede öngörülen koşullar dışında özgürlüğün kısıtlanması mümkün değildir. Yine Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 9. maddesine göre de, hiç kimse keyfi olarak tutulamaz, alıkonulamaz veya sürülemez.

     Somut olaydaki orantısızlık ve hukuksuzluk toplumu endişeye ve güvensizliğe sevk etmiştir. Polis kimlik isteme nedenini soran vatandaşa nedenini bildirmek ve varsa kararı ve emri ibraz etmek zorunda. Ekrem DÖNMEZ, Baro Başkanı sıfatı ile değil herhangi bir yurttaş olarak polise dayanağını soruyor. Bir polis memuru da “ben devletim” diye cevap veriyor. Polis, devlete ait bir yetkiyi hukuken çerçevesi çizilmiş koşullarda kullanabilen memurdur, hem de yasaları iyi bilmek zorunda olan bir devlet memuru…

        

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol