https://bs.serving-sys.com/Serving/adServer.bs?cn=display&c=19&pli=1077887043&gdpr=${GDPR}&gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_68}&adid=1086907057&ord=[timestamp]

Bu ülkenin kadim toprakları o kadar çok medeniyete ev sahipliği yaptı ki, her medeniyetin çeşitli alanlarda bıraktığı kültür, nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar geldi. Bunlardan biri de yemek kültürüdür. Dünyada gastronomi turizminin gelişmesiyle birlikte yemek kültürü de tartışılan en önemli konuların başında gelmektedir. Bu kadim topraklarda yaşamın sürdüğü her bölgede farklı yemek kültürleri birer zenginlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Tıpkı farklı dil, kültür ve ırklar gibi…

Sözlük anlamı; iyi yemek sanatı, yemekten anlama ve iyi yemek düşkünlüğü olarak adlandırılan gastronomi, turizmle bütünlük sağladığı için ülkeler, şehirler pastadan daha fazla pay alabilmek adına yemek kültürüne sahip çıkmaya, geliştirmeye, gastronomi okulları açmaya ve tescil etmeye başladı. Dolayısıyla kaybolmaya yüz tutan tatların yeniden canlanmasına, çeşitlenmesine ve geliştirilmesine katkı sunuldu.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri de yemek kültürü bakımından çok zengin bir geleneği sahiptir. Söz konusu bölgeler, yemek kültüründe birbirinden etkilenmiş, birbirine yakın tatlar sunmuş ve bu tatların kendi şehirlerine ait olduğunu söylemiş, zaman zamanda komşu şehirlerle hem tatlı bir rekabete girmiş, hem de marka ve tescil konusunda çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Son olarak Diyarbakır ve Şanlıurfa arasında yaşanan ‘ciğer kebabı’ tartışması da bunlardan biri olmuştur. Görünen o ki bu kadar zengin bir gastronomiye sahip bölgedeki bu tür tartışmalar ilk olmadığı gibi son da olmayacağa benziyor.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, kentin zengin yemek kültürünü Türkiye ve dünyaya tanıtmak amacıyla önemli çalışmalara imza atıyor. Oda, merkez Sur ilçesinde Dicle Vadisi manzaralı tarihi binasını 4,6 milyon lira maliyetli projeyle ‘Gastro İnovasyon Merkezi’ne dönüştürme çalışmalarını sürdürüyor. Oda, bu arada boş durmayarak kentin 48 ürününü tescilleyerek geleceğe yatırımlarını hızlandırdı.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası geçtiğimiz gün de, kentin simgelerinden biri olan tarihi On Gözlü Köprü üzerinde 1 ton ciğer tüketilerek düzenlediği etkinlikle Türk Patent Kurumundan aldıkları ‘Ciğer Kebabı ve Perdeli Ciğer Kebabı’ tescili belgesini kamuoyuna duyurdu.

İşte iki komşu şehir arasında da sosyal medya üzerinden ciğer kebabı tartışması böyle başladı. Oysa Şanlıurfa’da 2018’de ‘Urfa Ciğeri’ni tescillemişti. Buna rağmen her iki şehirde yaşayanlar ‘Ciğer Bizimdir’ polemiğini halen sürüdürüyor. Gazeteci olarak her iki şehirde de görev yapan bir olarak tavsiyem, değerlerinize elinizden kayıp gitmeden önce önem verin, sahip çıkın, gündeme taşıyın. Çok geç olduktan sonra yapılan hiçbir serzeniş anlamı kalmıyor.

Bu arada işin erbapları, Diyarbakır ile Şanlıurfa ciğer kebabı arasındaki farkı şöyle sıralıyor.

-İki ilin ciğer kebabının yapılışı, damak tadı farklıdır.

-Şanlıurfa kebabında isot, Diyarbakır ciğerinde kırmızı pul biber kullanılır.

-Diyarbakır ciğerinin lezzeti kuzu ciğeriyle yapılmasından kaynaklanıyor. Burada dana ciğeri tüketilmez.

-Şanlıurfa ciğeri ufak ufak doğranırken, Diyarbakır'ın daha iri doğranır.

-Şanlıurfa'da acı çok fazla kullanıldığı için ciğerin tadı anlaşılmaz.

UYUŞTURUCU VE FUHUŞ ÇETELERİ

Geçen hafta uyuşturucu ve fuhuş çeteleri nasıl ağlarına düşürüyor, bu çetelerin taktikleri neler, uyuşturucu ve fuhuşun birbirini tetikleyen unsurlar olduğunu ve bu konuda birebir şahit olduğu konuyu köşeme taşımıştım.

Bu yazıma birçok mail aldım. Kimi şahit olduğu olayları, kimi kadın okurlarım bizzat bu çarkın içine nasıl düştüğünü, uyuşturucu pazarlanmasında ve fuhuşa teşvikte nasıl kullanıldıklarını, kimi bazı önemli mekanların nasıl fuhuş ve uyuşturucu çarkının içinde bulunduğunu anlatıyor.

Tüm okurlarımızın bilgileri, düşünceleri çok önemli… Ancak gazetecilik sorumluluğu bilinciyle itham edilen mekanlar konusunda somut belge olmadan yazmak doğru olmaz. Hepsi araştırılmaya değer ve araştıracağım da. Somut belge ve bilgiye sahip olduğumda ise gündeme taşıyacağım. Hiç kuşkunuz olmasın.

Bu arada bir okurum da, Instagram ve YouTube da ‘kara melek’ yazıldığında karşımıza çıkan video ve görsellerde bu çetelerden olduğu iddia edilen kişilerin deşifre edildiğini belirtiyor. Ben izledim. Sizlerinde izlemesini tavsiye ederim.

Sevgiyle kalın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol