Diyarbakır, ne yazık ki dünyayı kasıp kavuran yeni tip koronavirüs pandemisi konusunda kötü bir sınav veriyor.

İlgili ve yetkili birimler hem tedbir kararlarını almada gecikti hem de kararları hayata geçirmekte.

Nasıl mı?

Birkaç örnekle açıklayalım;

Türkiye’nin her kentinde olduğu gibi valilik bünyesinde İl Pandemi Kurulu oluşturuldu. Bu kurul günlük olarak İl Sağlık Müdürlüğü’nden test ve vaka sayısını, öykülerden yola çıkarak lokasyonları belirledi. Ardından o bölgelerde kaymakamlıklar ve hıfzısıhha kurulu aracılığıyla maske takma ve sosyal mesafe zorunluluğu ile belli saatlerde araç giriş-çıkış yasağı getirildi.

Yasak kararı geldi ama buna uyan da olmadı, niye uymuyorsun diye müeyyide uygulayan da.

Çift başlı ihlal ne yazık ki memleketi vaka sayısında Türkiye’nin zirvesine taşıdı.

Ya Diyarbakırlılara ne demeli?

Geleneksel yapı; taziyeler, mevlitler, hasta ziyaretleri, bayramlaşmalar, evde kına ve nişan merasimleri, maske ve sosyal mesafeden yoksun günlük yaşam akışına devam etmeler, koronavirüsün hızla yayılmasına olanak tanıdı.

Kentte ilan edilen pandemi hastanelerinde yataklar doldu.

PCR testi pozitif çıkan bin 500 kişi de evlerinde karantinada.

Diyarbakır Tabip Odası verilerine göre, pandemi ile mücadele eden 170 sağlık çalışanı da enfekte olmuş durumda.

Tüm bunlar bir yana artık evde ölümler başladı.

Pandemi korkusuyla hastaneye gitmekten çekinen kronik hastalar, artık evlerinde hayatlarını kaybediyor.

Bu konuda Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir’in dikkate alınması gereken uyarı ve önerileri var:

“Salgın sürecinde ertelenmiş, birikmiş olağan sağlık sorunu bulunan, başta kanser olmak üzere birçok kronik hastalığa sahip farklı hasta grubunun sağlık gereksinimi de karşılanacak şekilde planlanma yapılmalıdır. Salgın sürecinde aksayan bağışıklama hizmetlerinin tamamlanması, kronik hastalıklar, koruyucu hizmetlerle ilgili taleplerin karşılanması, artabilecek ruh sağlığı hizmetleri gereksinimlerine hazırlık yapılmalıdır.”

Geçen hafta gazetemizde röportajına yer verdiğimiz Kanaat Önderi Av. Muhammed Akar da aynı konuya “Bir tehlike daha var. Pandemi korkusu nedeniyle insanlar virüs bana da bulaşır kaygısıyla hastanelere gitmiyor. Evde hepimizin yaşlısı veya kronik hastalığı olan yakınları var. Ve bu insanlar son zamanlarda hastaneye gitmedikleri için evlerinde ölmeye başladı. Lütfen kurallara uyalım. Tedbirleri almazsak felaketi yaşarız” demişti.

Toplum olarak geleneksel yaklaşımlardan vazgeçmezsek, kamu olarak alınan kararları layıkıyla yerine getirmezsek ne yazık ki felaketi yaşayacağız.

Her ev “ölüm evi” olmasın diye el birliğiyle gayret göstermekten başka çaremiz yok.

Saygılarımla

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol