'Diyarbakır bana çoğulcu düşünme yetisi kattı'

DİYARBAKIR - Çocukluğu Diyarbakır'da geçen Yazar Seyfettin Araç "Sevgili Yalnızlık" kitabını Diyarbakır’da tanıtarak okuyucuları için imzalattı.

İlk romanı olan "Sevgili Yalnızlık" kitabının imza töreninde Diyarbakır’da bir AVM’de okuyucularıyla bir araya gelen Yazar Seyfettin Araç, "Fırsat buldukça geldiğim, çocukluğumun geçtiği bu kente imza günüm vesilesiyle gelmek büyük bir gurur benim için" dedi.

Doğum yerinin Mardin olduğunu, annesinin Diyarbakırlı olması nedeniyle kendisini bir anlamda Diyarbakırlı olarak saydığını ifade eden Seyfettin Araç, "Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım Yenişehir’de, Dağkapı’da geçti; sur dibinde kurulan lunaparkın karşısında şehrin yeni kurulan apartmanlarından birinde oturuyorduk, önce Amid lisesinde hazırlık okudum ama sanırım babamın sosyalist tarafını erken yaşta aldığım için devam edemedim, zengin arkadaşlarıma ayak uyduramadım, bir senenin sonunda devlet okuluna, evimize yürüme mesafesinde olan Ali Emiri Ortaokuluna geçtim, ardından Ziya Gökalp Lisesi’nden mezun oldum. İki okuluma dair de çok güzel anılarım oldu. Bu arada bir ayağımız hep İstanbul’daydı; yılın yedi ayını Diyarbakır’da, beş ayını İstanbul’da geçiriyorduk. Dağkapı semtinde ailemize ait mağazalar vardı, okul sonrası veya öncesi orada çıraklık yapıyordum, ilk paramı orada kazandım. Diyarbakır bana çok şey katmıştır, öyle sözde değil gerçek anlamda, ekmek gibi su gibi değer katmıştır ruhuma. Bu coğrafyanın en kadim topraklarından biri olan Diyarbakır bana, kalemime, ruhuma her şeyden önce insanlığı ve çoğulcu düşünme yetisi katmıştır. Yazmanın sonsuz dehlizlerinde kaybolmanın önünü açmıştır, bana kim olduğumu, ne istediğimi sordurmuştur. İlk romanımı Diyarbakır’da okudum, ilk bisikletime Diyarbakır’ın eski sokaklarında bindim, ilk harçlığımı burada kazandım, ailem köylerinden çıkmak zorunda kaldıklarında Diyarbakır kucak açtı hepimize, burada yeni bir hayat kurduk el birliğiyle" şeklinde konuştu.

'Doğduğum köyde hâlâ bir okul yok'

Elektriği, suyu, yolu olmayan bir dağ köyünde doğduğunu ve doğduğu köyde hâlâ bir okulun olmadığını, yaşanılan coğrafyanın insanların kaderini belirlediğini ifade eden Araç, şunları söyledi: "İstanbul’da okuyan bir çocuğun şansı Doğu’da kırık dökük, derme çatma bir köy okulunda okuyan çocukta neden yok? Yok, çünkü coğrafya maalesef ki sadece bizim ülkemizde kaderdir! Doğu’nun kadim kültürüne değer vermemiz gerekiyor.Bu coğrafyadan muazzam sanatçılar çıktı, tüm dünyanın tanıdığı yazarlar, şairler, aktörler, ressamlar var.

33 medeniyete ev sahipliği yapmış 5 bin yıllık tarihi geçmişe sahip bir kenttir Diyarbakır. Dünyanın en uzun surları Çin Seddi’dir ama yükseklik olarak en yüksek surları Diyarbakır surlarıdır, Unesco tarafından koruma altına alındı değil mi, peki neden hâlâ değeri bilinmez? Edebiyatta, sanatta, ticarette aynı sorunlar hep var. Göç, insan hakları, eğitim sorunlarını elli senedir aşamayan bir coğrafyanın gelecek nesillere bir borcu olduğu kanısındayım."

'Güzel yürekli insanlara adanmış ütopik bir roman'

"Sevgili Yalnızlık" kitabının bu ülkenin derin ruhlarına, eski sevdalılarına, aşk’a sonsuz biçimde inanan ve sadık kalan güzel yürekli insanlarına adanmış ütopik bir roman olduğunu ve uzun yılların ürünü olduğunu ifade eden Seyfettin Araç, "Bu uzun yıllar boyunca ruhumun çekmecelerinde biriken hislerin, sezişlerin önce kelimelere sonra cümle haline gelmelerini bekledim. Ve bir gün artık bu romanı yazmam gerektiğini anladım. Bu romanı yazmalıydım ve aşk’tan umudunu kesen herkesi bu romanı okumaya davet etmeliydim. Yoğun ama yalın bir eser çıkarmaya çalıştım, şairliğin verdiği derin hissediş cümlelerde ifade buldu. İçten içe aşk’ı hatırlatmak istedim belki de. Aşktan umudumuzu kesmememiz gerektiğini hatırlatmak. Ülkenin ilk monodiyalog roman türündeki eserini yazmak, hayatım boyunca gurur duyacağım bir deneyim olacak benim için. Likos ve Tidu’nun muazzam aşkını keşfetmeye davet ediyorum okuyucuyu; sürpriz sonu konuşmak istemiyorum çünkü okuyucu kitaba başladıktan sonra cümlelerin içinde kaybolsunlar istiyorum. Aşk niye mi var? Ruhumuz neden var, hayat neden var, vicdan neden varsa bence aşk da o yüzden var. Biyolojimizin bize tuzağımsı sorusu da kendi içinde bir tuzak kuruyor sanki. Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, aşk olmasaydı onun yerini doldurabilecek başka hiçbir şeyin olmayacağı gerçeğidir. Aşk hayata anlam vermez, çünkü aşk hayat için değil de hayat aşk’a ayak uydursun diye var gibi" dedi.

'Ruhuma ve kalbime masumiyet ektiğine inandığım için yazıyorum'

Hayatında bir an, bu hayata sırf yazmak için geldiğini, yazmak için doğduğunu düşündüğünde o anın hayatının en mutlu anı olduğunu ve o heyecanın hayatında hep olması için durmadan yazdığını belirten Araç, yazma konusunda şunları söyledi:

"Yazmanın beni uysallaştırdığına, ruhuma ve kalbime masumiyet ektiğine inandığım için yazıyorum. Bir sebep bulmak için değil hayatın karmaşasına dair nedenleri anlatmak için yazıyorum. İnsanlar beni anlasın diye yazıyorum, anlamayanları anlayanlara şikâyet etmek için yazıyorum. Hayatın kavgadan ibaret olmadığını, kinin, nefretin iyilik karşısında boşa çıktığını göstermek için yazıyorum. Yazmak en büyük eylem olduğu için yazıyorum, sosyalist ve protest tavrı sevdiğim için yazıyorum. Yazmanın kutsal bir tarafı olduğuna ve bunun yeryüzündeki hiçbir dinle ifade edilemeyeceğini bildiğim için yazıyorum. Amatör bir kalple profesyonel romanlar yazmanın ironisini hissetmek, biraz da hissettirmek için yazıyorum. Okuyucuların, edebiyat severlerin yazdığım romanlardaki karakterlerde kendilerini bulmalarını düşü beni her an heyecanlandırdığı için yazıyorum. Kısacası yaşamak için yazıyorum, yazdığım için yaşayabilir miyim biliyorum."

Yaz boyunca imza günü söyleşilerle devam edeceğim

"Sevgili Yalnızlık" romanının daha yeni okurla buluştuğunu ve bu kitapta insanların kendilerinden, ruhlarından çok şey bulacağına emin olduğunu ifade eden Seyfettin Araç, edebiyat ve üzerinde çalıştığı yeni romanlar için ise şunları söyledi: “Yayıncılık, formül üzerini yazılmış kurgu romanlara ya da 'üç günde hayatını değiştir' diyen kişisel gelişim kitaplarına teslim olmuş durumda. Has, gerçek edebiyatı hatırlamamız gerekiyor. Ve insanlar gerçek edebiyata ve onun genç, yeni temsilcilerine sahip çıkmalılar, desteklemeliler diye düşünüyorum. Yaz boyunca birçok imza günü, söyleşi gerçekleştireceğim.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol