SÜER: ÜLKEMİZDE SANATIN DEĞERİ YOK

DİYARBAKIR - Uluslararası sosyal medya ağı eatmy.news, fotoğraf sanatçısı Mehmet Masum Süer’le yaptığı bir röportajı yayınladı. Ağ, gençlere örnek olması ve eğitimleri için, alanlarında başarılı sanatçıların ve kişilerin deneyimlerini ve hayat hikayelerini paylaşıyor, projeler geliştiriyor. Uluslararası medyanın, Süer’in çalışmalarına ilgisi de her geçen gün artıyor. Ünlü fotoğraf dergisi Chiiz, bu ay yayınlanan sayısında sanatçının bir fotoğrafına yer vererek tanıttı.

EFIAP unvanlı fotoğraf sanatçısı Mehmet Masum Süer, eatmy.news uluslar arası sosyal medya ağına verdiği röportajda, “Fotoğraf sanatçılığı kariyeri, gelişmiş bazı Batı ülkelerinde hem değerlidir hem de iyi para kazandırıyor. Ancak ülkemizde maalesef sanat ve sanat eserleri pek ilgi görmüyor” diyerek sanatçıların yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

Eatmy.news, gençlere örnek olması ve eğitimleri için, alanlarında başarılı sanatçıların ve kişilerin deneyimlerini ve hayat hikayelerini paylaşıyor, projeler geliştiriyor. Medya ağından fotoğraf yorumcusu ve yazarı Nishad Kinhikar’ın, Süer’le yaptığı röportajın Türkçesini yayınlıyoruz:

Soru: Bize geçmişiniz ve fotoğraf yolculuğunuz hakkında geniş bilgi verir misiniz?

Fotoğraf çekmeye 13 yaşında henüz küçük bir çocuk iken başladım. O yaşta 6x6 cm fotoğraf çeken analog bir fotoğraf makinesine sahip oldum. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yaşıyorduk. Çektiğim ilk fotoğraf babam, annem ve kız kardeşimin birlikte poz verdikleri bir fotoğraf oldu. 1970 yılında çektiğim bu fotoğraf şu anda arşivimin en değeri fotoğrafları arasındadır. Daha sonraki yıllarda da aile bireylerimizin fotoğraflarını çekmeye devam ettim.

1974 yılında, çok genç yaşta, Ankara’da yayınlanan aylık bir dergide muhabir olarak yazılar yazmaya başladım. Yazılarım için fotoğraf da çekiyordum. 1976 yılında, Türkiye’nin ulusal bir haber ajansında muhabir olarak işe başladım. 1992 yılına kadar farklı haber ajansı ve gazetelerde temsilci, muhabir ve redaktör olarak çalıştım. Fotoğrafçılığım bu yıllarda haber fotoğrafçılığı olarak devam etti. Bu alanda kendimi geliştirdim.

1992’de ülkemin içinde bulunduğu şiddet ortamı yüzünden gazeteciliği bırakmak zorunda kaldım. Dil ve tarih ile ilgili araştırmalara yöneldim. 1998 yılından başlayarak aralıklarla günümüze kadar tarihi Hasankeyf ilçesinin fotoğraflarını çektim. Çünkü Hasankeyf, baraj sularının altında kalacaktı ve buradaki tarihi alan ve eserlerin belgelenmesi gerekiyordu. Nitekim 2020 yılının başında birçok tarihi yapının da yer aldığı ilçenin tümü sular altında kaldı.

Hasankeyf ile başlayan tarihi alan, yapı ve eserleri belgeleme merakım tarihi kentlerimiz Diyarbakır, Mardin ve Van’daki çekimlerim ile devam etti. Bu arada Kürt kültürü ile de ilgilenmeye başladım. Çünkü Kürt kültürü de diğer birçok geleneksel kültürler gibi, modern hayat yüzünden giyim kuşam ve günlük yaşam araçlarının önemli bir bölümünü kaybetti. Ulusal elbiseler artık giyilmez oldu, bazı eşyalar da kullanılmaz oldu. Bu kültürel değerleri de belgelemeye başladım. Bir proje olarak, sanatın her alanından 200’den fazla Kürt sanatçının portrelerini çektim. Son 5 yılda da vahşi yaşamdan hayvan fotoğrafları ve doğa fotoğrafları da çekmeye başladım.

Daha önce fotoğrafı sadece belgelemek için çekiyordum. Çoğu haber fotoğrafıydı. Sanatsal fotoğraflarımı çekmeye 2005 yılında başladım. Gençliğimde sanat tarihi ve resim eğitimi almıştım. Gazetecilikten aldığım fotoğraf çekme tekniği ile bu sanat eğitimi birleşince hızlı bir şekilde sanat fotoğrafçılığına yöneldim. Bu defa belgeleme amaçlı fotoğraflarıma sanatsal bakış açısını da kattım ve aldığım ek eğitimlerle kısa sürede dünyanın sayılı sanat fotoğrafçıları arasına girmeyi başardım.

Uluslar arası Fotoğraf Sanatı Federasyonu FIAP tarafından 2017 yılında AFIAP yani ‘artist’, 2018’de de EFIAP ‘mükemmel artist’ unvan diploması ile ödüllendirildim. Son 4 yılda uluslar arası 22 ayrı fotoğraf kurumundan onur üyeliği unvan ve diplomalarını aldım. 5 yıldır Amerikan Fotoğraf Derneği PSA’nın üyesiyim ve bu dernekten de PPSA diploması sahibiyim. Uluslar arası yarışmalardan çok sayıda ödül kazandım. Irak ve Romanya’da iki uluslar arası sempozyum ve çalışmaya katıldım.

Bangladeş’te faaliyet gösteren uluslar arası fotoğraf derneği Phoenix’in Türkiye Temsilcisi ayrıca Hong Kong’daki Uluslararası Profesyonel Fotoğrafçılar kurumunun (PPI) Türkiye Onursal Danışmanıyım.

Soru: Sanatçı olmaya ne zaman karar verdiniz?

Aslında gençliğimde sadece gazeteci olmayı istemiştim ve başarmıştım. Ama fotoğrafı sanat boyutuyla çekmeyi hiç düşünmemiştim. 2005 yılından sonra belgesel fotoğrafçılığa yoğun olarak başlayınca fotoğraflarımın geniş bir kitle tarafından beğenildiğini gördüm ve bu beni mutlu etti. Bu beğenilme, beni daha mükemmel fotoğraflar çekmeye mecbur bıraktı. Bu yıllarda fotoğraf çekme tekniğimi, okuma, araştırma ve özellikle ustaların eserlerini dikkatle izleyerek geliştirmeye çalıştım. Fotoğraflarımın değerini anlamak ve kalitesini ölçmek için uluslararası yarışmalara gönderdim. Altın madalyalardan başlamak üzere ödüller kazanınca artık bir sanatçı olduğumu anladım. 

Soru: Fotoğrafçılık mali açıdan istikrarlı bir kariyer mi?

Fotoğraf sanatçılığı kariyeri, gelişmiş bazı Batı ülkelerinde hem değerlidir hem de iyi para kazandırıyor. Ancak yaşadığım ülke Türkiye’de maalesef sanat ve sanat eserleri pek ilgi görmüyor. Sanatın her alanından sanatçılar, para kazanamadıkları için sanatlarını sürdürmekte zorluk çekiyorlarlar ve sanatla ilgisi hiç olmayan başka işler yapmak zorunda kalıyorlar. Usta bir tiyatrocu arkadaşım var, lokanta açıp işletmeye başladı. Ayrıca telif konusunda da sorunlar yaşıyoruz. Telif yasası olmasına karşılık yine de buna uyulmuyor.

Soru: En sevdiğiniz ressam veya fotoğrafçı / sanatçı kim ve neden?

En sevdiğim ressam, Irak’ın Federal Kürdistan bölgesinde yaşayan aynı zamanda Süleymaniye Üniversitesi’nde bir akademisyen olan Dr. Rebwar Saed’dir. Dostum Rebwar’ın çok özel bir tarzı var, farklı renk tonlarını cesaretle ve ustaca bir arada kullanıyor. Resimlerinde çoğunlukla kadın portreleri vardır. Eserlerinde Kürt kadının içinde bulunduğu ruh halini anlatıyor.

Fotoğrafçı olarak da Ara Güler’in fotoğrafları ilgimi çekiyor. 1950’li yıllarda Istanbul’dan çektiği hem hem manzaralar ama özellikle sokak fotoğrafları etkileyicidir. Günlük yaşamı ve çalışan insanları ustaca belgelemiş ve fotoğrafın siyah beyaz zamanında ışığı çok iyi kullanmıştır.

Soru: Sanat yaratmak için ilham kaynağınız nedir?

Belge fotoğrafçılığına 1998 yılında, antik Hasankeyf kasabasını ve bu kasabadaki çok sayıda tarihi yapı ve eseri çekmekle başladım. Hasankeyf ile birlikte bende tarihi şehir ve eserlere karşı büyük bir ilgi uyandı. Bu kentlerin veya eserlerin bir gün yıkılabileceği, zarar görebileceği ve yok olabileceği düşünce ve kaygısıyla onları belgeliyorum. Yani tarihi şehirler, tarihi binalar ve eserler ilham kaynağımdır. Ayrıca Kürt kültürüne karşı büyük bir ilgim vardır. Kürt kültürüne ait ve zaman içinde kaybolan kültürel değerlerin fotoğraflarını çekerek arşivliyorum. Halk oyunları, eski giysiler, eski günlük yaşam eşyaları da beni etkiliyor. Son birkaç yıldır doğa fotoğrafları da çekmeye başladım. Manzara ve hayvan fotoğrafları gibi. Bu fotoğraflar da beni mutlu ediyor ve rahatlatıyor.

Soru: Gelecekteki hevesli sanatçılara ne tür bir tavsiye vermek istersiniz?

Yeni veya genç sanatçılara ilk önerim, yaptıkları işi çok sevmeleridir. 50 yıldır fotoğraf çekiyorum. Bir an olsun fotoğraftan soğumadım ve bu işi yaptığım için pişmanlık duymadım. Gazetecilik yıllarında işimi en iyi şekilde yaptım ve hiçbir zaman işsiz kalmadım. Ekonomik zorluklara rağmen fotoğraf sanatında da en iyisini yapmaya çalıştım ve bunu başardığıma inanıyorum. Örneğin henüz hayatta iken 4 fotoğrafım posta pulları üzerine basıldı.

Genç fotoğrafçılara önerilerim: İşlerini mutlaka severek yapsınlar yoksa başarılı olamazlar. Ayrıca fotoğraf tekniğini teorik olarak çok iyi öğrenip, çok pratik yapmaları gerekir. Ustaların fotoğraflarını çokça ve dikkatle izlesinler. Ben sanatımda birçok bilgiyi başkalarının fotoğraflarını izleyerek öğrendim. Belli bir seviyeye geldikten sonra uluslar arası yarışmalara katılıp başarılarının sonucunu görsünler. Yarışmalar, onlara eksiklerini gösterecek ve bu alanda kendilerini tamamlamalarına yardımcı olacaktır.

Soru: En sevdiğiniz kitap hangisi ve neden?

En sevdiğim kitap, 17. Yüzyılda Kürt filozof Ehmedê Xanî tarafından yazılan ‘Mem û Zîn’ adlı kitaptır. Kitapta bir aşk hikayesi büyük bir ustalık anlatılıyor. Kürt tarihi ve kültürel değerler de dile getirildiği için bu kitabı çok seviyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol