banner5

İnsanlar arasında farklılaşmanın başlamasıyla beraber başlayan savaş kavramı, çeşitli biçimlere bürünerek günümüze kadar gelmiştir. İnsanlık tarihinin başlangıcına kadar götürülebilen savaş, bir süreç olarak dikkate alınırsa insanlığın ömrünün önemli bir kısmının savaşla geçtiği, ama buna karşın barış sürecinin çok kısa olduğu tahmin etmek zor değildir. Gelinen noktada ne savaş, ne de barışın kaç yaşında olduğu hesaplanamaz kuşkusuz.

Bu kapsamda insanların ürettiği değerler göz önüne alındığında savaşın da insanlık tarafından üretilen bir değer olduğu ve yoğunca emek sarfettiği açıktır. Hatta insanların savaşa yaptığı yatırım dikkate alınırsa barışa yaptığı yatırım bir hiç kalır. Peki insanların bu kadar yatırım yaptığı savaşa neden karşı olduğunu her defasında dile getiriliyor? Can alıcı olan bu sorunun cevabını herkes kendi açısından ortaya koyabilir şüphesiz.

İnsanların savaşa neden başvurduğu sorusunun cevabı ise bir dönüm noktasıdır insanlık tarihinde… Esasen insanlar devlet ve devlete benzer organizasyonlar aracılığıyla doğada bulunan kaynaklara sahip olmak için var gücüyle savaş hazırlığı yapmış veya yapmaktadır. Bu noktada askeri hazırlıkların başta geldiğini söylemek mümkündür.

Bilindiği üzere savaşlar farklı dini, etnik, kültürel ve siyasi anlayışlara mensup toplumlar arasında baş göstermektedir. Bu anlamda toplumlar birbirlerinin öncelikle topraklarına göz dikerler. Bu dün de olmuş bugün de… Daha sonra ikinci ve en önemli hedef toprakların altında önemli bir zenginlik oluşturan petrol, kömür ve doğal gaz gibi kaynaklara sahip olmaktır. Günümüzde de süren savaşların başlıca sebebi genel olarak bunlar gösterilebilir.

Hal böyle iken neden Ortadoğu Bölgesi hep savaş alanı olmuştur ve neden Ortadoğu’da var olan bütün devletlerin liderleri savaşa karşı olmakla beraber savaşlar dur durak bilmeden devam etmektedir? İşte kırılma noktası da burasıdır.

Ortadoğu’da kimler var peki? Elbette ki coğrafi olarak burada bulunan ülkeler…Bunlar Türkiye, Mısır, Ürdün, Irak, İran, Suudi Arabistan, Suriye vs…

Ama asıl olarak burada toprakları olmayıp da güçleri ile var olan devletler. Bunların başında Amerika, Rusya, İngiltere, Fransa gibi devletler gelmektedir. Ortadoğu’da gerilimin başlıca kaynağı bölge ülkeleri ile güçleri ile burada var olan devletler arasındaki çekişmelerdir.

Çekişme, gerilim derken bu güçler arasında derinden derine savaşlar başlamakta ve bu savaşların giderek sınır tanımayacak bir hal almaktadır. Ne ilginçtir ki insanlığın neredeyse tamamını tehdit eden birinci ve ikinci dünya savaşlarının yayıldıkları alanlarda Ortadoğu’nun tamamı yer almıştır. Bu savaşlarla Küresel Güçler diyebileceğimiz ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya gibi devletlerin konumları bölgede daha da belirgin hale gelmiş, bu savaşlar nedeniyle Ortadoğu ülkeleri güçten düşerken Küresel Güçler daha da ‘SÜPER’ hale gelmişlerdir.

Küresel Güçler gerek yarattıkları gerekse yol açtıkları savaşlarla Ortadoğu’yu yaşanmaz hale getirirken burada adeta bir it dalaşı manzarasını oluşturmaktadır. Bu güçler denemedikleri silahlarını bırakmamaktadır. Yüzbinlerce hatta milyonlarca insanların ölümüne neden olmaktadır. Bütün bunları yaparken izlerini ve deyim yerindeyse ‘pisliklerini’ demokrasi ve insan hakları maskeleriyle gizlemektedir. Ne yazık ki onların bu değirmenine kimi bölge ülkeleri ve yöneticileri su taşımaktadır.

Ortadoğu’da neredeyse adı geçen küresel güçlerin bölgeyi dizayn etme politikalarına direnecek bir ülke ve lider kalmamıştır. Hali hazırda Türkiye, İran ve biraz da Güney Kore başta ABD olmak üzere küresel güçlerin bölgedeki politikalarına karşı güçleri oranında durmaya çalışmaktadır.

Gelinen noktada Ortadoğu’da gerek devletler arasında kısmi de olsa, gerekse örgütler üzerinden vekalet savaşları biçiminde süper güçler bölge üzerinde egemenliklerini sürdürmektedir. Bunu yaparlarken masum insanların ölümünü düşünmemektedirler. Son olarak Suriye’nin İdlib Bölgesi’nde süren bombardımanlar bunun en iyi örneği olarak göstermek mümkündür.

Bu süreç devam ederken Ortadoğu’da herkes ve her devlet savaşa karşı olduğunu beyan etmektedir; ancak savaşın bütün hızıyla sürdüğü ortada… Bölge yangın ve göz yaşları arenasına dönmüş durumda. İnsanlar tutunacak dal arıyorlar!

Bakalım tutunacak dal arayan insanların feryadına kulak verilecek mi?

Saygıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol