Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:  Kararımıza saygı göstersinler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kriter Dergisi’nin yeni sayısında, SETA Vakfı Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılması, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletin zaferi, Türkiye’nin Covid-19 salgınıyla mücadelesi, Libya ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış politika, iç siyaset ve ekonomi konularında önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi sizin için ne anlam ifade etmektedir” şeklinde yöneltilen bir soruya şu yanıtı verdi:

“15 Temmuz, tarihimizin en büyük direniş destanlarından biridir. O gece milletimiz, kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla iradesine, geleceğine ve devletine sahip çıkmıştır. 15 Temmuz, aynı zamanda milli irade üzerindeki vesayet zincirlerinin kırılması açısından da bir milat olmuştur. Türkiye’yi esaret altına almak isteyen güçlerin 40 yıldır beslediği, büyüttüğü FETÖ’nün gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. O gece vatan için can veren aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, cesaret timsali gazilerimize sağlıklı uzun ömürler temenni ediyorum. Şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bugün topraklarımızda özgürce yaşıyorsak şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir.”

Libya’yı değerlendirdi

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Libya’da oyun kurucu bir aktör olarak sahada yerini aldıktan sonra, süreç BM nezdinde Libya’nın meşru hükümeti olan UMH lehine işliyor. Barış ve istikrarın sağlanabilmesi için uluslararası toplumdan bu konuda beklentileriniz nelerdir” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Türkiye’nin kararlı tavrı sayesinde darbeci Hafter ile destekçilerinin Trablus’u işgal planı tutmadı. Uluslararası meşruiyeti haiz Milli Mutabakat Hükümeti, çok kısa sürede darbecileri Trablus'tan söküp atmayı başardı. Sahada elde edilen bu kazanımlar, inşallah Libya'nın tamamında barış ve huzurun müjdecisi olacaktır.

Libya’nın bir an önce istikrara kavuşması sadece Libya halkının değil, tüm bölgenin çıkarınadır. Bu ülkenin siyasi ve ekonomik açıdan güçlenmesi hem Kuzey Afrika’yı hem de Avrupa’yı rahatlatacaktır. Uluslararası toplum meşru hükümeti destekleyerek artık tercihini yapmalı, savaş suçu işleyen darbecileri durdurmalıdır. Libya’yı kan gölüne çeviren lejyonerler bir an önce bu ülkeden çıkarılmalıdır. Terhune ve daha birçok şehirde ortaya çıkan toplu mezarların hesabı, darbecilerden muhakkak sorulmalıdır.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin salgınla mücadeledeki etkisini değerlendiren Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği avantajları çok iyi kullandık. Kabinemizle tam bir koordinasyon içinde, vakit kaybına mahal vermeden, bürokratik oligarşiye takılmadan gereken tüm kararları aldık ve süratle uyguladık. Daha önce çift başlılıktan neşet eden sorunların hiçbiri bu süreçte yaşanmadı. Kriz döneminde sistem tıpkı bir saat gibi tıkır tıkır işledi. Böylece muhalefetin sistemle ilgili eleştirilerinin ne kadar yersiz, haksız ve gereksiz olduğu ortaya çıktı.

Öte yandan, biz 83 milyonun huzuru ve sağlığı için başarılı bir mücadele yürütürken, muhalefet belediye başkanlarının çoğu, en basitinden toplu taşımadaki sefer sayısını dahi düzenlemekte aciz kaldı. İnsanımızın sağlığını hiçe sayan, tamamen iş bilmezlik ve koordinasyonsuzluktan kaynaklanan sıkıntılara şahit olduk” diye konuştu.

Ayasofya gündemi

Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması konusunu da değerlendiren Erdoğan, “Burası, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethettiğinde ilk cuma namazını kıldığı ve fethin sembolü olarak camiye dönüştürdüğü bir mekândır. Bu yüzden toplum hafızamızdaki yeri vazgeçilmezdir. 1934’te Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesi, milletimizin içini acıtan bir karardı. Ayasofya’nın tekrar asli hüviyetine kavuşturulması gerekiyordu. Danıştay, yapılan başvuru sonucu nihai kararı verdi. Danıştay’ın kararını hukuk devleti adına, maşeri vicdanı rahatlatma adına müspet bir adım olarak görüyoruz. Dava sürecinde içeriden ve yurt dışından çıkan çatlak seslerin ise hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Ayasofya’nın statüsüyle ilgili nihai karar mercii başkaları değil Türk milletidir. Bu, bizim iç meselemizdir. Diğer ülkelere de ancak alınan karara saygı göstermek düşer” açıklamasını yaptı. (İHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol