Demirtaş: İstesem bir günde buradan çıkarım ama onurumu yitirerek

Hakkındaki AİHM kararlarına rağmen Edirne Cezaevi'nde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Ben istesem bir günde buradan çıkarım, ama onurumu yitirerek" dedi. İzmir'de bir yerel gazeteye konuşan Demirtaş, "Öyle bir şey yapmaktansa burada ölmeyi tercih ederim" diye konuştu.

İz Gazete'den Pınar Teke'nin sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

"Bir de şu var açıkçası, ben hapisten çıkmak için uğraşmadım, o uğraşı avukat arkadaşlarım verdiler. Ben istesem bir günde buradan çıkarım, ama onurumu yitirerek, boyun eğerek çıkmış olurum ki, öyle bir şey yapmaktansa burada ölmeyi tercih ederim. Dolayısıyla bu durum, birçok siyasi tutsak için olduğu gibi benim için de cezaevini mücadele alanına dönüştürdü."

İZMİRLİ SEÇMENE MESAJ: YİNE OY VERİN, SİZİ MAHCUP ETTİK Mİ?

Demirtaş İzmirli seçmenlere de “Yine oy verin, vallahi pişman olmazsınız. Sizi hiç mahcup ettik mi?” diyerek seslendi.

'DEMOKRATİK CUMHURİYET İÇİN DAHA CESUR OLMAK GEREK'

Altılı Masa'ya dair de değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, “Altılı Masa diyalog için önemli ve kıymetli bir deneyimdir ama yetmez, kimsenin dışarıda bırakılmayacağı bir demokratik Cumhuriyet için daha cesur olmak gerek” ifadelerini kullandı.

Röportajdan bir kısım şöyle:

'HAPSE ATILINCA BİTTİM, TÜKENDİM DİYE DÜŞÜNMEDİM'

Bu seçimlerde de yeni bir beste ile seçmenlerle buluştunuz. İçerideyken nasıl bu kadar dışarıda olabiliyorsunuz?

Ben daha ilk günden beri içeride olmayı asla kabul etmedim, içerideymişim gibi davranmadım, düşünmedim. Dışarının dinamizminden tek bir an bile kopmadım. Bu hiç de kolay olmadı ama beni burada yalnız bırakmayan milyonların desteğiyle ruhum hep dışarıda gezip durdu. Hapse atılınca bittim, tükendim diye düşünmedim, ah vah etmedim, her gün saatlerce çalıştım, çalışıyorum. Çünkü bizim gibiler halkına hep borçludur, bu borcu ödemenin tek yolu da moralle, motivasyonla çalışmaktır.

Bir de şu var açıkçası, ben hapisten çıkmak için uğraşmadım, o uğraşı avukat arkadaşlarım verdiler. Ben istesem bir günde buradan çıkarım, ama onurumu yitirerek, boyun eğerek çıkmış olurum ki, öyle bir şey yapmaktansa burada ölmeyi tercih ederim. Dolayısıyla bu durum, birçok siyasi tutsak için olduğu gibi benim için de cezaevini mücadele alanına dönüştürdü.

‘ASBESTLİ GEMİYE DİRENENLERE…’

İz Gazete, İzmir’de yayın yapıyor. 21 Ocak’ta toplumsal konulara güncel bir hafıza olarak gördüğümüz ‘İz Bırakanlar Ödülleri’ni vereceğiz. Siz olsaydınız, bu yıl İzmir’deki hangi olaya, gelişmeye ya da kişiye ‘İz Bırakanlar’ ödülü vermek isterdiniz? Ve neden?

İz Bırakanlar Ödülleri için bir araya gelen tüm dostlara, değerli jüri üyelerine ve emeği geçen herkese Edirne Cezaevinden yürek dolusu sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Özgür ve güzel yarınlarda bir arada olabilmeyi umuyor, ödüle layık görülenleri de kutluyorum.

Elbette ki jürinin değerlendirmesine saygı duyarak, sorduğunuz için naçizane kendi fikrimi söylemek isterim. Bence geçen yıl İzmir’e damgasını vuran şey asbestli gemi protestolarıydı. Bu sadece bir çevre duyarlılığı değildi, kentlilik bilinci ile temel hak ve özgürlüklerin birbiriyle nasıl bağlantılı olduklarını göstermesi bakımından önemli bir kitlesel eylemdi. Halkın talebi ve baskısıyla çok farklı siyasi yapıların demokratik bir talep için bir araya gelebileceğini gösteren başarılı ve sonuç almış bir halk eylemiydi. Sanırım bu yönüyle takdir edilmeyi hak ediyorlar, ben de kendilerini kutluyor, selamlarımı gönderiyorum.

İLK NEREYİ ZİYARET EDECEK?

Cezaevinden çıktığınızda ilk nereyi ziyaret etmeyi düşünüyorsunuz?

Aklımda hep ben buradayken yitirdiklerimiz var, ilk fırsatta onların mezarlarına gitmek isterim. Ve umarım en son ben çıkarım buradan ama çıktığımda halen içeride olan arkadaşlarım olursa ailelerine gitmek benim için borçtur.

İZMİRLİ SEÇMENLERE SESLENDİ

Partiniz HDP, İzmir’de çok farklı çevrelerden de oy alıyor. Özellikle barajı geçmesi için de HDP’ye oy veren geniş bir çevre var. Esasen CHP kökenli olan bu seçmene seslenseniz ne demek isterdiniz?

 “Yine oy verin, vallahi pişman olmazsınız. Sizi hiç mahcup ettik mi?” :)

İzmir’e geldiğinizde en çok nereye gidiyordunuz veya gitmek istiyordunuz?

İnciraltı ve Buca benim öğrenciliğimin mekanları olduğun için mutlaka İnciraltı Yurduna ve Buca Kampüse giderim.

YENİ KİTAP GELİYOR

Yeni bir kitap çalışmanız var mı? Varsa biraz bahsedebilir misiniz?

Evet, yeni bir öykü kitabım yayına hazırlanıyor, şubat başında çıkacağı söylendi bana. Kendi kendime yazdığım öyküler işte. :)

Edebiyatta halen çok iddialı değilim ama geliştiğimi fark edebiliyorum. Yazmaya devam edebilirsem bir gün edebi açıdan daha iddialı eserler de ortaya çıkarabileceğime inanıyorum. Ama tesis yok, alt yapı yok:) Altı yıldır 12 metrekarelik hücrede yazıyorum sonuçta. Bu son derece kısıtlayıcı ve engelleyici bir olgu tabii.

‘GENİŞLEMEK OY KAZANDIRIR’

CHP başta olmak üzere Altılı Masa’dan tam olarak beklentiniz nedir?

Sadece seçimi değil, büyük demokratik geleceği de kazanmaya odaklanmalılar. Bunun için de çok daha geniş siyasal, toplumsal kesimlerle iş birlikleri, diyalog ve uzlaşma zemini yaratmalılar. Altılı Masa diyalog için önemli ve kıymetli bir deneyimdir ama yetmez, kimsenin dışarıda bırakılmayacağı bir demokratik Cumhuriyet için daha cesur olmak gerek. “AKP-MHP’nin trolleri saldıracak, oy kaybedeceğiz” diye korkmak büyük kaybettirir. Genişlemek oy da kazandırır, aydınlık yarınları da.

'DENİZ POYRAZ DAVASININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ'

Deniz Poyraz davasının seyrini nasıl görüyorsunuz? Deniz Poyraz davaları ile ilgili İzmirlilere nasıl bir çağrınız olur?

Deniz Poyraz arkadaşımızı bu vesileyle yeniden rahmetle, hasretle anıyorum, değerli ailesine ve tüm dostlara selamlarımı iletiyorum. Dava alelacele sonuçlandırıldı biliyorsunuz. Katliamı yapan aşağılık herif ceza aldı ama arkasındaki asıl güçler saklandı, korundu. Biz bunun peşini bırakmayacağız ve arkasındaki tüm odaklar ortaya çıkarılıp yargı önünde hak ettikleri cezaları bulana kadar siyasi ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.

‘TUNÇ SOYER’İ TAKDİRLE İZLİYORUM’

Başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere, (HDP’li Belediyelere kayyum atandığı için maalesef belediyeniz kalmadı) muhalefetin belediye başkanlarını nasıl görüyorsunuz?

Evet ne yazık ki, neredeyse tüm belediyelerimize kayyım atanarak halkın iradesi gasp edildi. Kayyım mağduru bir siyasetçiyle, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı ile aynı hücreyi paylaşıyoruz. Bu vesileyle onun da selam, sevgilerini iletiyorum. Muhalif tüm belediyeler üzerinde ağır baskılar, engellemeler, kumpaslar olmasına rağmen yine de başarılı bir performansları olduğunu düşünüyorum.

Sayın Soyer ile tanışma fırsatımız olmadı ancak kendisini buradan ilgiyle ve takdirle izliyorum. Çok değerli işler yaptığını, önemli anlarda demokratik tutum ve tavır sergilemekten geri durmadığını görüyorum. Kendisine de başarı dileklerimizi, selam, sevgilerimizi gönderiyoruz.

Neptün Hanım’ı anmadan geçersem haksızlık olur. Neptün Hanım da kadın kimliği ve ekoloji merkezli duruşuyla ciddi bir çaba sürdürüyor. Selçuk Mızraklı ile birlikte onu da ayrıca kutlamak isteriz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol