İngiltere Başbakanı Keir Starmer, daha önce Akdeniz’deki savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla anti-drone özellikli Wildcat helikopterlerinin Güney Kıbrıs’a konuşlandırılacağını duyurmuştu. Starmer ayrıca önümüzdeki haftalarda HMS Dragon savaş gemisinin de bölgeye ulaşmasının beklendiğini belirtmişti.
İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülerde, Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing C‑17 Globemaster III nakliye uçağından bir Wildcat helikopterinin Kıbrıs’ta indirildiği görüldü. Bakanlık ayrıca, İngiltere’nin bölgedeki çıkarlarını korumak amacıyla gönderdiği dört ek Eurofighter Typhoon savaş uçağının gece saatlerinde Katar’a ulaşmasının planlandığını açıkladı. Operasyonel güncellemeye göre İngiliz F‑35 Lightning II ve Typhoon savaş uçakları önceki gece Katar, Ürdün ve Doğu Akdeniz üzerinde hava devriyelerine de katıldı.
Guterres’in "Ortadoğu’da ve ötesinde gerçekleştirilen tüm hukuka aykırı saldırılar, bölge genelinde sivillere büyük acı ve zarar veriyor ve özellikle en kırılgan kesimler başta olmak üzere küresel ekonomi için ciddi bir risk oluşturuyor. Durum, kimsenin kontrol edemeyeceği bir noktaya doğru hızla tırmanabilir. Artık çatışmaları durdurmanın ve ciddi diplomatik müzakerelere başlamanın zamanı geldi. Ortadaki riskler bundan daha yüksek olamaz" ifadelerini kullandı.
Operasyonun askeri hedeflerini detaylandıran Leavitt, İran donanmasının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunarak, "30’dan fazla İran gemisi ve teknesi batırıldı. Donanmaları artık savaş kabiliyetini büyük ölçüde kaybetmiş durumda" ifadelerini kullandı.
"BALİSTİK FÜZE SALDIRILARI YÜZDE 90 AZALDI"
ABD’nin bölgedeki askeri varlığına yönelik balistik füze tehdidinin de önemli ölçüde azaltıldığını söyleyen Leavitt, "ABD ordusu bu hedef doğrultusunda büyük bir başarı elde etti. Sadece 6 gün içinde İran’ın misilleme amaçlı balistik füze saldırıları yüzde 90 oranında azaldı" açıklamasını yaptı. Leavitt ayrıca operasyon kapsamında İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin de zayıflatıldığını belirtti. Leavitt, "Son altı gün içinde Hizbullah ve Husilerden neredeyse hiç direniş görmedik. Bu unsurların Amerikalıların ölümünden sorumlu olduğunu biliyoruz" ifadelerini kullandı.
"İRAN’IN NÜKLEER SİLAH ELDE ETMESİNE İZİN VERİLMEYECEK"
Leavitt, ABD yönetiminin temel hedeflerinden birinin İran’ın nükleer silah sahibi olmasının önüne geçmek olduğunu tekrarladı. Trump’ın bu konuda kararlı olduğunu ifade eden Leavitt, "Trump, İran’ın ABD için oluşturduğu tehdidin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyor" ifadelerini kullandı.
Leavitt ayrıca, İran’ın gelecekte nasıl yönetileceğine ilişkin soruya da değinerek, "Başkan, İran’ın artık ‘Amerika’ya ölüm’ sloganları atan ve nükleer silah elde etmeye çalışan radikal bir rejim tarafından yönetilmemesinin ABD’nin çıkarına olduğunu düşünüyor. İran’ın gelecekteki liderliğine ilişkin değerlendirmeler devam ediyor" şeklinde konuştu.
"ŞARTSIZ TESLİMİYET KARARINI YALNIZCA TRUMP VERİR"
Leavitt, İran’ın "şartsız teslimiyetine" ilişkin bir soruya, "ABD Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olarak Başkan Trump, İran’ın artık ABD için bir tehdit oluşturmadığına ve ‘Destansı Öfke Operasyonu’ hedeflerinin tamamen gerçekleştiğine karar verdiğinde, İran fiilen şartsız teslim olmuş olacaktır" cevabını verdi.
"ABD ORDUSU DÜNYANIN EN GÜÇLÜ SAVAŞ GÜCÜ"
Rusya’nın İran’a istihbarat sağladığı iddialarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Leavitt, bu durumun operasyonun askeri hedefleri açısından önemli bir değişikliğe neden olmadığını söyledi. Leavitt, "ABD ordusu dünyanın en güçlü ve en ölümcül savaş gücüdür. Operasyon hedeflerine ulaşma konusunda kararlıyız ve ilerleme kaydediyoruz" dedi.
"TRUMP’IN GÜNDEMİNDE SAVUNMA ÜRETİMİ VAR"
Leavitt ayrıca Trump’ın gelecek saatlerdeki programına da değinerek, Trump’ın ADB Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte savunma sektöründen uzmanlarla bir toplantı gerçekleştireceğini açıkladı. Leavitt, toplantının ana gündeminin ABD’nin savunma üretim kapasitesini artırmak olduğunu belirtti.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın "irtikap" suçlamasıyla tutuklanıp görevden alınmasının ardından belediye meclisi olağanüstü toplandı. Üç tur süren oylamada CHP’nin adayı Mehmet Tuna Özcan 19 oyla başkan vekili seçildi. AKP grubunun adayı Hüseyin Nadir Okur ise 10 oy aldı.
Seçim oturumunu yöneten Meclis Başkan Vekili Ömer Polat, geçersiz oy bulunmadığını belirterek, "3. turda yapılan oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 17 oydan 2 fazla oy alarak Bolu Belediyesi Başkan Vekilliğine Sayın Tuna Özcan seçilmiştir" dedi.
"ARKADAŞLARIMIZ TUTUKLU AMA GÖNÜLLERİ BOLU'DA"
Polat, seçimle birlikte kendi vekalet görevinin de sona erdiğini belirterek, "Meclis Birinci Başkan Vekilliğime devam edeceğim. 2024'te yapılan yerel seçimlerde Bolu'da her iki vatandaştan birinin oyuyla seçilmiş olan Sayın Tanju Özcan, meclis üyemiz Sayın Süleyman Can tutuklu. Sayın Ali Sarıyıldız da ev hapsinde hukuki süreçten dolayı. Arkadaşlarımız ev hapsinde, tutuklu bedenleri ama gönülleri Bolu'da ve Türkiye'de. Yol arkadaşlarıyla dayanışma içinde devam edecekler" dedi. Polat, hukuki sürecin sonunda görevden uzaklaştırılan isimlerin yeniden görevlerine döneceğine inandığını da dile getirdi.
MEHMET TUNA ÖZCAN: EMANETE SAHİP ÇIKACAĞIZ
Seçimin ardından kürsüye gelen Bolu Belediye Başkan Vekili Mehmet Tuna Özcan, tüm meclis üyelerine teşekkür etti ve görev süresince Tanju Özcan’ın emanetine sahip çıkacaklarını söyledi. Özcan, "Oy veren vermeyen herkese teşekkür ederim. Bolu Belediyesi Başkabn Vekili olarak başkanımız Tanju Özcan'ın emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kuvvetli bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

Amed Sportif Faaliyetler ile Serikspor, saat 20.00'de Diyarbakır Stadı'nda karşı karşıya gelecek.
İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarına ve İran’ın üst düzey yetkililerini hedef almayı sürdürüyor. Yapılan açıklamalara göre, Ayetullah Ali Hamaney’e bağlı bir başka üst düzey danışman da öldürüldü. Konuya ilişkin olarak, İsrail’in Kanal 12 televizyonu, Hamaney’in üst düzey danışmanı ve ofis sorumlusu Esxer Mirhicaz’ın Tahran’da İsrail hava güçlerinin saldırısında öldürüldüğünü bildirdi.
Basın Ofisi açıklamasında ayrıca, Sudani ve Barzani’nin Irak topraklarının komşu ülkelere saldırı için kullanılmasına izin verilmemesi ve bölge istikrarını güçlendirecek adımların desteklenmesi konusunda mutabık kaldığı ifade edildi. Açıklamaya göre Sudani ve Barzani, mevcut zorluklara karşı ülkenin egemenliğini ve ulusal güvenliğini korumak amacıyla tüm siyasi güçlerin tutum ve söylem birliği içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran, misilleme kapsamında bölgedeki ABD askeri unsurlarını hedef alarak IKBY dahil Irak’ın çeşitli bölgelerine saldırılar düzenlemişti. İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) yapılan bir açıklamada, IKBY’deki İranlı ayrılıkçı güçlere saldırı gerçekleştirildiği belirtilmişti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde İran’a karşı konuşlandırılabilecek unsurlara ilişkin bir açıklama yayımladı.
Karargah, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülke sınırları boyunca tam istihbarat hakimiyetine sahip olduğunu ve tüm hareketlilikleri yakından takip ettiğini bildirdi. Açıklamada, "Bölge ülkelerinin ulusal egemenliğine saygı duyduğumuzu vurguluyoruz ancak ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı faaliyet yürüttüğü veya askeri eylem gerçekleştirdiği her yer şiddetle hedef alınacaktır" denildi.
Açıklamada ayrıca, "IKBY yetkililerini, İran sınır hattında düşman güçlerin konuşlandırılmasına yönelik herhangi bir adım atılması veya iş birliği yapılması durumunda İran Silahlı Kuvvetleri’nin sert müdahalesiyle karşılık verileceği konusunda uyarıyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
E.U. yönetimindeki 72 DN 062 plakalı otomobil, Siirt-Batman kara yolu Şenköy mevkisinde devrildi. Kazada, sürücü ile araçta bulunan C.U. ve Ö.Ş.U. yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerince Kurtalan Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Haberde vatandaşlardan çeşitli noktalarda şüpheli şekilde görüntü çeken veya bilgi toplayan kişileri emniyet güçlerine bildirmeleri istendi. Ayrıca, emniyet ve güvenlik kurumlarının en üst düzeyde teyakkuz halinde olduğu, ülke içinde "düşman unsurların" herhangi bir hareketliliğinin tespit edilmesi ya da ihbar alınması durumunda gerekli adımların atılacağı belirtildi.
Türk, “Genel ve kitlesel yerinden etme emirleri yüz binlerce insanı etkiliyor ve uluslararası insancıl hukuk kapsamında, özellikle zorla yerinden etme söz konusu olduğunda ciddi endişeler yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı, Pazartesi gününden bu yana İsrail saldırılarında en az 217 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.
İsrail ve ABD kaynakları söz konusu saldırıların askeri ve operasyonel üsler olduğunu iddia ediyor.
Kazaya dair inceleme başlatıldığı öğrenildi.
Abdullah Öcalan'ın mektubu şöyle: "Herkesin sübjektif bir kadın bakışı, tutkusu veya laneti vardır. Ya da körlüğü. Eğer bu dünyada bir tanrısallıktan bahsedeceksek bunun kadın kökenli olması bana daha doğru, hatta zaruri görünmektedir. Hayret ettiğim nokta erkeğin tüm bilgi tekelini ve erkini kadın köleleştirmesinde pervasızca kullanmasıdır. Hiçbir etik-politik kural tanımadan kadını ruhen ve bedenen bu kadar tüketmesi bana en temel felsefe konusu olarak anlamlandırılmak gereğini dayatmaktadır. Sanıldığından daha fazla felsefeye, bilim-felsefeye, hatta din-mitoloji incelemelerini derinleştirerek konuyu aydınlatmaya ihtiyaç vardır. Ve bununla gerçek insan etiği ve estetiğinin, politik alan inşasının, dolayısıyla demokratik toplum kurumlaşmasının açığa çıkarılmasını, sosyolojinin dolayısıyla jineolojinin temel konusu olmasını öğretmeyi gerekli kılmaktadır.
K.Marks’ın bir değerlendirmesinde “insani olan her şey beni ilgilendirmektedir” demesine, ben “kadın insan daha çok beni ilgilendirmektedir” biçiminde bir yanıt vermek isterim. En bilimsel geçinen reel-sosyalizmin kadına bu kadar kör bakması yıkılış nedenlerinden en önemlisi olmak kadar, inşa edilen köleci erkeğin ne kadar kök saldığının da kanıtı olmaktadır. Reel-sosyalizmi aşarken geliştirilen alternatifin “sosyalist olmanın kadınla kurulacak gerçek özgürlük ilişkisinden kaynaklanması gereği” benim için temel ölçü olarak kabul gördü. Hatta gerçek insan olma, hayvanlar aleminden kopmak ancak kadınla kurulacak eşit, özgür, etik ve estetik ölçülerle mümkün olacaktır.
KASTİK TOPLUMSAL KATİL SİSTEMİ
Son manifestoda dile getirmek istediğim, kastik toplumsal katil sisteminin başlangıcında kadının ruhunun yok edildiği, kapitalist çağdaş modernitenin de onun bedenini cenazeden beter kıldığıydı. Çok iyi bilirsiniz: Kadınlar en çok “beni candan ve bedenden ettiniz” derler. Bu, tarih boyunca sözü edilen köklü bir deyimdir.
Manifestoda dile getirmek istediğim bir önemli saptama da sosyolojinin yeniden tanımlanmasına ilişkindi. Bana göre sosyoloji, toplumun bilimi olarak inşa edilemez. Çünkü toplumun ikinci doğa özelliği, sonsuz ilişkisellikten kaynaklı anlamının nesnesi olmadığından bilimi de olamazdı. Daha doğrusu dayandırılan ekonomik altyapı (K.Marks, Engels), sosyal yapı (Weber) ve kimliksel yapı (Durkheim) nesne olarak incelense de, bilimsel olarak toplumsal doğanın büyük “anlam dünyasını” inceleyemez. İncelese de buna ancak etik-estetik, dolayısıyla politik toplum sanatı demek gerekir. Tabi kapitalist modernitenin kültür endüstrisi adı altında yarattığı “kültür mezbahası”na sanat demiyorum.
ANACIL TOPLUM
Marksizmin “tarih sınıflar mücadelesidir” tezi yerine ikame edilmesi gerektiğini ifade ettiğim “tüm tarih yazı öncesi de dahil, klan yarılmasından kaynaklı komün-devlet gerilimidir” biçiminde bir tanıma ulaştım. Uzun inceleme ve anlatım gerektiren komünleşme olayı esas itibariyle coğrafi etken başta olmak üzere flora ve faunası uygunluk arz eden Zagros-Toros eksenli yaklaşık 50-30 bin yıllık bir geçmişe kadar arkeolojik olarak da kanıtlanabilen bir anacıl toplum olarak gelişim göstermiş, vücut bulmuştur. Bu tarihe denk düşen, hiç erkek heykeli olmayan, tüm kadın heykelcik buluntuları bile bu gerçeği ifade eder. Neolitiğe kadar anacıl toplum büyük birikim yapar. Özellikle dil, bitki ve hayvan kültüründe. Yerleşik toplumun eşiğine kadar kesin başat kültür kadın merkezlidir. Kanıt neredeyse tüm dillerin kökenindeki dişil unsur. Ayrıca Ma kültürü. Bu son aşamada canlı hayvanları öldürmede epey deney ve güç kazanan erkek kulübü, bu zenginliği yanı başında bulunca kolayca hayvan katilliğinden kadın toplumuna yöneldi. Öncesinde, kadın koruması olan kardeşleri dayı ve ergen erkekleri öldürerek birikimlerine el koydu. Sonrasında köleleştirdi. Aslında kadın ruhu yok edildi. Tanrı erkek böyle ortaya çıktı. Doğal tanrıça dininden göksel erkek dinine geçiş oldu. Gerisi Sümer Mitolojisi ve devamı tek tanrılı dinler tarihinden rahatlıkla çıkarsanabilir. Tanrı Enki-İnanna çekişmesi ve Gılgamış destanındaki mitolojik anlatım bu gerçeği yansıtırken o günden günümüze edebiyat, siyaset, sosyoloji esas olarak bu erkleşmiş, egemen olmuş erkeği ifade eder.
KADIN PROJEM TAMAMLANDI SAYILIR
Hayret ettiğim nokta uygarlık tarihi boyunca bu oldukça kolay görülüp anlaşılması gereken gerçeğin karşısında neden bu kadar körleşmiş bir bilinç ve duygu yapısında kaldık, ısrar ettik. Başta jineoloji ve sosyoloji, hatta yeni sosyalizm (reel-sosyalizm sonrası sosyalizm) olmak üzere toplum incelemeleri, sanatı bu gerçeği açığa çıkarma, teorikleştirme ve yeniden toplumsal yapılanmaya taşırmakla sorumludur.
Sevgili yoldaşlar, aslında kadın projem tamamlandı sayılır derken bu anlatımı ifade etmek istemiştim. Fakat şimdi önümde devasa bir pratik, bir yaşamsallaştırma görevi durmaktadır.
Kadın yoldaşların, dostların artan ilgileri, soruları beni açık ki yeni arayışlara itiyor. Mekânım ve koşullarımın yanıt olmaya iletişim bakımından yeterli olmadığı açık.
TARİHSEL OLARAK TOPLUM KURUCU ÖZNE, KADINDIR
İçinde bulunduğumuz süreç, kadınların daha etkin rol oynayabileceği bir süreçtir. İnşa, kadın öncülüğü ile örülecektir. Tarihsel olarak da toplum kurucu özne kadındır. Toplumsallaşma kadın etrafında ve kadın eliyle şekillenir. Bu sosyolojik bir gerçekliktir. Kadınlar, gerek özgürlük bilinci gerekse de örgütlülük düzeyi itibarıyla yeniden inşa sürecine öncülük edebilecek bir potansiyele sahiptir. O halde bu potansiyeli kuvveden fiile dönüştürecek yoğunlaşma ve eylemselleşme çalışmaları, kadın örgütlülüğünün temel gündemi olmalıdır. Çünkü bu süreç, kadınların özgürleşip özgürleştirebilecekleri elverişli bir süreçtir.
SÜRECİN TEMEL GÜCÜ KADINDIR
Sürecin temel gücü kadındır; bu nedenle kadının, özgün olarak kendi şahsını daha fazla politikleştirmesi gerekmektedir. Duygu dolu yaklaşımlar yerine, politik olma yönü giderek öne çıkan bir kadınlaşma, gelişmede büyük önem taşıyor. Poitik gerçeklik olmadan nefes bile alınamaz. Bu çok önemlidir ve başaracağınıza inancım da tamdır. Kadın özgürlükçü ideolojik çizgimiz biliniyor. Kadınlar özgürlük ve örgütlülük bakımından önemli bir düzey yakalamış durumda. Kadın kurtuluş ideolojisinden kadın kurtuluş politikleşmesine sıçrama yapmalısınız. Zaten şu anda her yerde bunun pratik gelişmesi yaşanıyor. Güçlü politik önder kadınlar olacağınıza inanıyorum.
Asla sizleri terk etmediğimi biliyorsunuz. Platonik aşkın toplumsallığa ilişkin en gerçekçi ifadesinin de bu olduğuna inanıyorum.
REALİZE EDİLEMEZ OLANIN İDEALİZE EDİLMESİ
Sosyalist bir insanın aşk anlayışı ve kadın erkek ilişkileri konusundaki yaklaşımı onun kişiliğini gösterir. Kastik katilin “aşk” diye pazarladığı duygunun, kadının köleleşmesinin devamını sağlayacak şekilde düzenlendiği iyi anlaşılmalıdır. Platonik aşk dediğim kavramsallaştırmanın yanlış anlaşılmaması gerekir. Platonik aşk, realize edilemez olanın idealize edilmesidir. Platonik aşkın idealizmi pratik aşkın realizminden daha değerlidir. Bunun üzerine yoğunlaşabilirsiniz. Aklınızı ve yüreğinizi pratik aşk realizm yönüne çevirmemelisiniz. Platonik aşkı tercih etmeliyiz. Çünkü pratik aşk realizmi tuzaklarla doludur.
Son olarak, gelişmelerinizi önemli ve “kadın kahramanlık dönemi” olarak değerlendiriyorum ve sizleri kutluyorum. Kahramanca yaşamınız kesinlikle çok etik ve estetikçedir. Kastik katile çağın en güçlü cevabıdır. Sorun yeni insan yaşamının nasıl oluşturulacağına ilişkindir. Kadınla yaşamın gerçek sırlarına ulaşmadıkça evrenin dili yakalanamayacaktır.
Başta sizler, hepiniz ve soran tüm dostların önümüzdeki yıl, yıllarının anlam yüklü olmasını sevgiye ve aşka yelken açmasını dilerim, saygıyla selamlarım."
“KADINLARIN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGESİ”
Kanun teklifinin gerekçesinde, 8 Mart’ın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarihsel hafızasını taşıyan siyasal bir gün olduğu vurgulandı.
Gerekçede, 1 Mayıs’ın Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan edilmesinin emek mücadelesinin tarihsel öneminin tanınması anlamına geldiği belirtilerek, 8 Mart’ın da benzer şekilde kadınların mücadelesinin kamusal ve kurucu bir değer olarak tanınmasını sağlayacağı ifade edildi.
“KADINLARIN BİR ARAYA GELMESİNİ GÜVENCE ALTINA ALACAK”
Teklif metninde, 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesinin kadınların o gün ücretli ya da ücretsiz emek baskısı altında kalmadan bir araya gelmesini, forumlar, yürüyüşler ve dayanışma etkinlikleri düzenlemesini mümkün kılacağı kaydedildi.
“TARİHSEL BİR BORCUN TESLİMİ”
Gerekçede ayrıca, düzenlemenin kadınların demokratik katılım hakkının kurumsal düzeyde tanınmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.
Metinde şu ifadelere yer verildi: “Kadınların yüz yılı aşkın süredir sürdürdüğü mücadele yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin meselesidir. 8 Mart’ın ‘Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ adıyla resmi tatil ilan edilmesi; tarihsel bir borcun teslimi ve eşitlik ilkesinin somutlaştırılması olacaktır.”
“İRAN İLE KOŞULSUZ TESLİMİYET DIŞINDA HİÇBİR ANLAŞMA YAPILMAYACAK”
ABD Başkanı Donald Trump ise "İran ile koşulsuz teslimiyet dışında hiçbir anlaşma yapılmayacak. Kabul edilebilir bir liderin seçilmesinin ardından biz ve müttefiklerimiz, İran'ı yıkımın eşiğinden geri döndürmek için yorulmadan çalışacağız" dedi.
"Süreçle ilgili iki yeni bakanı ziyaret ettik heyet olarak. Her ikisi de süreçle alakalı görev ve sorumlulukları olan bakanlar. Biri İçişleri, biri Adalet Bakanı. Adalet Bakanı ile çıkacak yasayı konuştuk, onların hazırlıkları olduğunu öğrendik, bizim de hazırlıklarımız var. Bunları istişare ederek komisyona gelmeden önce bir araya gelmeyi kararlaştırdık. Bayramdan sonra bir araya gelip komisyon öncesi hazırlığın, komisyona gitmeden önce istişare edilmesi gerektiğini belirttik. Onlar da sıcak baktıklarını söylediler. Bayramdan sonra bu yasa komisyona gidecek, komisyonda bir rapor hazırlanarak bu sorun bir nevi ete kemiğe büründü. Bizim öngörümüz, Adalet Komisyonu’na geldi ve nisan sonu, mayıs başı genel kurula gelmesi planlanır diye düşünüyoruz.
İçişleri Bakanı ile kayyım meselesini konuştuk. Atanan kayyımların geri çekilmesi, halkın iradesine ilişkin beklentilerimizi ilettik. Elbette bu sadece bir bakanın vereceği bir karar değil, siyasi iradenin vereceği bir karar olduğu için sorumluluk ve görevlerini hatırlattık. Her iki bakanla yapılan görüşmeye ilişkin kamuoyuna ilettik, beklentilerimizi ve görüşlerimizi kendisine ilettik.
En son görüşmemizi Sayın Öcalan ile 16 Şubat tarihinde gerçekleştirdik. O görüşmede 8 Mart’a dair görüşlerini almak istedik ama daha uzun bir hazırlık içerisinde olduğunu, bir bildirge hazırladığını, yol haritası niteliğinde bir kadın bildirgesi hazırladığını iletti. Bunu 8 Mart öncesi ulaştırırım dedi. İki gün sonra mitinglerde okunacak şekilde bu bildirgenin elimize geçmesini bekliyoruz. Kadın meselesi üzerinde çok yoğun çalışmalarını biliyoruz Sayın Öcalan’ın. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine, kadınlar üzerindeki tahakküme karşı, kadın katliamları karşısında nasıl bir duruş içerisinde olması gerektiğine dair yapılan görüşmelerde görüşleri, önerileri vardı. Bu 8 Mart’a bir yol haritası niteliğinde bir bildirge olacağını bekliyoruz. Elimize ulaşır ulaşmaz mitinglerde, meydanlarda bu mesajı okuyacağız. Sayın Öcalan, tüm dünya kadınlarının 8 Mart’ını kutladı. Bu bildirge ile önemli mesajlar verecek.”
Diyarbakır’da kızıl gün batımıhttps://t.co/VwwYSQ7rKC pic.twitter.com/fBjjZho7nv
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 5, 2026
Diyarbakır’da kadınlar Kırklar Dağında uçurtma uçurduhttps://t.co/SdVFrTC9jP pic.twitter.com/4ituZrsdvw
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 5, 2026
Diyarbakır Ulu Cami’de, Ramazan Ayının ilk hutbesihttps://t.co/u4jYyBlTOn pic.twitter.com/Anq0FqFo9A
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 20, 2026