
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklama şöyle: “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur İlçe Belediyesi, uzun süredir kaldırımlarda yaya trafiğini aksatan seyyar satıcılara yönelik çözüm odaklı çalışmalarını sürdürmektedir. Yurttaşlarımızın yoğun şikâyetleri üzerine, kamusal alanların güvenli ve rahat bir şekilde kullanılabilmesi amacıyla yapılan düzenlemeler kapsamında seyyar satıcılara alternatif satış alanları gösterilmiştir.
Kimi diyalog eksiklikleri sonucu toplumu rahatsız edici gelişmeler yaşanmıştır. Tarihi kentimizde oluşan görüntü ve gürültü kirliliğine karşı önlem alınırken, zabıta ekiplerimiz ile esnaf arasında istenmeyen olumsuzluklar yaşanmıştır. Yönetimimizce tasvip edilmeyen rahatsız edici görüntülerin tekrar etmemesi adına hızlıca yapıcı ve onarıcı adımlar atılmıştır.
Bu kapsamda; Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur İlçe Belediyesi yönetimi ile DEM Parti İl Örgütünün katılımıyla, sürecin sağduyulu, öz eleştirel ve diyalog temelinde ilerlemesi amacıyla seyyar satıcı temsilcileriyle bir araya gelinmiştir. Gerçekleştirilen görüşmede, yurttaşların kaldırım kullanım hakkının engellenmesinin yanlış olduğu seyyar satıcı esnaf tarafından da kabul edilmiştir.
Belediyemiz yönetimi, hem kent estetiğinin korunması hem de herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için çözüm üretmeye devam edeceğini vurgulamıştır. Toplantı sonucunda farklı alternatifler üzerinden ilerlenmesi kararı alınmış, ileriki günlerde yeniden bir araya gelineceği belirtilmiştir.
Belediyenin çözüm önerilerini önemsediklerini ifade eden seyyar satıcılar da ortaya çıkan olumsuz görüntüler ve yaşanan gerginliğe ilişkin bugün bir basın açıklaması yapacaktır.”

PİRHA’nın haberine göre, Cem öncesinde Maraş’ta erkek şiddetiyle katledilen semahçı Alev Koç için dara duruldu. Ardından yapılan konuşmada, Alev Koç’un, Maraş gibi Aleviliğin topraktan süzüldüğü ama aynı zamanda Alevi katliamı ile de anılan bir şehirde yoluna ve ikrarına bağlı biri olduğu dile getirilerek, “Semahımızın turnasıydı. Bu saldırı tesadüf değildir. Kadınlara yönelen şiddet yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve cezasızlıkla beslenen bir düzenin sonucudur. Artık yeter. Kadınlar her gün öldürülüyor ve her gün toprağa bir can daha veriyoruz. Kadınların kanı üzerinden süren bu karanlığı kabul etmiyoruz” denildi.

PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan da, yaptığı konuşmada, “Canlar bu akşam Hızır niyetiyle Hakk meydanında bir aradayız. Cem meydanı sıradan bir meydan değildir. Bu cem’e giren can edebiyle girer, erkanıyla durur. Hızır’ın huzurunda gönül kırmadan, dikkat dağıtmadan erkanımıza, cemimize sahip çıkalım. Edep haddini bilmek, erkan da Yol’un kuralına uymaktır. Biz buraya izlemeye değil, Hakk’a yürümeye geldik” dedi.
Hızır Cemi’ni yürüten Dede Garkın Ocağı’ndan Musa Karkın, Hızır’ın Alevi toplumu için önemine ve Hızır’ın anlamına dair konuştu. “İnsanların arasındaki adaleti sağlar, o çizgiyi oluşturur isen diyor, Hızır’ı bulabilirsin” diyen Musa Karkın, insanlığın benlik davasından uzaklaşması gerektiğini belirtti.
Cemde Zeynel Abidin Ocağı’ndan Zakir Halil İbrahim Erkul‘un söylediği nefes ve deyişlerle semah dönüldü, lokmaların paylaştırıldı.
Diyarbakır’daki trafik sorununun her geçen gün büyüdüğünü belirten Dinç, raylı sistem projesinin henüz hayata geçirilmemiş olmasına dikkat çekti.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İl Koordinasyon Kurulu toplantısındaki açıklamalarını hatırlatan Dinç, projenin 2028 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınmasının planlandığı ve finansman için Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ile görüşmelerin sürdüğü yönündeki beyanlara işaret etti.
Raylı sistemin kent için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Dinç, “Diyarbakır’daki trafik sorununun çözümünde önemli bir yere sahip olan bu projenin hayata geçirilmesi, vatandaşlarımızın ve kamuoyunun öncelikli talepleri arasındadır” ifadelerini kullandı.
Dinç, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:
"1. Diyarbakır’da planlanan raylı sistem projesi kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar nelerdir?
2. Projenin finansman süreci hangi aşamadadır?
3. İnşaatın ne zaman başlaması ve tamamlanması öngörülmektedir?
4. Proje kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile merkezi yönetim arasında bir iş birliği bulunmakta mıdır?
5. Projenin hayata geçirilmesinin önünde bulunan sorunlar nelerdir ve bu sorunların gerekçeleri nedir?"
Zabıtaların seyyar satıcı tezgahlarına müdahalesiyle başlayan gerginlik belediye önünde tepkilere konu oldu.

Dağkapı’da zabıta ve esnaflar arsında tartışma yaşandığı belirtiliyor. Meyveler sebzelerin yerlere atıldığı belirtilirken, sorunun kanyağına dair henüz bir açıklama yapılmadı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde seyyar satıcı tepkisi pic.twitter.com/okwBSO0Iml
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 13, 2026
Esnaflar ve zabıtalar arasında kargaşa çıktığı belirtilirken, yaşanan sorun belediyeye taşındı.
Diyarbakır Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, il genelinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı resmi okullarda uygulanmak üzere toplam 1.550 kişilik Toplum Yararına Program (TYP) düzenleneceğini duyurdu. Programa katılmak isteyen adaylar başvurularını 14 Şubat 2026 ile 18 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirebilecek.
Başvuru yapacak adayların İŞKUR’a kayıtlı işsiz olması ve 18 yaşını tamamlamış bulunması gerekiyor. Öğrenciler programa başvuramayacak olup, uzaktan eğitim görenler ve kaydını donduran öğrenciler de kapsam dışında tutulacak. Ancak açık lise ve açık öğretim öğrencileri başvuru yapabilecek.

TYP Yönetmeliği kapsamında yapılacak SGK sorgulamalarında 4/a ve 4/c sigortalılığı bulunanlar, emeklilik kaydı olanlar ile vergi mükellefleri programa katılamayacak. Ayrıca Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre aynı adreste ikamet eden kişilerden yalnızca biri TYP’den yararlanabilecek. Hâlihazırda aynı adreste yaşayan bir kişinin devam eden bir TYP programına katılıyor olması durumunda, diğer hane halkı üyeleri başvuru yapsalar dahi programa kabul edilmeyecek.
Aynı adreste yaşayanların gelir durumları da dikkate alınacak. Başvuru tarihine en yakın döneme ait gelir getirici bir işten elde edilen toplam kazancın net asgari ücretin bir buçuk katını aşması halinde, o adreste ikamet eden kişiler programa seçilemeyecek.
27 Eylül 2017 tarihinden sonra TYP’den toplam 270 gün ve üzeri yararlanan kişiler yeniden başvuru yapamayacak. İşgücü Uyum Programı (İUP) katılımcıları da TYP’ye müracaat edemeyecek.
Başvurular www.iskur.gov.tr adresi üzerinden, e-Devlet kapısında İŞKUR sekmesi aracılığıyla, ALO 170 hattından, mobil İŞKUR uygulamasından ve İl Müdürlüğü üzerinden yapılabilecek. Adaylar, aynı tarihte başvurusu alınan projelerden yalnızca birine başvuruda bulunabilecek.
Başvuru şartlarını taşıyan adayların nihai listelerinin 27 Şubat 2026 tarihinde ilan edilmesi planlanıyor. Başvuru süresi sona erdikten sonra yeni müracaat kabul edilmeyecek. Program 2 Mart 2026 tarihinde başlayacak ve 30 Haziran 2026 tarihinde sona erecek.
Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki Selahattin Eyyubi İlköğretim Okulu 3-A sınıfı öğrencileri, örnek bir farkındalık ve dayanışma çalışmasına imza attı. Minik öğrenciler, Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi Palyatif Servisi’nde tedavi gören hastaları ziyaret ederek, yaşlı hastalara kitap okuyup moral verdi.

Öğretmenleri eşliğinde hastaneye giden öğrenciler, hastalara sesli kitap okuyarak, onların tedavi süreçlerine destek oldu. Sıcak ve samimi anların yaşandığı etkinlikte, hem hastalar hem de sağlık çalışanları duygusal anlar yaşadı.
Öğrencilerin içten okuma performansları ve gösterdikleri duyarlılık, serviste adeta umut havası estirdi.

Etkinlik sonunda hastane yönetimi, anlamlı ziyaretlerinden dolayı öğrencilere ve öğretmenlerine teşekkür belgesi takdim etti. Küçük yaşta sergiledikleri sosyal sorumluluk bilinciyle takdir toplayan 3-A sınıfı öğrencileri, dayanışmanın ve sevginin iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Koyuncuoğlulları, bir sonuç elde edemediklerini dile getirerek, "En son DİSKİ gelip buraya şerit çekti. Halen gelen giden yok. Bu, yaklaşık 25 gündür böyle. İlk başta ufak bir obrukla başladı. Sonra şu son halini aldı. Yağışların da etkisi var. Burası dere yatağı olduğu için çoğu kez çökmeler yaşanıyor. Buranın altından borular geçiyor. Buranın doldurma şekli alçılarla olduğunda dolayı devamlı çökme yaşanıyor" dedi.
"Yetkililere çağrı yapmamıza gerek yok, her şey ortada" diyen Koyuncuoğulları, "Nerenin kapısını çalacağımızı şaşırdık. Karayolları ise Karayolları, DİSKİ ise DİSKİ, belediye ise belediye. Sonuç olarak bu, devletin yapacağı bir iş. Saydığım kurumların hepsi devletin bir bireyi. Bunu gelip benim yapacak halim yok. Bir çocuk düşebilir, gece bir araba görmeyebilir. Şu şeridin bize hiçbir yararı yok ki. Şu an bile bastığınız yerin altı boşalmış. Burası her dakika tehlike" diye konuştu.

Esnaf Muhammed Demir ise, her yere yazı yazıp bildirdiklerini kaydederek, "Hayvanlar içine düşüyor, çoluk çocuk buradan okula gidiyorlar. Küçük çocuklar merak edip bakıyorlar. Su geliyor her yeri boşaltıyor, yola kadar gidiyor. Biz öldükten sonra mı insanlara sesimizi duyuracağız" şeklinde konuştu.
Model; uzmanından çiftçiye, önder çiftçiden çiftçiye bilgi ve deneyim aktarımını esas alıyor. Sahada edinilen üretim tecrübelerinin paylaşılması, yanlış uygulamaların sonuçlarının ortaya konulması, çiftçiler arasında yatay iletişimin artırılması ve yayım çalışmalarının katılımcı bir anlayışla yürütülmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında Diyarbakır’da, üretimi ve uygulamaları diğer çiftçiler tarafından takip edilen, deneyimlerini paylaşmaya gönüllü ve iletişim kabiliyeti yüksek 16 örnek/önder çiftçi belirlendi. Aralık 2025-Mart 2026 döneminde her ay en az iki nitelikli yayım faaliyeti gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Şubat ayında düzenlenen ilk programda, Kayapınar ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nden örnek çiftçi Mehmet Ali Bayat, Çınar ilçesi Ayveri Mahallesi’ndeki yetiştiricilerle bir araya geldi. Bayat, buzağı bakımı ve beslenmesi ile süt ve besi hayvancılığı konularında deneyimlerini paylaştı.
1988 yılından bu yana hayvancılıkla uğraştığını belirten Bayat’ın, Diyarbakır Organize Besi Bölgesi’nde 300 baş kapasiteli, Cumhuriyet Mahallesi’nde ise 300 baş kapasiteli süt ve besi işletmesi bulunuyor. Çiğ sütü kooperatif aracılığıyla pazarlayan, besi hayvanlarını ise karkas et olarak satışa sunan Bayat’ın Organize Besi’deki işletmesinin 2013 yılında %50 hibe desteğiyle kurulduğu belirtildi. Aynı zamanda Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Bayat, özellikle süt sağım hijyeni ve sedimantasyon konularında gelen soruları yanıtladı.
İkinci programda ise Lice ilçesi Yünlüce Mahallesi’nden örnek çiftçi Mekin Yalçın, Ergani ilçesi İncehıdır Mahallesi’ndeki yetiştiricilerle buluştu. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği üzerine deneyimlerini aktaran Yalçın, 650 baş teke keçi yetiştirdiğini ve yem maliyetlerini düşürmek amacıyla 1000 dekar arazide arpa ve buğday üretimi yaptığını ifade etti.
Programda söz alan yetiştirici Edip Köseoğlu da Diyarbakır’da yürütülen “Karakaş Koyunlarının Halk Elinde Islahı Projesi”ne üç dönemdir katıldığını belirterek sürece ilişkin bilgi verdi. Soru-cevap bölümünün ardından ağıldaki küçükbaş hayvanların ziyaret edilmesiyle program sona erdi.
Yetkililer, verimli geçen DERİM Projesi kapsamındaki faaliyetlerin önümüzdeki süreçte diğer ilçelerde de devam edeceğini bildirdi.
Diyarbakır’da bu yıl son yılların en yoğun kar yağışının yaşanmasının ardından oluşan donma-çözülme döngüsü ve zorunlu tuzlama çalışmaları, kent genelinde asfalt kaplamalarda ciddi bozulmalara yol açtı. Kar yağışı sırasında ve sonrasında asfalt yüzeyinde oluşan mikro çatlaklara sızan suyun gece donup gündüz çözülmesi, kaplama altındaki taşıyıcı tabakaları zayıflatırken; özellikle rögar çevreleri, eski yamalar ve ekonomik ömrünü tamamlamaya yaklaşmış yol kesimlerinde çukurlaşmalar arttı.

Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri, ana arterler ve kritik güzergâhlarda bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Ancak devam eden yağışlı hava ve ıslak zemin koşulları, asfaltın mevcut kaplamaya tam olarak tutunmasını engellediği için yapılan müdahalelerin kalıcılığını azaltıyor. Bu nedenle ekipler, sürüş ve can güvenliğini sağlamak amacıyla geçici nitelikte müdahaleler gerçekleştirirken, kalıcı onarımların hava şartlarının uygun hale gelmesiyle birlikte sıcak asfaltla yapılması planlanıyor.
Çalışmalar hakkında bilgi veren Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Burhan Kayan, kentte son yılların en yoğun kar yağışının yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ulaşımın aksamaması ve can güvenliğinin sağlanması amacıyla ekiplerimiz kesintisiz kar küreme ve tuzlama çalışmaları yürüttü. Ancak aşırı tuzlama, kar sularının asfalt yüzeyindeki çatlaklara sızması ve ardından yaşanan donma-çözülme süreci; ekonomik ömrünü tamamlamış, yıpranmış yollarda, eski yamalarda ve rögar çevrelerinde ciddi çukurlaşmalara neden oldu. Yağışların sona ermesiyle birlikte ekiplerimiz çukurlara hızlı şekilde müdahale etmektedir. Havanın uygun olmadığı günlerde soğuk asfaltla, uygun olduğu zamanlarda ise kendi plentimizde üretilen sıcak asfaltla yama çalışmaları sürdürülmektedir.”

Yağış döneminde yapılan çalışmaların büyük ölçüde geçici nitelikte olduğunu ifade eden Kayan, “Bu süreçte yürüttüğümüz çalışmalar, trafik ve can güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan geçici müdahalelerdir. Kalıcı bakım ve onarım çalışmaları, hava şartlarının uygun hale gelmesiyle birlikte kendi plentimizden üretilen sıcak asfaltla gerçekleştirilecektir. Ayrıca 2026 yılında da daha önce hizmet görmemiş yollarda kapsamlı asfalt çalışmaları yürüteceğiz” diye konuştu.
Asfalt yama uygulamalarının uzun ömürlü olabilmesi için zeminin kuru olması gerektiğini vurgulayan Kayan, yağışlı havada yapılan müdahalelerin teknik olarak geçici çözüm niteliği taşıdığını belirtti.
Islak zeminin asfaltın mevcut kaplamaya tam olarak yapışmasını engellediğine dikkat çeken Kayan, bu durumun kısa sürede yeniden bozulmalara yol açabileceğini ifade etti. Yoğun yağış dönemlerinde yapılan müdahalelerin sürüş güvenliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirildiğini belirten Kayan, hava şartlarının uygun hale gelmesiyle birlikte kalıcı onarımların yapılacağını söyledi.
Kayan, sözlerini şöyle tamamladı: “Yamalarımızın tutmamasının en önemli nedenlerinden biri yüzeyin nemli olmasıdır. Bu durum, yoğun trafik ve devam eden yağışlarla birlikte yeniden çukurlaşmalara yol açmaktadır. Ancak biz, can ve trafik güvenliğini sağlamak amacıyla soğuk asfalt uygulamalarını sürdürüyoruz. Kalıcı çözüm ise hava koşullarının uygun hale gelmesi ve kendi plentimizde ürettiğimiz sıcak asfaltla yapılacak çalışmalardır.”
Mahkemede, önceki celse TCK'nin 32. maddesi gereği sanığın akıl sağlığı için istenilen raporun geldiği belirtilerek, rapora göre ilgili maddeden yararlanamayacağına ilişkin tıbbi kanaate varıldığı ifade edildi.
Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaada, suçun vasıf ve mahiyeti ile mevcut delil durumunu gerekçe göstererek, sanığın cezalandırılması ve tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirdi.
Sanık G.K, "Rapora bir diyeceğim yoktur. Öldürme ve tacize yönelik bir düşüncem yoktu, psikolojik sorunlarım vardı. Pişmanım tahliyemi talep ediyorum." ifadelerini kullandı.

Mağdur ailenin avukatları, sanığın cezalandırılması yönündeki mütalaaya katıldıklarını belirterek, sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi talebinde bulundu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Sanık avukatı ise esas hakkındaki mütalaada aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin tahliyesi yönünde karar verilmesini istedi.
Mahkeme, "çocuğa karşı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs" suçundan sanık G.K'nin 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliyesine karar verdi.
Diyarbakır'da Lise 1. Sokak'ta 27 Ağustos 2025'te esnaf Ahmet Arslan (42) iş yerinin önünde oturduğu sırada ara sokaktan çıkan G.K'nin 9 yaşındaki H.A'yı çekiştirerek ve ağzını kapatmaya çalışarak zorla götürmeye çalıştığını fark etmiş, Arslan'ın sözlü müdahalesiyle erkek çocuğu, şüphelinin elinden kurtularak olay yerinden uzaklaşmıştı. G.K'ye çocuğa neden böyle davrandığını sorması üzerine Arslan ile şüpheli arasında arbede yaşanmış, arbedenin ardından G.K. olay yerinden kaçmış, Arslan'ın iki parmağı incinmişti.
Olayı öğrenen aile üyeleri polise şikayetçi olduktan sonra Arslan'a teşekkür ziyaretinde bulunmuş, polis ekiplerince 29 Ağustos 2025'te yakalanan G.K. aynı gün tutuklanmıştı.
Şüphelinin çocuğu zorla götürmeye çalışması, esnafın şüpheliye müdahalesi, aralarında yaşanan arbede ve ailenin Arslan'a teşekkür ziyareti iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedilmişti.
Diyarbakır Valiliği binasının bitişiğinde, adliye ve Büyükşehir Belediyesine uzanan Lise Caddesi girişine, sürücülerin araçlarını park etmesi, akıllara durgunluk verdi.
Daha önce araçların sola dönüş yaptığı kavşak düzenlemesi değiştirilerek bu güzergah dönüşlere kapatıldı. Ancak bazı sürücüler, dönüş yasağını fırsata çevirdi. Trafiğe kapatılan alan kısa sürede fiili bir otoparka dönüştü.

Valilik binasına yaklaşık 10 metre mesafede yapılan parklar, hem trafik güvenliğini riske atıyor, hem de kamu düzeni açısından soru işaretlerine neden oldu.
Trafik kurallarına açıkça aykırı olan bu park ihlallerine rağmen herhangi bir müdahalenin yapılmaması dikkat çekiyor. Gün içinde yoğun araç ve yaya trafiğinin bulunduğu noktada yaşanan bu durum, “Denetim nerede?” sorusunu gündeme getirdi.

Kamu kurumlarının kalbinde yaşanan bu düzensizlik, kafalarda soru işareti yaratırken, denetimlerin yapılmaması ise sorumsuzluğu gözler önüne serdi.
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 13, 2026
Yoğun yağış ile birlikte vatandaşlar zor anlar yaşarken, bazı derelerde taşmalar meydana geldi. Yetkililer, yoğun yağışların bugün de devam edeceğini belirterek vatandaşları olumsuzluklara karşı dikkatli olmaları noktasında uyardı.
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 13, 2026
Yaklaşık 5 buçuk kilometrelik uzunluğuyla Çin seddinin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı olarak bilinen, 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine dahil eden, 2015'te ise UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilen tarihi Diyarbakır surlarına, kimliği belirsiz kişilerce tarih, kalp, yazı yazılıp çeşitli şekiller çizildi.

Vatandaşlar, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunan Diyarbakır surlarının geçmişten günümüze geldiğini, kendilerinin de en güzel şekilde geleceğe aktarmak zorunda olduklarını belirterek, surların korunması gerektiği çağrısında bulundu.
Diyarbakır’ın Çüngüş İlçesi’ne bağlı Elmadere ve çevre köylerde 12 Ocak akşamı yağan yoğun karın ardından köylerin Direkler devrildi, yüzde 50 elektrik altyapısı ciddi şekilde zarar gördü. Günlerce elektriksiz kalan köylerde Gıdalar bozuldu, beyaz eşyalar yandı, çocukların eğitimi aksadı. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan Elmadere Mahalle Muhtarı Abdullah Kartal, karanlıkta yaşadıklarını ve unutulduklarını belirtirken Çüngüş Belediye Başkanı Ali Suat Akmeşe ise, toplamında 12 köyün elektriğinin kesildiğini, DEDAŞ ile yapılan işbirliği ve Valinin de desteğiyle yapılan çalışmaların ardından şuan üç bölgenin elektriğinin olmadığını 2 köy ise jenaratör desteği ile aydınlatıldığını ifade etti.
🔵Kar fırtınası elektrik altyapısını çökertti: Bazı köyler hala karanlıkta
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 13, 2026
📌“ELMADERE’DE 20 GÜNDÜR ELEKTRİK YOK”
📌MUHTAR: FİİLİ ÇALIŞMA YOK
📌BAŞKAN AKMEŞE: 210 DİREK DİKİLDİ, ÜÇ BÖLGEDE KESİNTİ SÜRÜYOR
📌MİLLETVEKİLİ KAYA KONUYU MECLİSE TAŞIDI
🔗https://t.co/NvGVrLsQCA pic.twitter.com/1l9K333hFM
Elmadere Mahallesi’nde yaşayan Senai Güngör, 12 Ocak akşamı yağan yoğun karın ardından köylerin yaklaşık yüzde 50’sinde elektrik altyapısının ciddi şekilde zarar gördüğünü söyledi. Bazı köylerde onarım çalışmaları yapıldığını, bir kısmına ise jeneratör verildiğini belirten Güngör, Elmadere’ye ise şu ana kadar herhangi bir müdahale yapılmadığını ifade etti.
Güngör, “Diyarbakır’dan DEDAŞ’tan bir ekip geldi, sadece hasar tespiti yapıp bazı direkleri işaretleyerek ayrıldı. O günden beri gelen giden yok. Kaymakam beyle 20 gün önce görüştük. ‘İşçiliği biz yapalım, yeter ki teknik personel desteği verin’ dedik. Aynı talebi DEDAŞ müdürüne de ilettik” dedi.

CİMER’e başvuru yapıldığını dile getiren Güngör, “Köy adeta şantiye alanı gibi. Maddi durumu iyi olanlar kendi imkânıyla jeneratör aldı. 2–3 saatliğine çalıştırılıyor, diğerleri de telefon şarj etmek için o evlere gidiyor. Temel bir ihtiyaç olan elektriğe ulaşmak için mücadele ediyoruz” diye konuştu.
Elmadere Mahalle Muhtarı Abdullah Kartal da, “Bizim köy tamamen unutuldu. Kaymakam beyle defalarca görüştüm. Her seferinde ‘yapılacak’ deniliyor ama fiili çalışma yok” dedi.
Yaklaşık bir aydır ciddi mağduriyet yaşadıklarını vurgulayan Kartal, elektrik kesintisi nedeniyle gıdaların bozulduğunu, bazı gıda zehirlenmeleri yaşandığını ifade etti. Akşamları mum ve el feneriyle idare ettiklerini belirten Kartal, devrilen direkler ve hasarlı hatlar nedeniyle çocukları okula göndermekte zorlandıklarını söyledi.

Çüngüş Belediye Başkanı Ali Suat Akmeşe, aşırı kar nedeniyle ağaçların ve dalların yanı sıra 250–300 civarında elektrik direğinin telleriyle birlikte devrildiğini belirterek, kar yağışının ikinci gününde 12 köyün elektriğinin kesildiğini ifade etti.
Belediye ve kaymakamlık olarak iş makinesi desteği verdiklerini kaydeden Akmeşe, “Normalde bu görev DEDAŞ’ın. Ancak vatandaşlarımız mağdur olmasın diye iş birliği içinde süreci yürüttük. DEDAŞ’ın yaklaşık 35–40 personeli ve 11 aracı sahada görev yaptı. O günlerde kar ve tipi nedeniyle çok zor şartlar vardı. Sayın Valimizin de desteği oldu” dedi.

Şu anda üç bölgede elektrik kesintisinin sürdüğünü, iki köyün ise jeneratör desteğiyle aydınlatıldığını aktaran Akmeşe, devrilen direklerin 210’unun yeniden dikildiğini açıkladı.
Elmadere köyündeki direklerin tamamının devrildiğini belirten Akmeşe, bölgenin dağlık ve ulaşımı zor bir alanda bulunduğunu vurguladı. Direklerin Özal döneminde yapıldığını hatırlatan Akmeşe, “Yaklaşık 680 bin metrekarelik dağlık bir alandayız. Kış şartlarında ulaşım oldukça güç. DEDAŞ yetkilileri, Elmadere ve Atalar’da direklerin geçtiği alanlara iş makinesinin dahi giremediğini, çalışmaların yol güzergâhı üzerinden sürdürüleceğini bildirdi. Hazırlıklar tamamlandı, yarın Elmadere’de çalışmalara başlanacak” diye konuştu.

İbikkaya köyünün boşaltıldığı yönündeki iddialara da değinen Akmeşe, böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. İlçedeki nüfus azalmasının boşaltmadan değil, işsizlik ve dağlık coğrafi koşullardan kaynaklandığını belirten Akmeşe, Karakaya Barajı ve yeni projelerle ilçeyi kalkındırmayı hedeflediklerini ve vatandaşlardan olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade etti.
Üç gün önce konuyu TBMM gündemine taşıyan Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Çüngüş’te yaşanan elektrik kesintilerine tepki gösterdi. Kaya, “Diyarbakır Çüngüş’te enerji çilesi yaşanıyor. Gıdalar bozuldu, beyaz eşyalar yandı, çocukların eğitimi aksadı. Elmadere ve çevre köylerde 28 gündür elektrik yok. Üstelik 6 yıldır trafo bekleyen köylerimiz var” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na çağrıda bulunan Kaya, “Çüngüş halkını karanlıkla cezalandırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Bu ayrımcı yönetim anlayışının hesabını sormaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Kürt Dil Kurumları, 21 Şubat Dünya Anadil Günü deklerasyonunu Diyarbakır’da aıçıkladı. Kurumlar adına basın metnini okuyan Rıfat Roni, “Dil; insanlar, halklar ve milletler için onurdur, kimliktir, varlıktır. Aynı zamanda ulus olmanın temel unsurudur. İnsan, diliyle insan olur; halk ve toplum da diliyle millet olur” dedi.
Çok dilli bir yaşamın inşa edilebileceğini vurgulayan Roni, “Yine halklar ve toplumlar, birbirlerinin değer ve onuruna saygı göstererek sevgi, hoşgörü ve kardeşlik duygularını geliştirebilir; kalıcı barış ve birlikte yaşamın temelini güçlendirebilir; anadilin eşitliği temelinde çok renkli, çok sesli ve çok dilli bir yaşam inşa edebilirler” diye belirtti.
21 Şubat Dünya Anadil Günü’nün Bangladeş halkının kendi anadili için verdiği mücadeleye dayandığını hatırlatan Roni, Dakka Üniversitesi öğrencilerinin yürüttüğü direniş ve kampanyalar, tekçi ve tek dilli sistemin kırılmasında temel bir rol oynamış; yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dil ve kültürlerin korunması açısından bu günün temelini oluşturmuştur. Bu nedenle 21 Şubat, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Anadil Günü olarak kabul ve ilan edilmiştir” bilgisini paylaştı.

Kürt halkının da yüz yılı aşkın bir süredir kültürüne, diline ve kimliğine karşı inkar ve yok sayma politikalarına karşı direndiğini dile getiren Roni, şunları ifade etti:
“Kürt dili kurumları olarak; Kürtçenin korunması, geliştirilmesi ve değerinin yükseltilmesi sorumluluğu ve bilinciyle, “Kürtçeye statü-Kürtçe eğitim” şiarıyla 21 Şubat Dünya Anadil Günü çerçevesinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu kapsamda; paneller, yürüyüşler, açıklamalar, tiyatro oyunları, film ve belgesel gösterimleri, kadınlara ve çocuklara yönelik tiyatro etkinlikleri, dengbêj geceleri, Kürt yazarların kitap imza etkinlikleri, Kürtçe eğitim talebiyle merkezi yerlerde stantlar açılması, Diller Parkı’nın açılışı, çok dilli konserler, forumlar ve bildiriler, dil ve kültür kurumlarıyla ortak konserler, ailelere yönelik dil bilinci seminerleri, stand-up gösterileri, Kirmanckî lehçesinin yok olmasını önlemek amacıyla Kirmanckî Ağız Meclisi öncülüğünde çalışmalar, UNESCO ve Milli Eğitim Bakanlığı’na mektuplar gönderilmesi gibi etkinliklerle anadil mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Kürtçenin anayasa altına alınana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Roni,
“Bir kez daha altını çiziyoruz ki; Kürtçe anayasal güvence altına alınana, yasal olarak tanınana, resmî dil statüsü kazanana ve anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili olana dek; Kürt kültürü, dili ve kimliğinin korunması, geliştirilmesi ve güvence altına alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek ve daha da güçlendireceğiz” dedi.
Roni, son olarak, “Dilimiz onurumuzdur!Dilimiz varlığımızdır! dlimiz kimliğimizdir!
Dilsiz yaşam olmaz! 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü; Kürtçeye gönül veren halkımızın ve anadilinde eğitim hakkından mahrum bırakılan tüm dünya halklarının günü olarak kutluyoruz” diye kaydetti.
Ticaret Bakanlığı tarafından gayrimenkul sektöründe şeffaflığı artırmak ve kayıt dışı faaliyetleri önlemek amacıyla hayata geçirilen Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), 15 Şubat itibarıyla Diyarbakır’da satılık konut ve arsa ilanları için zorunlu hale geliyor.
Geçtiğimiz yıl kiralık konut ve ticari taşınmaz ilanlarında uygulanmaya başlanan sistem, yeni düzenlemeyle birlikte satılık taşınmazları da kapsayacak. Uygulama, Diyarbakır dahil olmak üzere 81 ilde eş zamanlı olarak devreye alınacak.
Yeni düzenlemeye göre taşınmaz sahipleri, ilan vermeden önce e-Devlet üzerinden yetkilendirme işlemi yapmak zorunda olacak. Yetki belgesi bulunmayan kişilerin ilan portallarında ilan yayımlaması mümkün olmayacak. Sisteme uygun ilanlar ise “doğrulanmış ilan” ibaresiyle yayımlanacak.
EİDS ile birlikte sahte ve mükerrer ilanların önüne geçilmesi, spekülatif fiyat artışlarının engellenmesi ve kayıt dışı emlak faaliyetlerinin sona erdirilmesi hedefleniyor.
Sektör temsilcileri, uygulamanın başlamasıyla birlikte ilan portallarındaki ilan sayılarında belirli bir düşüş yaşanabileceğini ifade ediyor. Ancak bu düşüşün, doğrulanmamış ve kayıt dışı ilanların sistem dışına çıkmasından kaynaklanacağı belirtiliyor.
Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Diyarbakır İl Başkanı Mahmut Arslan, düzenlemenin hem vatandaşlar hem de yetki belgeli emlak danışmanları açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Arslan, sistem sayesinde vatandaşların daha güvenli ve şeffaf bir ilan ortamında işlem yapabileceğini, yetki belgeli emlak danışmanlarının ise haksız rekabete karşı korunacağını belirtti.
Vatandaşlara çağrıda bulunan Arslan, ilan süreçlerinde e-Devlet üzerinden yetkilendirme işlemlerinin dikkatle yapılması ve yalnızca yetki belgeli emlak danışmanları ile çalışılması gerektiğini ifade etti.
Yeni uygulamayla birlikte gayrimenkul sektöründe kurumsallaşma, güven ve şeffaflığın artırılması hedefleniyor.
İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı bu kapsamda Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığının katkılarıyla 17 ilçe belediyesinin katılımıyla koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi. Yapılan toplantıda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere tebliğ edilen genelge ile Cumhurbaşkanlığının 2024/4 sayılı Sıfır Atık konulu genelgesi kapsamında mahalli idarelere getirilen yükümlülükler ele alındı.
Büyükşehir Belediyesi, koordinasyonunda daha önce Kayapınar ilçesinde pilot olarak başlatılan sıfır atık farkındalık ve kaynağında ayrıştırma uygulamalarının, alınan karar doğrultusunda tüm ilçelere yaygınlaştırılacak.

Toplantıda, ilçe belediyelerinin öncülüğünde sıfır atık yönetim sisteminin kurulması, kaynağında ayrıştırma altyapısının oluşturulması, temiz çevre bilincinin artırılması ve atık yönetiminde eşgüdümün sağlanması yönünde ortak hareket edilmesi kararlaştırıldı.
Toplantıda yapılan sunumda sıfır atığın; kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun önlenmesi veya azaltılması, atık oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanarak geri kazanılmasını kapsayan bir atık yönetim şekli olduğu ifade edildi.
Atık hiyerarşisi kapsamında önceliğin atığın oluşumunun engellenmesi, azaltılması, yeniden kullanımı ve geri dönüşüm olduğu vurgulandı.
Sunumda, sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasında mahalli idarelerin sağlaması gereken kriterler paylaşıldı. Buna göre, konutlardan çıkan kâğıt, cam, metal ve plastik atıkların diğer atıklardan en az ikili sistemle ayrı toplanması, cadde, sokak ve kamuya açık alanlara geri kazanılabilir atıklar ve diğer atıklar için yeterli sayıda biriktirme ekipmanı yerleştirilmesi, ihtiyaca göre atık cam kumbaralarının konumlandırılması, atık ilaç, tekstil ve elektronik atıkların ayrı toplanmasına yönelik sistemlerin oluşturulması, bakanlık esaslarına uygun Atık Getirme Merkezlerinin kurulması gerektiği belirtildi.

Toplantıda, DBB’nin, Entegre Atık Yönetim Planını, İl Sıfır Atık Yönetim Sistemi Planına uyumlu hale getirmek, ilçe belediyelerinin uygulamalarını iyileştirmek ve koordinasyonu sağlamakla yükümlü olduğu ifade edildi.
İlçe belediyelerinin ise halkı atıklarını kaynağında ayırmaya teşvik etmesi, altyapıyı kurması, Sıfır Atık Bilgi Sistemine kayıt olması, aylık verileri sisteme girmesi ve Atık Getirme Merkezlerini kurup işletmesi gerektiği kaydedildi.
Sunumda ayrıca, bitkisel atık yağların lisanslı firmalar aracılığıyla toplanması, hanelerde ayrı biriktirme sisteminin kurulması ve ilgili il müdürlüğüne düzenli bildirim yapılması gerektiği aktarıldı.
Bu kapsamda ilçe belediyeleri ile işbirliği içinde bitkisel atık yağların düzenli toplanması ve geri kazanımının artırılmasının hedeflendiği bildirildi.
Toplantıda ilçe belediyelerinin temsilcileri de bugüne kadar sıfır atık alanında yürüttükleri çalışmaları, karşılaştıkları eksiklikleri ve planladıkları projeleri paylaştı.
Edinilen bilgilere göre, Kulp ilçesi Çağlayan Mahallesi'nde ikamet eden zihinsel engelli Salih Ertaş (84), 8 Şubatta kayboldu. Aile, yaptığı arama çalışmalarından sonuç alamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay bölgeye AFAD, jandarma, sağlık, Dicle Üniversitesi Arama Kurtarma ekibi (DÜAK) ve Kulp Belediyesi arama kurtarma ekibi yönlendirildi. 253 kişi, dron ve kadavra köpeği yardımı ile bölgedeki dere yatakları ve ormanlık alanlarda detaylı arama çalışmalarına devam ediyor.
Ziyaret kapsamında çocuk hastalara çeşitli oyuncaklar ve hijyen malzemeleri hediye edildi.

Moral ziyaretine Büyükşehir Belediyesi Daimi Meclis Üyesi Mehmet Emin Ay, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Berivan Güneş ile Halkla İlişkiler Şube Müdürü Bahar Soysal katıldı.
Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Nurettin Okur ve Sağlık Bakımları Hizmetleri Müdürü Hatice Koç’un da eşlik ettiği ziyarette, ailelerin talep ve önerileri dinlenerek ilgili birimlere iletildi.

Ziyaret sırasında aileler ve çocuklar, gerçekleştirilen moral ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.