Diyarbakır Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü tarafından verilen resmi ilana göre; Gaziantep-Şanlıurfa otoyolu (O-52) otoyol ana gövde, bağlantı yolları ve kavşak kollarında yatay işaretleme yapılması, otokorkuluk, telçit ve çelik ağ onarım işlerinin yapılması yapım işi için 15 Nisan tarihinde Açık İhale Usulü ile ihaleye çıkılacak. Konuyla ilgili yapılan duyuruda ihalenin teslim edileceği yer, Gaziantep-Şanlıurfa otoyolu (O-52) 9.Bölge sınırı-Şanlıurfa doğu bağlantı yolu kesimi (Proje Km:41+948-151+500 Arası) otoyol ana gövde, bağlantı yolları ve kavşak kolları olarak belirtildi.
Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü’nün resmi ilanına göre, ihale şartları arasında şunlar yer alıyor:
“4.1.1. Teklif mektubu.
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olunduğunu gösteren bilgi ve belgeler:
4.1.2.1. Tüzel kişilerde; isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklar ve ortaklık oranlarına (halka arz edilen hisseler hariç)/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgi ve belgeler.
4.1.2.2. Vekâleten ihaleye katılma halinde vekile ilişkin bilgi ve belgeler.
4.1.3. Geçici teminat.
4.1.4 İsteklinin iş ortaklığı olması halinde iş ortaklığı beyannamesi.
5- Ekonomik açıdan en avantajlı teklif fiyatla birlikte fiyat dışındaki unsurlar da dikkate alınarak belirlenecektir.
6- İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7- İhaleye teklif verecek olanların, EKAP hesabına giriş yaparak ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.
8-Teklifler, EKAP üzerinden teklif mektubu ile ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanacak ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.
9- İstekliler tekliflerini, her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde vereceklerdir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekliyle birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
10- Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
11- İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
12- Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.
13- Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 180 (YüzSeksen) takvim günüdür.
14- Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
15- Diğer hususlar:
İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (N) : 1
Sınır değerin altında teklif sunan isteklilerin teklifleri açıklama istenilmeksizin reddedilecektir.
4 Aralık 2015 tarih ve 29552 sayılı Resmi Gazete'de çeşitli ilanlar bölümünde yer alan "Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yapım işleri ihalelerinde;
Sınır Değer Katsayısı (A) Alt Yapı İşlerinde N = 1,00 olarak belirlenmiştir" hükmü gereğince Sınır Değer Katsayısı (N) 1,00 (bir) olarak belirlenmiştir.]”
Diyarbakır’da ekmek fiyatları bir kez daha güncellendi. Fırıncılar Odası Başkanlığı tarafından belirlenen yeni tarifeye göre, daha önce 12,5 TL’den satılan somun ekmek 15 TL’ye yükseltildi. 420 gram olarak satılan açık ekmeğin gramajı ise 350 grama düşürülürken fiyatı sabit bırakıldı. Böylece vatandaş aynı paraya daha az ekmek almak zorunda kalacak.
Yeni tarifede yalnızca ekmek değil, fırın ürünleri ve pişirme ücretleri de zamdan etkilendi. Lahmacun pişirme ücreti 15 TL, ev ekmeği pişirme 10 TL olarak belirlenirken; 100 gram tost ve hamburger ekmeği 7,5 TL’den, simit, poğaça ve çörek ise 20 TL’den satışa sunulacak.

Diyarbakır’da ekmek fiyatları geçtiğimiz yıl da art arda gelen zamlarla gündeme gelmişti. 2025 yılı içerisinde yapılan üç ayrı düzenlemeyle ekmek fiyatı kademeli olarak yükselmiş, son olarak 12,5 TL seviyesine çıkmıştı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başkent Erbil'in Soran İdaresi'nin Xalifan nahiyesinde Peşmerge birliğini hedef alan füzeli saldırı sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden taziye ve kınama mesajı paylaştı.
Bakırhan, saldırının sadece askeri bir hedef gözetmediğini, aynı zamanda sürekli istikrarsızlaştırmayı hedefleyen "kirli bir planın" parçası olduğunu söyledi.
Kürtlerin bölgesel savaş senaryolarına alet edilmek istendiğine dikkat çeken Bakırhan, bu saldırılara karşı ortak mücadele programında yer aldı.
Tuncer Bakırhan'ın X (eski adıyla Twitter) hesabından paylaştığı açıklamanın tamamı şu şekilde:
"Bugün sabah Erbil'e bağlı bir bölgedeki Peşmerge birliğine yönelik saldırıyı güçlü bir şekilde kınıyorum. Hayatını kaybeden Peşmergelere Allah'tan rahmet, Federe Kürdistan'a, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne ve ailelerine başsağlığı, yaralı Peşmergelere de acil şifalar diliyorum.
Bu saldırı, Kürdistan coğrafyasındaki bölgesel bir savaşın içine doğru kapsamlı bir planın parçasıdır. Bu kirli saldırıyı gerçekleştirenlere karşı sesimizi artırmak hem insani hem de siyasi bir korunmaktır.
Kürtlerin kırsal çatışmaların parçası haline getirilmesini kabul edilmeyecek. Bu saldırılara karşı birlikte duracak, ortak mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yüreğimiz Hewler'dedir, kardeşlerimizin yanındayız ve yanlarında olmaya devam ediyoruz."
Kararda, sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamayı kısmen kabul etmediği, olay tarihinde cezaevinden yeni çıktığını, bir anlık sinirle mağdur çocuğu tutup geri bıraktığını iddia ettiği kaydedildi.
Kararda, şu ifadeler yer aldı:
"Mağdur çocuk, istikrarlı, tutarlı ve samimi beyanlarında, sanığın kendisini tuttuğunu, bacaklarının arasına alıp ağzını kapatmaya çalıştığını ve depo gibi bir yere götürmeye çalışırken babasının arkadaşı olan birinden yardım istediğini ve onun yardımı ile sanığın elinden kurtulduğunu belirtmiştir. Tanık olan esnaf ise beyanında olaya şahit olduğunu, sanığın, mağdur çocuğu ağzını kapatıp bir yere götürmeye çalışırken müdahale ettiğini belirtmiştir. Bu beyan göz önüne alındığında sanığın cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilememiştir. Sanık, çocuk yaşta olan mağdura 'yürü yoksa sana dayak atarım' şeklinde tehdit ederek, boğazını sıkarak, eliyle mağdurun ağzını ve yüzünü kapatarak direncini kırmaya çalışmak suretiyle cebir uygulamıştır."
Katılan kurum ve mağdur avukatlarının suçun "teşebbüs" aşamasında kalmadığına yönelik iddiasına ilişkin değerlendirmenin de yapıldığı belirtilen kararda, "Mağdur, sanığın kendisini kaçırmaya ve bir yere götürmeye çalıştığını, olaya tanık olan esnafın müdahalesi neticesinde sanığın elinden kurtulduğuna dair beyanda bulunmuştur. Kamera kayıtları ile tanık beyanı göz önüne alınarak, mağdur, sanık tam bir hakimiyet kuramadan müdahale sonucu serbest kaldığı için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirlendi." ifadelerine yer verildi.
Kararı sonuç bölümünde şu değerlendirmede bulunuldu: "Sanığın olay tarihinde 8 yaşında olan mağduru zorla alıkoymaya çalıştığı ancak tanık Ahmet Arslan'ın olaya müdahil olması üzerine eylemini tamamlayamadığı görülerek, üzerine atılı bulunan 'çocuğa karşı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs' suçunu işlediği anlaşılmaktadır. Sanığa, eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 109/2 maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, aynı kanunun 61. maddesi de göz önünde tutularak suçun işleniş biçimi (sanığın eylemi gerçekleştirirken hem cebir hem tehdide başvurduğu), işlendiği yer ve zaman, suçun konusunun önem ve değeri (mağdurun yaşı), meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığı (mağdurun yaşadığı travmanın boyutu), kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saik, olayın meydana geliş şekli göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmiştir. Sanığa verilen cezada, eylemini çocuğa ya da beden ya da ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlediğinden TCK'nın 109/3-f maddesi uyarınca 1 kat artırım yapılmıştır. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı değerlendirilerek TCK'nın 35. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında indirim yapılmıştır. Sanığa verilen cezada, sabıkalı kişiliği ile fiilden sonraki (mağdurun sanığın iradesi ile değil müdahale ile serbest kalması) yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek takdiri indirim yapılmamıştır."
Mahkemenin, 13 Şubat'taki karar duruşmasında, "çocuğa karşı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs" suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verdiği G.K, tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliye edilmişti.
Gerekçeli kararın açıklanmasının ardından mağdur çocuğun ailesinin avukatları, yargılamanın yapıldığı 26. Asliye Ceza Mahkemesine istinaf başvurusunda bulundu.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere yapılan başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf sebepleri gözetilerek kaldırılması talep edilirken, sanığın cezalandırılmasına, aksi takdirde eksik ve hatalı hususların giderilmesiyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi istendi.
OLAY
Diyarbakır'da Lise 1. Sokak'ta 27 Ağustos 2025'te esnaf Ahmet Arslan (42) iş yerinin önünde oturduğu sırada ara sokaktan çıkan G.K.'nın 9 yaşındaki H.A.'yı çekiştirerek ve ağzını kapatmaya çalışarak zorla götürmeye çalıştığını fark etmiş, Arslan'ın sözlü müdahalesiyle erkek çocuğu, şüphelinin elinden kurtularak olay yerinden uzaklaşmıştı. G.K.'ya çocuğa neden böyle davrandığını sorması üzerine Arslan ile şüpheli arasında arbede yaşanmış, arbedenin ardından G.K. olay yerinden kaçmış, Arslan'ın iki parmağı incinmişti.
Olayı öğrenen aile üyeleri polise şikayetçi olduktan sonra Arslan'a teşekkür ziyaretinde bulunmuş, polis ekiplerince 29 Ağustos 2025'te yakalanan G.K. aynı gün tutuklanmıştı. Şüphelinin çocuğu zorla götürmeye çalışması, esnafın şüpheliye müdahalesi, aralarında yaşanan arbede ve ailenin Arslan'a teşekkür ziyareti iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedilmişti.

Sabah saatlerinde de saldırı
Öte yandan Pêşmerge Birliği 1. Bölge Komutanlığı sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, 7. Tümen karargâhlarının bu sabah iki farklı saatte füze saldırısının hedefi olduğunu duyurdu.
Açıklamaya göre, birinci saldırı gece saat 01.50’de gerçekleşti.
7. Tümen Karargâhı 5 füzeyle bombalandı, “şans eseri can kaybı yaşanmadı. İkinci saldırı ise saat 02.50’de tümen karargâhı yakınlarında, Kelekin köyü sınırlarında bir füze saldırısı daha gerçekleştirildi.
Komutanlık, “Güçlerimiz tam teyakkuz halindedir ve saldırıların kaynağına ilişkin soruşturma sürüyor” açıklamasını yaptı.
Hayatını kaybeden 6 Peşmerge’nin isimleri şöyle: “Rêber Abdullah, Zekri Bexşeşî, Ramin Adil, Şehab Bexşeşî, Keywan Muzaffer, Piştîwan Mela Musa.”
Mülteci kampları hedef alındı
Saldırılar sadece askeri noktalarla sınırlı kalmadı.
Pazartesi gecesi Erbil yakınlarındaki Girdecal bölgesinde bulunan İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) Peşmerge ailelerinin kaldığı kamp dronla bombalandı.
Benzer şekilde Süleymaniye’nin Surdaş bölgesinde bulunan Rojhilatlı partilerin ailelerinin kaldığı bir kamp da dron saldırısına uğradı.
Süleymaniye’nin Germiyan bölgesinde ise bir köy yakınlarına 4 dron düştü. Bu dronların vurularak mı yoksa teknik arıza nedeniyle mi düştüğü netleşmedi.
Diplomatik temsilcilikler de hedef alınıyor
Çatışmaların tırmandığı bölgede sadece askerî karargâhlar değil, diplomatik temsilcilikler de hedef alınıyor. Salı günü gece saatlerinde Erbil’deki ABD Konsolosluğu ve Erbil Uluslararası Havalimanı’na yönelik gerçekleştirilen çok sayıda dron saldırısı, hava savunma sistemleri tarafından engellendi. Ancak bölgedeki güvenlik durumu hassasiyetini korumaya devam ediyor.
400’den fazla İHA ve füze atıldı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına 400’den fazla insansız hava aracı ve füze atıldı. Bu saldırıların bir kısmı doğrudan Peşmerge güçlerini hedef aldı. Daha önceki saldırılar sonucunda bölgede 8 kişi yaşamını yitirmişti.
Erbil’de dron hareketliliği ve hava savunma müdahalesi
Son 24 saat içinde Erbil semalarında çok sayıda dron imha edildi.
Detaylar şöyle:
03:00: Erbil üzerinde bir dron düşürüldü.
00:00 (Pazartesi gece yarısı): Erbil semalarında 5 dron imha edildi. Parçaları Sêbîran, Girdcutyar ve Gezne köylerine düştü.
23:00: Erbil üzerinde bir dron hava savunma sistemleri tarafından vuruldu.
20:00: İki dron Erbil üzerinde imha edildi, enkazları mahallelere düştü.
Pazartesi sabah 05:30: Vurulan bir dron Erbil’deki bir evin üzerine düşerek yangına neden oldu.
Ayrıca Erbil’in Kesnezan tepelerinde ve Soran semalarında da dronlar düşürülürken, Xelifan ilçesindeki Alane vadisine bir dronun düştüğü bildirildi.

Görüşmede, yerel yönetim çalışmaları ile ekoloji ve hukuk alanlarında karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede ayrıca uluslararası düzeyde iş birliği ve dayanışmanın güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.
Diyarbakır’da derinleşen ekonomik kriz, en temel gıda maddesi olan ekmeğe erişimi dahi zorlaştırdı. Kentte birçok vatandaş, daha ucuz olduğu için bayat ekmeğe yönelirken, fırınlarda bu ürünlere olan talep her geçen gün artıyor.
Diyarbakır’da 6 TL’den satılan bayat ekmeğe talep arttıhttps://t.co/sl8izYzqxA pic.twitter.com/p9b5PVKaNa
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 24, 2026
Özellikle dar gelirli aileler, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına bayat ekmeği toplu şekilde satın almayı tercih ediyor. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan fırın çalışanı Hüseyin Özmen, bayat ekmeğe olan ilginin son dönemde belirgin şekilde arttığını söyledi.

Özmen, ekonomik koşulların ağırlaşmasıyla birlikte bayat ekmeğin daha fazla talep gördüğüne dikkat çekerek, sabahın erken saatlerinden itibaren vatandaşların bu ürünleri sorduğunu ifade etti. Özmen, “Bu sabah saatlerinde birçok kişi gelip bayat ekmek olup olmadığını sordu. Ancak raflarda kalmamıştı. Genellikle köylerden ve Bağlar ilçesindeki dar gelirli aileler tercih ediyor. Bayat ekmek dediğimiz ürün, bir gün öncesinden kalan ekmektir. Bugün marketlere verdiğimiz ekmekleri ertesi gün iade alarak burada bayat olarak satışa sunuyoruz” dedi.

Bayat ekmek almak için her gün ortalama 20 ila 25 kişinin fırına geldiğini belirten Özmen, şöyle devam etti:
“Ekmek dağıtımı yaptığımız çevre marketlerden günlük ortalama 150 ekmek iade olarak geliyor. Burası aynı zamanda bu ekmeklerin toplandığı yer. İadeler belirli saatlerde ulaşıyor; sabah 05.00 civarında, ardından 11.00-12.00 saatleri arasında ve öğleden sonra 13.00 gibi geliyor. Gelen vatandaşlar da bu saatleri takip ediyor.”

Vatandaşların bayat ekmeği genellikle toplu şekilde satın aldığını ifade eden Özmen, fiyatların da yıllar içinde arttığını kaydederek, “Gelenler genelde en az 10 adet alıyor. Şu anda bayat ekmek 6 TL’den satılıyor. Geçen yıl ise 5 TL idi. Her geçen yıl talep daha da artıyor. Bu da insanların alım gücünün ne kadar düştüğünü gösteriyor” diye konuştu.


TPAO Batman Bölge Üretim Müdürü Mehmet Tahir Ergin, Diyarbakır'da 1961 yılında Kurkan-2 sahasında ilk keşfin yapıldığını anımsatarak, şu anda günlük yaklaşık 15 bin varil petrol üretimi yapıldığını belirterek, “2026 yılında Diyarbakır'da yaklaşık 100 yeni kuyu açacağız. Bu kuyuların üretimimize önemli miktarda katkıda bulunacağını ve günlük üretimin yaklaşık 20 bin varile yaklaşacağını düşünüyoruz. Açtığımız her bir kuyuda, petrol çalışmalarının yapıldığı her bir noktada yöreye, çevreye ekonomik katkıda bulunmaktayız. İstihdama, ticarete ve ekonominin diğer sektörlerine katkı sunmaktayız” dedi.

Ergin, kentin petrol üretiminde önemli bir noktaya ulaştığını anlatarak, “Özellikle 2026 yılında yapacağımız yatırımlar, açacağımız kuyular ve yeni girişimlerle Diyarbakır'ın üretimini artırarak petrol anlamında adını altın harflerle yazdıran önemli bir şehir olmasını planlıyoruz” diye konuştu.
“İşte bu yüzden terörsüz Türkiye hedefimizin hem Allah'ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamdolsun teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi dona kalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz.
Terörsüz Türkiye hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. Terörsüz Türkiye dedik, Allah'ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur.”

Geçmişin birikimini ve tecrübesini taşıyan büyüklerimizle bir araya gelmek, hem bizler hem de öğrencilerimiz için çok anlamlı ve kıymetliydi. Samimi sohbetler, güzel hatıralar ve içten tebessümlerle dolu bu ziyaretler, bayramın birlik ve vefa ruhunu bir kez daha hissettirdi. Eğitime verdikleri emek ve bıraktıkları izler için tüm emekli öğretmenlerimize gönülden teşekkür ediyor, sağlık ve huzur dolu nice bayramlar diliyoruz'' dedi.
Diyarbakır’da Diclekent, Kantar ve Ceylanlar gibi yoğun yerleşim bölgelerinde yapılan ikinci sıra parklar, yolların tek şeride düşmesine neden olurken kent içi trafik zaman, zaman durma noktasına geliyor. Özellikle Urfa Yolu-Mahabad kesişimi ile Mardin Yolu’nda yaya geçitleri ve kavşak girişlerine yapılan park ihlalleri, hem araç akışını aksatıyor hem de yaya güvenliğini tehlikeye atıyor.
Konuya ilişkin Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Trafik Kontrol Merkezi ve Sinyalizasyon Şefi İbrahim Eyüp Esin, kentteki trafik akışını olumsuz etkileyen en önemli unsurların hatalı park ve düzensiz duruşlar olduğunu belirtti. Esin, ana arterler, kavşak giriş-çıkışları ve toplu taşıma duraklarında yapılan ihlallerin yalnızca anlık aksamalara değil, zincirleme gecikmelere yol açtığını da ifade etti.
Kent genelindeki kritik noktaların anlık olarak izlendiğini aktaran Esin, denetimlerin emniyet birimleri ve trafik zabıta ekipleriyle birlikte artırıldığını ve ihlallere yönelik cezai işlemlerin kararlılıkla uygulandığını söyledi. Esin, toplu taşıma akışını korumak amacıyla özellikle otobüs duraklarında fiziki düzenlemeler yapıldığını da kaydetti.
Trafik akışını daha verimli hale getirmek için yapay zeka destekli adaptif sinyalizasyon sistemleri, koridor analizleri ve görüntü işleme tabanlı araç sayım teknolojilerinin kullanıldığını belirten Esin, bu sayede kavşak performanslarının sürekli izlenerek gerekli iyileştirmelerin yapıldığını dile getirdi.
Esin ayrıca, sürdürülebilir bir trafik düzeninin yalnızca denetim ve altyapı ile sağlanamayacağını vurgulayarak, sürücülerin kurallara uymasının ve toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Esin, önümüzdeki süreçte ise gerçek zamanlı trafik bilgisi ve tahminleme sistemleri ile Bluetooth tabanlı analiz sistemlerinin devreye alınmasının planlandığı bildirildi.
Eğitmen Eylem Kaya tarafından verilen eğitimde; toplumsal cinsiyet kavramı, eşitlik ve eşitsizlik ilişkisi, gündelik yaşamda karşılaşılan görünür ve görünmez eşitsizlikler detaylı şekilde ele alındı. Ayrıca kadına yönelik şiddetin türleri ve bu durumlarda başvurulabilecek mekanizmalar hakkında katılımcılara kapsamlı bilgiler aktarıldı.
Eğitimde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda bireylerin günlük yaşamda kurdukları ilişkiler ve sergiledikleri tutumlarla mümkün olabileceği vurgulandı. Katılımcılarla birlikte bu konuda değerlendirmeler yapıldı. Programın sonunda kadın çalışanlar, görüş ve deneyimlerini paylaşarak fikir alışverişinde bulundu.
“Milletime hizmet edebilmek yerine, hukuksuzca cezaevinde tutuluyorum. Yalnızca ben değil, başka belediye başkanları, genel başkanlar da cezaevlerinden geçiyor. Sayın Selahattin Demirtaş ve Sayın Figen Yüksekdağ yıllardır hapiste tutuluyor. Bu ülkenin adaletine, barışına, refahına, geleceğine katkı sunabilecek insanlar, hem milletten hem de ailelerinden uzak tutuluyor. Cezaevinde bulunmam sebebiyle milletimizle bir araya gelemediğim İstanbul’daki Nevruz meydanında yaşadığımız haksızlığı dile getiren Sayın Tülay Hatimoğulları'na teşekkür ediyorum.
Gelecek yıl Nevruz’da, hep birlikte Diyarbakır’da büyük bir coşku ve heyecanla buluşmayı sabırla ve umutla temenni ediyorum. Bu vesileyle, baharın uyanışıyla beraber yurdumuzun her tarafında adalete, kardeşliğe, umuda, barışa ve huzura kavuşacağımız, özgür günler görmemizi diliyorum. Önce Adalet, Önce Hürriyet.”
Diyarbakır’da semt pazarları, artan maliyetler nedeniyle durgunluk yaşadı. Merkez Kayapınar ilçesinde kurulan ve kentin en büyük pazarlarından biri olan Pazartesi pazarında tezgâh sayısı önemli ölçüde azalırken, vatandaşlar sınırlı ürün arasında alışveriş yapmaya çalıştı.
Akaryakıt zamları Diyarbakır’da pazar tezgâhlarını vurduhttps://t.co/kPfGKsADZB pic.twitter.com/pp9a1WA7tN
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 24, 2026
Pazar esnafı, özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye maliyetlerini yükselttiğini ve bu durumun ürün tedarikini olumsuz etkilediğini belirtti.

Esnaflardan Ahmet Güneş, geçen hafta Adana’dan Diyarbakır’a ürün taşıma maliyetinin 25 bin TL civarında olduğunu, ancak bu rakamın kısa sürede 35 bin TL’ye yükseldiğini ifade etti. Güneş, artan maliyetler nedeniyle nakliyecilerin ürün getirmekte zorlandığını, bunun da tezgâhların kurulamamasına yol açtığını söyledi.

Pazara gelen vatandaşlar da durumdan şikâyetçi. Yurttaşlarda Ramazan Kaya, tezgâhların büyük ölçüde kurulmadığını ve ürün çeşitliliğinin oldukça az olduğunu dile getirerek, boş alanda ürün aramak zorunda kaldığını söyledi. Sümeyye Doğru ise pazarın neredeyse tamamen boş olduğunu, alışveriş yapacak yeterli ürün bulamadığını ifade etti.

"ÖLÜ SAYISI VE OLAYIN NEDENLERİ HENÜZ BELİRLENEMEDİ"
Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Arnulfo Sanchez ise yaptığı açıklamada, "Askeri birlikler olay yerine ulaştı, ancak kesin ölü sayısı ve olayın nedenleri henüz belirlenemedi. Mağdurlar ve aileleri için tüm bakım protokolleri ile gerekli soruşturma başlatıldı" dedi.
"HAVAALANININ SİVİL HAVACILIK'A DEVREDİLMESİ VE ONLAR TARAFINDAN YÖNETİLMESİ GEREKİYOR"
Puerto Leguizamo Belediye Başkanı Luis Emilio Bustos da yaşanan trajedi karşısındaki üzüntüsünü dile getirerek, yerel altyapıya yönelik ulusal desteğin artırılması çağrısında bulundu. Bustos, "Olayın etkisini en aza indirmek için tüm kurumlarla koordineli şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Devlet Başkanlığı'na ve Sivil Havacılık otoritesine özellikle sesleniyoruz: Havaalanımız bakım bekliyor. Bu havaalanının Sivil Havacılık'a devredilmesi ve onlar tarafından yönetilmesi gerekiyor" dedi.
İlk olarak konuşan Murat Burtakuçin, bağımlılığın tedavisinin sadece fiziksel değil, psikolojik ve toplum desteğiyle olduğunu kaydetti. Burtakuçin, “Madde kullanımı serotonin ve dopamin salgılıyor ve bu da bir hastalık belirtisidir. Özellikle bağımlılar çocuk yaşta kullanmaya başlıyor. Bunun sebebi toplumda kendini ifade edememedir” dedi.
‘UYUŞTURUCU KULLANIMI 5 YAŞINA KADAR DÜŞTÜ’
Cemile Turhallı, madde bağımlılığının Türkiye’de hastalık olarak kabul edildiğini belirterek, “Madde kullanımı ekonomik geliri az olanlarda daha çok görülüyor. 2025 araştırmalarında madde kullanımı 5 yaşına kadar düşmüş ve devletin bu politikalara yaklaşımı teşvik etmeye yöneliktir” diye belirtti.
Serhat Temel ise, Bölge illerinde madde kullanımının Türkiye istatistiklerine göre 2 kat daha fazla olduğunu ve ucuz, kolay ulaşılabilir olduğunu belirtti. “Bağımlılık irade sorunu değil, beyin hastalığıdır” diyen Temel, “Dopamin madde kullanımında fazla salgılandığı için o hazzı yaşayan tekrar kullanmayı sürdürüyor. Bunu bilmek neyi değiştirir? Bir genç 18 yaşına kadar bu maddelerden uzak kalırsa bağımlılık oluşmaz. 13-15 aralığı en tehlikeli yaş. Sigara kullanım yaşı 10 yaşına kadar düştü. Sadece kendi çocuğunuz değil; çevresi içinde mücadele etmeden bir şeyleri değiştiremeyiz" şeklinde konuştu.
Fatma Gulan Önkol, Sur Belediyesi olarak madde kullanımının önüne geçmek için kimi çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Maham 3, manyetik ve akustik sensörler aracılığıyla fiziksel temas gerektirmeksizin yakın cisimleri algılayan demirleme tipi bir deniz mayını olarak biliniyor. İlk kez 2015 yılındaki bir silah fuarında kamuoyuna tanıtılan Maham 7 ise, "yapışkan mayın" olarak da bilinen, son derece zor tespit edilebilen bir mayın. Deniz tabanına oturtulan yüksek patlayıcılı mayın, akustik ve üç eksenli manyetik sensör kombinasyonu kullanarak yakın çevresindeki gemileri algılıyor.
Kaza, akşam saatlerinde Siverek-Çermik kara yolu Altaylı Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Ersin K. (32) idaresindeki 54 AAK 438 plakalı araç, Siverek istikametine seyrederken aynı yönde ilerleyen Ramazan G. (22) yönetimindeki 59 LF 505 plakalı araca arkadan çarptı. Kazada her iki aracın sürücüsü ile araçlarda yolcu olarak bulunan Fatih G. (19), Berat G. (19) ve Ş.G. (17) yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Fatih G. ile Ersin K.’nın durumlarının ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
‘Medeniyetler şehri’ Diyarbakır ziyaretçilerini ağırlıyorhttps://t.co/2yjhx8imkJ pic.twitter.com/GQYdKD4tIw
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 20, 2026
ÖZEL HABER / Mehmet Rumet SOYLU - Veli BALTACİ