YAKIT İKMAL UÇAKLARI VURULDU
Zülfikari, 84’üncü dalganın ise ABD’nin bölgedeki hava üslerini kullanmasına karşılık başlatıldığını belirterek, "DMO Deniz Kuvvetleri ile DMO Hava Kuvvetleri’nin koordinasyonuyla operasyonun 84’üncü dalgasında düşmanın füze savunma sistemlerini imha ederek, katı ve sıvı yakıtlı füzelerle El-Harc Hava Üssü’ne sızdık ve üste konuşlu yakıt ikmal ile hava destek unsurlarını füze ve İHA’larla hedef alarak vurduk. Bu operasyonda düşmana ait çok sayıda geniş gövdeli ve ağır yakıt ikmal ve destek uçağı imha edildi ve birkaç tanesi de ciddi şekilde hasar aldı. Ayrıca İHA operasyonlarının devamında, siyonist rejim ordusunun Tel Aviv’deki en büyük lojistik ve destek merkezi olan ana nakliye üssü İHA’larla hedef alındı" dedi.
"TAKTİKLERİMİZİN BÜYÜK BÖLÜMÜ HENÜZ KULLANILMADI"
İran hava savunma unsurlarının ülkenin kuzeybatısında ABD ve İsrail’e ait bir hava aracından fırlatılan bir seyir füzesini tespit ederek imha ettiğini aktaran Zülfikari, silahlı kuvvetlerin sahadaki faaliyetlerinin sürdüğünü kaydetti. Zülfikari ayrıca, DMO’nun Hürmüz Boğazı’nı güçlü ve akıllı şekilde kontrol ettiğini ve Basra Körfezi’nde inisiyatifi elinde bulundurduğunu belirterek, "Bölgedeki düşman hedeflerine yönelik saldırılar kararlılıkla sürecek. Bu savaşta uyguladığımız taktiklerin büyük bir kısmı henüz kullanılmadı. Asıl kapasitemiz çok daha ileri düzeydedir" şeklinde konuştu.
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda 8'i tutuklu, 2'si firari 16 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gün oturumu tamamlandı. Mahkeme heyeti, sanıklar, müştekiler ve tanık beyanlarının ardından taraf avukatlarının savunmalarını dinledi.
Duruşmada söz alan sanık avukatlarından Velat Karahan, müvekkili İsmail Oransal'ın fabrika sahibi olmadığını ve işleyişe dahil olmadığını savundu. Karahan, "İsmail Oransal, Sheliq isimli kremin marka sahibidir. Müvekkilimin babasına ait olan fabrikada yapılmış olan krem üretimi, patlama ve yanıcı değildir. Müvekkilim fabrika sahibi değildir ve işleyişine dahil değildir. Bunun muhatabı babasıdır. Olay bir dalgınlık, ihmal neticesinde meydana gelmiştir. Tuncay, çırpıcı yerine matkapla IBC tankındaki ürünü karıştırmıştır. Çelik tankta yapılması gereken karışım da IBC tankında yapılmıştır ve olay meydana gelmiştir. Suç vasfının değişme olasılığı bulunması, kaçma olasılığı bulunmamaları gibi gerekçelerle tahliye talep ediyoruz. İstinat edilen suç müvekkilimiz tarafından gerçekleştirilmemiştir" dedi.
Sanık Gökberk Güngör'ün avukatı Bahadır Özcan ise, "Müvekkilim fabrikanın yönetiminde yer almamıştır, yetkisi veya sorumluluğu yoktur. Ravive'nin ne çalışmasında ne de sorumluluğunda taksir derecesine dahi müvekkilimin kusuru yoktur. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Diğer tüm sanık avukatları da müvekkillerinin suçta kusur ve kabahatlerinin olmadığını savunarak, tahliyelerini talep etti.
BİR SANIĞA TAHLİYE KARARI
Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan "suçluyu kayırma" iddiasıyla yargılanan Onay Y.'nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetti. Heyet, tutuksuz sanık Ömer A.'nın adli kontrol tedbirlerini kaldırırken, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verdi.
Duruşmayı 20 Mayıs'a erteleyen mahkeme, Ravive ve LYKEE isimli firmaların 2022-2025 yılları arasındaki banka hesap hareketlerinin Türkiye Bankalar Birliğinden istenmesine ve CSM numaralarının tespiti için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) yazı yazılmasına karar verdi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive Kozmetik isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman A., Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve firari Abdurrahman B. hakkında ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Diyarbakır’da 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, sahnenin büyüsü ve kolektif hafızanın gücüyle karşılandı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun (DBŞT) sahnelediği, William Shakespeare’in ölümsüz eseri Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın Kürtçe uyarlaması Xewna Şeveke Havînê, izleyiciyi düş ile gerçek arasında salınan şiirsel bir evrene davet etti.
YOĞUN İLGİYLE SAHNELENDİ
Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde, yönetmenliğini Ferhad Feqi’nin üstlendiği oyun, tiyatroseverlerin yoğun ilgisiyle ücretsiz olarak sahnelendi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ile Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Zeynep Yaş’ın da izlediği oyun, salonu dolduran izleyicilerin alkışlarıyla sık sık kesildi; sahne ile seyirci arasında canlı bir bağ kuruldu.
KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ KURULDU
Sahneye taşınan bu klasik metin, dil ve kültürler arasında kurduğu köprüyle yalnızca bir uyarlama olmanın ötesine geçerek Kürt tiyatrosunun ifade gücünü ve sahne estetiğini görünür kıldı. Oyuncuların kolektif performansı, metnin düşsel dokusunu beden ve söz aracılığıyla yeniden kurarken izleyiciye hem tanıdık hem de yenilikçi bir deneyim sundu.
GENİŞ OYUNCU KADROSU SAHNEDEYDİ
Oyunda Berfin Emektar, Halit Aslan, Mesut Erenci, Nurşen Adıgüzel, Nazmi Karaman, Özcan Ateş, Ömer Akkan, Perînaz Delazy, Sena Özbey, Sakîna Aktaş, Şahperî Alphan, Şehabettin Dağ, Yavuz Akkuzu ve Zeycan Ateş rol aldı.
MEHMET EMİN YALÇINKAYA ANILDI
Gösterimin ardından sahneye çıkan Eşbaşkan Serra Bucak, oyunculara tek tek çiçek takdim ederek emeği geçenleri kutladı. Bu coşkulu ve etkileyici performans için teşekkür eden Eşbaşkan Bucak, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle 2018 yılında yaşamını yitiren DBŞT oyuncularından Mehmet Emin Yalçınkaya’yı da andı. Eşbaşkan Bucak, konuşmasında tiyatronun hafıza ve direnişle kurduğu bağı vurgulayarak, “Mehmet Emin Yalçınkaya şahsında bütün oyuncularımızın gününü kutluyorum” dedi.
Öte yandan JINNEWS’in X hesabına da 5’inci kez erişim engeli getirildi. Gün içinde aralarında Özgür Kadın Hareketi’nin (Tevgera Jinên Azad -TJA) de bulunduğu birçok demokratik kitle örgütünün iktidarı eleştiren haberlere yönelik de erişim engelleri getirildi.
DFG'DEN TEPKİ
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) erişim engellerine tepki gösterdi. "İktidar sansürde ısrar ediyor, sansüre dur de" başlığı ile yapılan açıklamada, "Newroz sonrası başlatılan gözaltı dalgasının hemen ardından dijital mecralara yönelik bu müdahaleler tesadüf değildir. Newroz’u tüm gerçekliğiyle kamuoyuna aktaran yayınların hedef alınması, bilinçli ve sistematik bir sansür politikasıdır. Halkın doğru, tarafsız ve çok sesli bilgiye erişim hakkı demokratik toplumların temelidir. Gazetecilik faaliyetlerinin dijital platformlar üzerinden engellenmesi yalnızca basın kuruluşlarını değil, doğrudan toplumun haber alma hakkını hedef almaktadır. Basın kuruluşlarının ve gazetecilerin susturulmasına yönelik bu tür uygulamalar kabul edilemez. Farklı dil ve perspektiflerde yayın yapan medya organlarının baskı altına alınması, çoğulculuğa ve demokratik değerlere açık bir saldırıdır. Yetkilileri bu hukuksuz ve keyfi erişim engellerine derhal son vermeye; basın özgürlüğünü ve ifade hakkını güvence altına almaya çağırıyoruz. Ulusal ve uluslararası kamuoyunu da bu ihlallere karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Sansüre Hayır! Özgür Basın Susturulamaz" ifadelerine yer verildi.
Zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma adımı ve bunun küresel yansımaları oluşturdu.
Tahran'ın dünya piyasalarında enerji fiyatlarının artmasına yol açan bu hamlesine tepki gösterilen bildiride, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı ve koşulsuz olarak yeniden tesis edilmesinin mutlak bir zorunluluk olduğu yinelendi.
Küresel ekonomik şokların etkilerini hafifletmek ile enerji ve gıda tedarik zincirlerini güvence altına almak için ortak çalışmalar yürüttüklerini belirten G7 bakanları, uluslararası topluma uyarılarda da bulundu.
Bakanlar, ticaret ve enerji tedarik zincirindeki aksamaların devam etmesinin, dünya genelinde vatandaşların günlük yaşamları üzerinde doğrudan ve yıkıcı bir etki yaratacağının altını çizdi.
Açıklamada, AB Komisyonunun iç sistemler ve verilerin güvenliği için gerekli tüm önlemleri almaya devam edeceği belirtilerek, "Avrupa, temel hizmetleri ve demokratik kurumları sürekli hedef alan siber ve hibrit saldırılarla karşı karşıya kalırken; Komisyon, AB'nin siber güvenlik direncini artırmak için aktif olarak çalışmaktadır" denildi.
AB Komisyonunun mobil altyapısına da 30 Ocak'ta siber saldırı yapılmıştı. Komisyon, altyapının 9 saat içinde temizlendiğini ancak saldırı sonucunda bazı personelin isimlerine ve cep telefon numaralarına erişilmiş olabileceğini açıklamıştı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, ABD ve İsrail’in İran’daki sanayi tesislerine yönelik saldırılarının ardından sert ifadeler kullandı. Musevi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bizi daha önce bir kez sınadınız. Dünya, ateşle oynamaya ve altyapıya saldırmaya başlayan tarafın siz olduğunu bir kez daha gördü. Bu kez denklem göze göz, dişe diş olmayacak. Bekleyin. ABD bağlantılı ve siyonist rejimle ilişkili sanayi şirketlerinin çalışanları, can güvenliklerinin tehlikeye girmemesi için derhal iş yerlerini terk etsin" ifadelerini kullandı.

"ŞU BİR GERÇEK Kİ, ÇATIŞMALAR SONA ERMEZSE, ÖDENECEK FATURA DA KABARACAKTIR"
Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı.
"Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu.
Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı.
Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti.
Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı.
Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.
İZMİR
Rojin İçin Adalet Komisyonları ve İzmir Kadın Platformu (İKP) Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne dair, “Rojin’in katledilişinin 18’inci ayında eylemdeyiz” şiarıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Alsancak Penguen Kitabevi önünde bir araya gelen kadınlar, Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş ve açıklamada, sık sık “Rojin Kabaiş isyanımızdır”, “Koruma aklama failleri yargıla”, ve “Erkek vuruyor, devlet koruyor” sloganları atıldı. Çok sayıda kadının katıldığı eylemde basın metnini platform adına Hayal Taşdan okudu.
İSTANBUL
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada Rojin Kabaiş'in fotoğrafları ve adalet talebini dile getiren dövizler taşındı. "Jin jiyan azadî” “Rojin'in hesabı sorulacak” ve “Rojin Kabaiş nerede?" sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda kişinin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ve Özgül Saki de katıldı. Basın metnini Komisyon üyesi Şeymanur Çoban okudu.
ANKARA
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, Kızılay'da bulunan Sakarya Caddesi'nde de basın açıklaması düzenledi. Açıklamada Rojin Kabaiş'in fotoğrafları ve adalet talebini dile getiren dövizler taşındı. "Jin jiyan azadî", "Rojin'in hesabı sorulacak", "Koruma aklama yargıla", "Rojin Kabaiş isyanımızdır" sloganları atıldı. Açıklamada basın metnini komisyon üyesi Elçin Kurdoğlu okudu.
ORTAK AÇIKLAMA
Yapılan ortak açıklamada Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün 18 aydır aydınlatılmadığı vurgulanarak, etkin bir soruşturmanın yürütülmediğine işaret ededildi. Açıklamada, "18 aydır kadınların ve Rojin’in ailesinin adalet talebine adeta kulak tıkanıyor. Deliller gizleniyor,süreç uzatılıyor. Rojin’in ailesi sistematik bir biçimde tehdit ediliyor, mücadele eden kadınlar ise dezenformasyon yapmakla suçlanıyor. Biliyoruz ki; Rojin’in bedeninde tespit edilen 2 erkek DNA’sının nerelerde bulunduğu da dahil olmak üzere Rojin Kabaiş dosyasında açığa çıkan her gerçek, dönemin Adalet Bakanı’nın dezenformasyon yapmakla suçladığı kadınların mücadelesiyle açığa çıkmıştır" denildi.
'SÜREÇ BİLİNÇLİ ŞEKİLDE UZATILMAKTADIR'
Dosyanın halen kamuoyuna kapalı olduğu ve kısıtlılık kararlarıyla gerçeklerin saklanmak istendiği belirtilen açıklamada, "Soruşturma ilerletilmemekte ve süreç bilinçli biçimde uzatılmaktadır. Tıpkı bundan 3 ay önce incelenmek üzere İspanya'ya gönderilen fakat hâlâ açılmayan telefon örneğinde gördüğümüz gibi, delillerin toplanması ısrarla geciktirilmektedir. Bir telefonun 3 aydır açılamamasının teknik bir sorun değil, katilleri koruma pratiğinin bir sonucu olduğunu biliyor ve ilan ediyoruz: Siz açmazsanız biz açarız. Dosyadaki ihmaller zinciri, mücadele eden kadınlara ve aileye dönük baskılar elbette tesadüf değildir. 18 aydır süren bu durum, erkek şiddetinin el birliğiyle nasıl aklandığının somut göstergesidir. Failleri aklayan, katilleri koruyan düzenin sonucudur" diye belirtildi.
'BU TOPRAKLARI KADIN MEZARLIĞINA ÇEVİRMEK İSTİYORLAR'
Rojin Kabaiş'in erkek şiddetiyle katledildiği fakat katledilişinin üzerinin "intihar" denilerek örtülmek istendiği vurgulanan açıklamada, Rojin Kabaiş'in "intihar" söylemi ile katledilen ilk kadın olmadığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Kadınlar evlerinde, iş yerlerinde, sokakta katlediliyor. Bu toprakları bir kadın mezarlığına çevirmek istiyorlar. Sırtını cezasızlık politikalarına yaslayan katil erkekler sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmesi için deliller karartılıyor, ‘yüksekten düşme, suda boğulma, kayıp, intihar’ gibi yalanlar peşi sıra diziliyor. Erkek şiddetini tartışırken, bunun tek kaynağının fail erkekler olmadığını biliyoruz. Rojin Kabaiş dosyasında yargının, Adli Tıp Kurumu'nun (ATK), rektörlüğün, devletin, medyanın işbirliği bunu bir kez daha gösteriyor. Şüpheli kadın ölümlerinin sayısının kadın cinayeti verilerini aştığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu coğrafyada kadınlar, tıpkı geçtiğimiz günlerde Kur’an'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından katledilen Fatmanur Çelik'te gördüğümüz gibi, son sözleri 'Ben öldürülürsem intihar diyerek kapatılmasına izin vermeyin' olarak katlediliyor" ifadelerine yer verildi.
TALEPLER
Kadın cinayetleri politik olduğu belirtilen açıklamada, gerçek adaletin kadınların mücadelesi ile sağlanacağı vurgulanarak şu talepler sıralandı:
"* Dosyadaki kısıtlılık kararları derhal kaldırılsın aile ve kamuoyu gerçeğe ulaşabilsin.
* Rojin’in bedeninde bulunan iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğu açıklansın.
* Rojin’in telefonu derhal açılsın.
* Dosyanın 18 aydır ilerletilmemesinden sorumlu olan, delil karartan, süreci uzatan ve failleri koruyan tüm kişi ve kurumlar yargılansın.
* Aileye yönelik tehditler soruşturulsun, sorumlular yargılansın.
* Rojin'in ailesi yalnız bırakılmasın , gereken hukuki ve manevi destek verilsin
* Van Başsavcılığı, TCK 102'ye göre nitelikli cinsel saldırı kapsamında soruşturmayı genişletsin.
* İstanbul ATK ihtisas Kurulu yeni rapor hazırlasın.
* Kadınların yaşam hakkını korumak için devlet görevini yerine getirsin.
* Eksik bırakılan deliller toplanıp şeffaf biçimde açıklansın."
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, borsa alanında yatırım yaptıklarını ve bu kapsamda halka arz edilecek şirketlerin olduğundan bahisle vatandaşlardan para topladıkları, mağdurlara küçük yatırımlara kazanç sağlandığı gösterilerek ödemelerini bir süre yaptıkları, daha sonra yüklü miktarlar talep ederek vatandaşları dolandırdıkları tespit edilen 65 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu kapsamda Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ile birlikte gerçekleştirilen operasyonda, 65 şüpheliden 51’i yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan 51 şüpheliden 28’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 23 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya titizlikle devam edildiği vurgulandı.
Heyet son olarak 16 Şubat’ta İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşmüştü.
Kürt Ulusal Tiyatrosu’nun, yetenekli sanatçılar ve yeni teknikler aracılığıyla bu hedeflere ulaşmayı amaçladığı kaydedilen açıklamada, gerçekçi mesaj, güçlü estetik ve yeniliği bir araya getiren nitelikli bir sanat anlayışının benimseneceği belirtildi. Açıklamanın sonunda, tiyatronun eleştirel düşünceyi teşvik eden, ulusal ve insani bilinci yükselten bir platform olacağı ifade edilerek hem Kürtçe hem de yabancı metinlerin, Kürt toplumunun sorun ve kaygılarına odaklanarak ele alınacağı bildirildi.
Sporun birleştirici gücüne bir kez daha şahit ettiklerini belirten Vali Zorluoğlu, şöyle konuştu:
"Sporun özellikle sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü ve barışı çağrıştırdığını, böyle bir zemin oluşturduğunu hatırlatmakta fayda var. Biliyorsunuz ülkemiz de son dönemlerde Terörsüz Türkiye süreci gibi çok önemli bir politikayı uyguluyor. Bu manada sporun bu büyük projeye de çok ciddi katkı yaptığını ve yapacağını görüyoruz. Diyarbakır'ımızda bu tür şampiyonların sayısını artırarak Türkiye'nin diğer şehirlerinden gelen sporcularımızla gençlerimizi de bir araya getiriyoruz, kaynaştırıyoruz. Allah'ın izniyle sporun birleştirici gücüyle birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı da hep beraber arttırıyoruz"
Türkiye Kick Boks Federasyonu Başkanı Salim Kayıcı ise en büyük şampiyonanın Diyarbakır'da yapıldığını ve sporcular adına çok mutlu olduklarını belirti.
Diyarbakır'da yapılan şampiyona ile başarılı olan sporcuların aynı zamanda Milli Takıma ilk adımı atacaklarına işaret eden Kayıcı, tüm sporculara başarılar diledi.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Cenk Öztekin de şampiyonaya ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Kick Boks Türkiye Şampiyonası ve milli takım seçmeleri 3 Nisan'da sona erecek.
Kaynaklardan biri ayrıca, İran'ın insansız hava aracı (İHA) kapasitesiyle ilgili istihbaratın da benzer olduğunu ve bu unsurların da 3’te 1’inin imha edildiğine ilişkin belli bir kesinlik derecesi bulunduğunu aktardı. Aynı zamanda İran’ın elinde kalan füze ve İHA’ların yakın gelecekte Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanması için gerçekleştirilebilecek muhtemel ABD operasyonları için de tehdit teşkil ettiği kaydedildi.
Kaynakların açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün düzenlenen kabine toplantısında kullandığı "İran’ın fırlatacak çok az roketi kaldı" ifadeleriyle çelişti.
Konuya ilişkin açıklama yapan bir ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi, saldırıların başladığı 28 Şubat’tan bu yana İran’ın füze ve İHA saldırılarının yüzde 90 azaldığını bildirdi. Yetkili, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) saldırılarının, İran’ın füze, İHA ve donanma üretim tesisleri ile tersanelerinin yüzde 66’sına hasar verdiğini ya da imha ettiğini sözlerine ekledi.
Beyaz Saray’dan ise henüz konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı.
TRUMP: FÜZELERİ YÜZDE 99 ORANINDA İMHA ETSEK DAHİ…
ABD Başkanı Donald Trump dün gerçekleştirdiği basın toplantısında İran’ın füze stoklarının tükenme noktasına geldiğini vurgulayarak, "Onları askeri olarak ezip geçtik. Hava kuvvetleri yok, donanmaları yok ve çok az füzeleri kaldı. Çok büyük bölümünü patlattık. Üretmeleri zor. İHA’lar konusunda da aynı şey geçerli. Liderleri yok. Fakat sorun şu; harika bir iş çıkarıp yüzde 99 oranında imha etsek dahi, geriye kalan yüzde 1’lik tehdit kabul edilemez. Çünkü bu, milyar dolarlık bir geminin gövdesine füze atılması demek olabilir. Fakat çok hızlı bir şekilde temizlenecek. Çünkü anlaşma istiyorlar" ifadelerini kullanmıştı.
CENTCOM’dan yapılan son açıklamada ise ABD’nin "Destansı Öfke Operasyonu" kapsamında İran’da 10 binden fazla askeri hedefin vurulduğu ve sürecin öngörülen takvimin önünde ilerlediği belirtilmişti. Açıklamada, İran donanmasına ait en büyük gemilerin yüzde 92’sinin imha edildiğinin altı çizilmiş, ancak İran’ın imha edilen füze ve İHA kapasitesine ilişkin kesin sayılar verilmemişti.
Dünya nüfusunun artmasına rağmen doğum oranının gerilediğine dikkat çeken Bakan Göktaş, "Bugün dünya nüfusu 8 milyarı aşmış durumda. Fakat bu durum, doğurganlık oranlarının gerilediği gerçeğini değiştirmiyor. Aksine toplumların yaş yapısının hızla değiştiğini ve demografik dengenin yeni risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun 2025 Dünya Nüfusunun Durumu Raporu, nüfus meselesinin yaşam şartları, bakım imkanları, çalışma hayatı ve sosyal politikalarla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Aileyi koruyan, güçlendiren ve değişen hayat şartları karşısında destekleyen politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısıyla tüm aile bireylerini destekleyen çalışmaları büyük bir hassasiyetle yürütüyoruz" diye konuştu.
Evlenmek isteyen gençlere sağlanan fon kapsamında desteğin 10 milyar TL'yi aştığına vurgu yapan Göktaş, "Gençlerimizin mutlu ve huzurlu bir yuva kurmaları için evlilik öncesinden başlayarak aile kurma süreçlerini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. Aile ve Gençlik Fonu ile ülkemizin yer altı kaynaklarından doğan imkânları gençlerimizin hizmetine sunuyoruz. Fon'dan genç çiftlere sağladığımız destek 10 milyar lirayı aştı. Bugün itibarıyla 170 bin gencimiz Fon'dan yararlanmaya hak kazanırken, 133 bin gencimizin kredi ödemelerini gerçekleştirdik. Sadece maddi destekle değil, 164 bin gencimize sunduğumuz eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle güçlü ailelerin inşasına da katkı sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
2025 yılında doğum yapan annelere yönelik desteklerin olduğuna dikkat çeken Bakan Göktaş, "2025 Aile Yılı'nda çocuk sahibi olmak isteyen aileler için doğum yardımlarında da büyük bir reform gerçekleştirdik. Bu kapsamda mayıs ayında başlattığımız bu destekle bugüne kadar 923 bin anneye 13,9 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Yaklaşık 549 bin anneye ise düzenli bir şekilde ödemelerimizi sürdürüyoruz. İkinci çocuk sonrası her ay düzenli desteklerimizi ulaştırıyoruz. Çocuklar 5 yaşına gelene kadar da desteklerimizi ulaştırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Panelin sonunda Rize Valisi İhsan Selim Baydaş'ın eşi Zeyneb Baydaş ve Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'in eşi Fatma Metin, Bakan Göktaş'a hediye takdim etti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava saldırıları sürüyor. ABD ve İsrail, Huzistan eyaletindeki Huzistan Çelik Fabrikası ile İsfahan eyaletinde bulunan Mobarakeh Çelik Fabrikası’na hava saldırısı gerçekleştirdi. Mobareke Çelik Fabrikası’na yönelik saldırıda bir elektrik trafo merkezi ile alaşımlı çelik üretim hattının vurulduğu ve fabrikada hasar meydana geldiği ifade edilirken, Huzistan Çelik Fabrikası’nda ise depo hangarlarının hedef alındığı aktarıldı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun tarafından karşılanan heyetle gerçekleştirilen görüşmede, yerel yönetimler ile insan hakları alanında yürütülen çalışmalar değerlendirildi ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.
Bugün yayımlanan resmi bildiride, "düşman unsurlara" yönelik operasyonlarda toplam 103 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
KRİTİK ALTYAPIYA SABOTAJ PLANI
İstihbarat birimi tarafından yapılan açıklamada, tutuklanan şüphelilerin ABD ve İsrail istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu bildirildi.
Yakalananlar arasında, Tahran’ın elektrik şebekesi ve stratejik enerji altyapısına yönelik sabotaj hazırlığı içinde olan 4 kişilik bir hücrenin de bulunduğu kaydedildi.
Ayrıca, "monarşi yanlısı" gruplarla bağlantılı olduğu ifade edilen 4 kişilik bir başka grubun da sokaklarda kaos ve toplumsal huzursuzluk çıkarma girişimi suçlamasıyla derdest edildiği bildirildi.
SİLAHLI SALDIRI GİRİŞİMLERİ VE BİLGİ SIZINTISI
Operasyonun detaylarında, güvenlik güçlerine ait kontrol noktalarına saldırı planlayan 5 silahlı şahsın, istihbarat birimlerinin kurduğu operasyonel tuzağa düşürülerek yakalandığı bilgisi paylaşıldı.
Bildirinin en dikkat çekici kısımlarından biri ise "veri güvenliği" ile ilgili oldu. Tahran yönetimi tarafından "vatan haini" olarak nitelendirilen 90 kişi hakkında, askeri ve hassas bölgelerin konumlarını, adreslerini ve son dönemdeki saldırılara ait görüntüleri yurt dışındaki medya kuruluşlarına servis ettikleri gerekçesiyle yasal işlem başlatıldı.
STARLİNK VE VPN OPERASYONLARI
28 Şubat'ta başlayan askeri hareketliliğin ardından İran genelinde internet erişimine yönelik kısıtlamalar en üst seviyeye çıkarıldı. Halkın internet erişiminin büyük ölçüde kesildiği, sadece kamu kurumları ve Devrim Muhafızları’na yakın medya organlarının ağa erişebildiği belirtiliyor.
Bu dijital sansürü delmeye çalışanlara yönelik de sert tedbirler alındı. Devrim Muhafızları İstihbaratı; uydu üzerinden internet sağlayan 16 Starlink cihazına el konulduğunu, İnternet yasaklarını aşmak için kullanılan "filtre kırıcı" (VPN) ve benzeri araçların satışını yapan 400 kişi hakkında işlem yapıldığını duyurdu.
Hasankeyf'te, 147 tarihi eser görücüye çıktıhttps://t.co/PFjh85EVGo pic.twitter.com/diP6RpEODX
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 26, 2026Bahar geldi, buzlar çözüldü, tekneler suyla buluştuhttps://t.co/4U4t41KKvP pic.twitter.com/6ipzwdkRBg
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 25, 2026‘Medeniyetler şehri’ Diyarbakır ziyaretçilerini ağırlıyorhttps://t.co/2yjhx8imkJ pic.twitter.com/GQYdKD4tIw
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 20, 2026