Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Şahıs, Cami Derneği görevlisi M.E.B'ye fiziki müdahalede bulunmuş, kendisini darbetmiştir. Olay sırasında Yenişehir Müftülüğünde görevli memur İ.A'ya da saldırarak burnunun kırılmasına sebebiyet vermiştir. Olay sonrası yaralanan personel darp raporu alarak saldırgan hakkında şikayette bulunmuştur. Saldırgan şahıs emniyet güçlerimizce bu sabah yakalanarak gözaltına alınmıştır." Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Bakan Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosunun düzenlediği iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Gürlek, mülkün temelinin adalet, adaletin temelinin ise savunma hakkı olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Bu maksatla Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık. Yargı reformu strateji belgesinde savunmanın güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olarak önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununu güncelleyecek avukatların birlik, beraberlik ve belge temin yetkilerini genişletecek, stajyer avukatlara destek verecek düzenlemeler yapacağız. Amacımız avukatların mesleğini güven içinde saygınlıkla ve etkin şekilde icra edebileceği bir ortamı hazırlamaktır. Savunmanın güçlenmesi, yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise adaletin güçlenmesidir" dedi.
Avukatlar yalnızca müvekkillerini temsil etmediğini aynı zamanda hukuk devletinin teminatı olduğunu anlatan Bakan Gürlek, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi uygulamalarda elde edilen başarılarda avukatların rolünün çok büyük olduğunu kaydederek, "Son yıllarda avukatlık mesleğini güçlendirmek için önemli adımlar attık. Hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. Hukuk fakültelerine, kaliteyi arttıracak düzenlemeler yaptık. E-duruşma sistemini hayata geçirerek avukatların yargılamalarda bulundukları yerden katılmasını sağladık. UYAP entegrasyonunu genişlettik. Bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını düşürdük. Mesleğe yeni başlayan avukatlar için baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği imkanı getirdik. Adli yardım gelirlerini arttırdık. Bunlar savunmanın sesine kulak verilerek hayata geçirilmiş düzenlemelerdir" diye konuştu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ile ABD arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde yürütülen dolaylı müzakerelerin sona ermesinin ardından yaptığı açıklamada, "İyi bir ilerleme kaydettik ve ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik. Bazı konularda mutabakata oldukça yaklaştık, bazı konularda ise doğal olarak görüş ayrılıklarımız var" dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ile ABD arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde, Umman arabuluculuğunda yürütülen 3’üncü tur dolaylı müzakerelerin sona ermesinin İran basınına açıklamalarda bulundu. Arakçi, üçüncü turun "en ciddi ve en uzun müzakere turlarından biri" olduğunu belirterek, "Sabah yaklaşık 4 saat süren bir toplantı gerçekleştirdik. Öğleden sonra ise 2 saati aşkın bir oturum yaptık. Görüşmeler dolaylı formatta yürütüldü. Umman Dışişleri Bakanı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi ve bazı bölümlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, taraflar arasındaki mesaj alışverişini sağladı. Özellikle teknik konular bakımından Grossi’nin katkısı faydalı oldu. Al-Busaidi de her zamanki gibi süreci koordine etti" dedi.
"BİR ANLAŞMANIN UNSURLARINA GİRDİK"
Arakçi, "Oldukça yoğun ve uzun saatler süren görüşmelerde iyi bir ilerleme kaydettik ve ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik. Hem nükleer alanda hem de yaptırımlar konusunda görüşmeler yaptık. Bazı konularda mutabakata oldukça yaklaştık, bazı konularda ise doğal olarak görüş ayrılıklarımız var. Ancak geçmişe kıyasla her iki tarafın da müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma konusundaki ciddiyeti daha belirgindi" ifadelerini kullandı.
"TEKNİK EKİPLER VİYANA’DA ÇALIŞMALARA BAŞLAYACAK"
Bir sonraki tur müzakerelere ilişkin bilgi veren Arakçi, "Taraflar olarak, teknik ekiplerin pazartesi gününden itibaren Viyana’da, UAEA bünyesinde teknik çalışmalara başlaması konusunda mutabık kaldık. Ajans uzmanlarının katkısıyla bazı teknik başlıklarda bir çerçeve oluşturmayı hedefliyoruz. Bu çerçevenin daha sonra tarafların siyasi talepleriyle uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca bir sonraki müzakere turunun çok yakında, muhtemelen yaklaşık bir hafta içinde yapılması kararlaştırıldı. Bu süreçte her iki tarafın da hazırlaması gereken bazı belgeler ve başkentlerde yapılacak istişareler bulunuyor. Bu hazırlıkların ardından bir sonraki tur düzenlenecek. Genel olarak bunun en iyi müzakere turlarımızdan biri olduğunu söyleyebilirim. En ciddi ve en uzun turlardan biriydi" şeklinde konuştu.
"YAPTIRIMLAR BAŞLIĞI AYRINTILI ELE ALINACAK"
Arakçi, yaptırımların kaldırılması konusunda İran’ın taleplerini ABD tarafına net şekilde ilettiklerini vurgulayarak, "ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının farklı boyutları ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kapsamındaki konular ele alındı. Bu başlıkları bir sonraki turda daha ayrıntılı şekilde görüşeceğiz. Önümüzdeki hafta teknik uzmanlar düzeyinde toplantılar yapılacak. Bu da tarafların ayrıntılı teknik konulara girme noktasında ne kadar ciddi olduklarını gösteriyor" dedi.
Heyetler, görüşmenin ardından açıklama yapmadan Umman Büyükelçiliği rezidansından ayrıldı.
Cenevre polisi, delegasyonların ayrıldığı sırada rezidansın bulunduğu caddede geniş güvenlik önlemleri alarak bölgeyi trafiğe kapattı.
Taraflar, bu sabah yerel saatle 09.00'da başlayan ve yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından ara vermiş, akşam saatlerinde yeniden bir araya gelmişti.
İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ
İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman'ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı.
ABD'nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat'ta Umman'da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra görüşmeler, 17 Şubat'ta Cenevre'de devam etmişti. Taraflar, görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ve daha sonra Cenevre'de 26 Şubat'ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmıştı.
İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor.
Müzakerelerde zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı, yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu ve yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları ele alınıyor.
Van Valiliğinden yapılan açıklamada, "Meteoroloji Bölge Müdürlüğümüzle yapılan değerlendirmeler neticesinde, Van'da etkisini sürdüren yoğun kar yağışı, buzlanma ve sis nedeniyle 27 Şubat Cuma günü ilimiz geneli resmi/özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında (RAM, Halk Eğitim Merkezleri, Aile Destek Merkezleri ve Rehabilitasyon Merkezleri dahil) eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli, kronik hasta ve hamile personelimiz idari izinli sayılacaktır. 0-6 yaş çocuğu olan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan anneler de idari izinli sayılacaktır" denildi.
Türkgözü Gümrük Kapısı'na ulaşım sağlayan Türkgözü-Posof-Damal kara yolunun bakım evi mevkisinde 7 araç yolda kaldı.
Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye sevk edilen AFAD ekipleri, araçları mahsur kaldıkları yerden kurtarmak için çalışma başlattı.
Kurtarma çalışmalarına Karayolları Genel Müdürlüğü ve BOTAŞ ekipleri de destek verdi.
AĞRI
Ağrı’da da yoğun kar yağışı etkili oluyor.
Kar yağışı, Taşlıçay ile Ağrı kara yolunda ulaşımda aksamalara neden oluyor.
Kazada araçta bulunan 2 kişi yaralandı.
İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Yaralılar Beytüşşebap Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
Yeşilyurt ilçesi Yakınca Mahallesi'nde bulunan Güner Sitesi A1 Blok'un, 6 Şubat 2023'te meydana gelen ikinci depremde yıkılması sonucu 8 kişi hayatını kaybetmişti. Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Kasım 2025 tarihli kararında müteahhitler Mehmet Emin G. ve Erdal E. ile inşaat mühendisi Halil İbrahim Ş.'nin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutuklanmalarına hükmetmişti. Sanıklardan Yıldırım D., Yakınca eski belediye başkanları Veysel K. ve Fahri Ö. ile Yakınca Belediyesi teknik personeli İsa G. ise 8 yıl 10 ay hapis cezası almıştı.
Dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi, kooperatif yöneticilerinin sorumluluğu, binadaki ek kat ve imza çelişkileri, belediye başkanlarının görev kusuru iddiaları, teknik personelin yeterliliği ile ceza artırım oranlarına ilişkin eksik inceleme yapıldığına kanaat getirerek, yerel mahkemenin kararını bozdu. Dosya, eksikliklerin giderilmesi için yeniden Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İstinaf mahkemesi, sağlık durumu ve tutukluluk süresini dikkate alarak inşaat mühendisi Halil İbrahim Ş.'nin tahliyesine ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi. Müteahhitler hakkındaki tutukluluk halinin ise devamına hükmedildi.
Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Nedim Serhat Alataş, deprem dosyasında ilk istinaf kararının çıktığını belirterek, kararda önemli ayrıntıların yer aldığını ifade etti.
AFAD Maraş'ın Elbistan ilçesinde 4,7 deprem meydana geldiğini duyurdu. Deprem yerin 7 kilometre derinliğinde kaydedildi.
Pakistan’ın Belucistan eyaletinde yer alan Chaman kentinde bir evde tüp patladı. Polis, patlama sırasında evde çok sayıda kişinin bulunduğunu aktararak, evin çatısının ve duvarlarının çöktüğünü ifade etti. Enkaz altında kalanlar olduğunu belirten polis, olay yerien çok sayıda arama-kurtarma ekibi sevk edildiğini aktardı. Polis, patlamada aralarında çocuklarında bulunduğu en az 7 kişi hayatını kaybettiğini, 25 kişinin de yaralandığını açıkladı.
Hastane yetkilileri, yaralıların birçoğunun durumunun kritik olduğu ifade ederek, patlamada ölen ve yaralanan çocukların yaşlarının 5 ila 12 arasında değiştiğini söyledi.
Öte yandan geçtiğimiz hafta Karaçi kentinde tüp patlaması sonucu bir binada kısmi çökme yaşanmış ve aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu en az 16 kişi hayatını kaybetmişti.
TFF 2. Lig Beyaz Grup’un 28. Haftası’nda Şanlıurfaspor’u konuk edecek olan Elazığspor’da yönetim kurulu kararıyla kale arkası tribün biletleri 17 yaş altı öğrencilere ücretsiz yapıldı. Elazığspor Kulübü’nden yapılan açıklamada; "Haydi gençler, yeriniz hazır. Güney Kale Arkası (Sürsürü Kale Arkası) Tribünü, 17 yaş ve altındaki öğrenciler için ücretsizdir. Öğrenciler, öğrenci kimlik kartlarını stadyum girişindeki görevlilere göstererek davetiyelerini ücretsiz alıp maça giriş yapabileceklerdir" denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Leyla Güven’i ziyaret etti. Pervin Buldan, ziyareti sonrası sanal medya hesabından Leyla Güven’in fotoğrafıyla berabere şu mesajı paylaştı: “Sincan Cezaevi’nde sevgili Leyla Güven’i ziyaret ettim. Herkese kucak dolusu selam ve sevgilerini iletti.”
Türk, “düşmanla bağlantılı” olduğu iddia edilen kişilere yönelik yargısız infazlarda artış yaşandığını ifade ederek çatışmanın giderek daha vahim bir boyut kazandığını vurguladı. 2025 yılında, kayıp ve kimliği belirsiz cenazeler hariç, “önceki yıla kıyasla sivil ölümlerinin sayısının iki buçuk katından fazla arttığını” belirten Türk, paramiliterler, ordu ve onların “yabancı destekçileri”nin sorumluluğuna işaret etti.
SOYKIRIM
Geçtiğimiz günlerde BM Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK), Darfur’daki El-Faşir kentini 18 aylık kuşatmanın ardından ele geçirirken “soykırım kampanyası” yürüttüğünü bildirmişti. BM ise bölgede insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına varan eylemler işlendiğini belirtiyor.
Yetkililer, benzer vahşetin komşu Kordofan bölgesine yayılmasından endişe duyuyor. Türk, Ocak ayından bu yana Kordofan’da tarafların düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırılarında en az 600 kişinin öldüğünü ya da yaralandığını, saldırıların insani yardım konvoylarını da hedef aldığını söyledi.
ÜÇ YILDA ON BİNLERCE ÖLÜ
Yaklaşık üç yıldır Sudan ordusu ile HDK arasında süren çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 13 milyon kişi yerinden edilirken, bunların 4 milyonu ülke dışına sığındı. Ülkenin birçok bölgesinde kıtlık baş gösterirken, on milyonlarca kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu bildiriliyor.
BM, çatışmaların sona erdirilmesi ve sivillerin korunması için acil adım çağrısını yineledi.
“AĞIR YARALAMA” DEĞERLENDİRMESİ VE TAHRİK İNDİRİMİ TARTIŞMASI
Kordu, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı fezlekenin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini, ancak dosyanın “ağır yaralama” kapsamında ele alındığını belirtti. Fezlekede ayrıca katillerin eylemlerinin, “maktulün ilk haksız fiilinin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlendiği” yönünde bir değerlendirme bulunduğunu ifade eden Kordu, bu yaklaşımın olası bir tahrik indirimi tartışmasını gündeme getirdiğine dikkat çekti.
KAMERA KAYITLARI VE DELİL GÜVENLİĞİ
Soru önergesinde, olayın gerçekleştiği bölgedeki en net kamera görüntülerinin şüpheli ailesi tarafından elde edildiği, bazı kayıtların silinmiş olabileceğine dair iddiaların ciddi olduğunu belirten Kordu, delillerin korunmasının ceza muhakemesinin temel ilkesi olduğunu vurguladı. Ayrıca müşteki avukatlarının, görüntülerin tamamına ulaşamadıklarını beyan ettiği aktarıldı.
Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin HTS kayıtlarının incelenmesi ve şüphelilerle olası iletişim bağının araştırılması talebinin reddedildiğine dikkat çeken Kordu, Hakan Tosun’un kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine 27 saat boyunca haber verilmediği iddialarının da kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.
Kordu’nun Bakan Gürlek’e Yönelttiği Sorular:
Hakan Tosun’un ölümüyle ilgili soruşturmada eylemin “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuki gerekçesi nedir? Olası kastla öldürme veya kasten öldürme suç tipleri yönünden değerlendirme yapılmış mıdır?
Fezlekede yer aldığı belirtilen “haksız fiilin doğurduğu öfke” değerlendirmesi hangi somut delillere dayandırılmıştır?
Olay anına ilişkin kamera görüntülerinin bir kısmının silindiği iddiası araştırılmış mıdır? Görüntülerin tamamına savcılık makamınca el konulmuş mudur?
Şüpheli yakınlarının kamera kayıtlarına eriştiği iddiası doğru mudur? Delil güvenliği açısından bu konuda herhangi bir soruşturma yürütülmekte midir?
Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin şüphelilerle öncesinde görüşme yapıp yapmadıklarının anlaşılması için HTS kayıtlarının incelenmesi talebi neden reddedilmiştir? Şüpheliler ile kamu görevlileri arasında herhangi bir iletişim bağı araştırılmış mıdır?
Maktulün kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine geç haber verildiği iddiaları hakkında idari veya adli inceleme başlatılmış mıdır?
Müşteki avukatlarının soruşturma aşamasında sunduğu taleplerden kaç tanesi kabul edilmiş, kaç tanesi hangi gerekçeyle reddedilmiştir?
Soruşturmanın tarafsız, bağımsız ve etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığınızca herhangi bir denetim veya teftiş mekanizması işletilmiş midir?
Ayten Kordu, önergesinde, “Basın ve ifade özgürlüğü kapsamında faaliyet yürüten bir gazetecinin yaşamını yitirdiği bu olayda, soruşturmanın şeffaf, tarafsız ve etkin biçimde yürütülmesi, hem adil yargılanma hakkının hem de yaşam hakkının korunması bakımından zorunludur” ifadelerini kullandı.

‘KAYYIM UTANCINA SON VERİLMESİ GEREKİYOR’
Açıklamada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DBB ev sahipliğinde bir araya geldiklerini ve çok verimli bir tartışma gerçekleştirdiklerini kaydetti. Bu önemli süreçlerde yerel yönetimlerde seçilmişlerle bir araya gelmenin kendilerine güç verdiğini söyleyen Bakırhan, Kürt siyasi hareketinin 1999 yılından beri dönem dönem sekteye uğrasa da yerel yönetim deneyimi olduğunu anımsattı. Bakırhan, "Sadece Türkiye'de değil, dünyada da demokratik, şeffaf, kadın özgürlükçü, çocukların ve dezavantajlı grupların hizmeti için çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bugün de yapabildiklerimizi ve yapamadıklarımızı konuştuk; daha güçlü bir şekilde sahada olmak için yapılması gerekenleri tartıştık. Kayyım atamalarının yıl dönümüne gireceğiz, kayyımı da konuştuk. Üç dönemdir halkın iradesi gasp ediliyor. Kayyımların yönettiği belediyelerin tablosunu anlatmayacağım ama artık kayyımlar bu ülkenin utancı haline geldi. Bu utancın ortadan kaldırılması, halkın iradesinin gaspının son bulması gerekiyor" dedi.

‘HALK KAYYIMLARA KARŞI TUTUMUNU ORTAYA KOYDU’
Halkın kayyımlara karşı tutumunu ortaya koyduğunu söyleyen Bakırhan, Barış ve Demokratik Toplum süreci konuşulurken kayyımda ısrar etmenin doğru olmadığını vurguladı. Yönetenlerin bu ısrardan vazgeçmesi gerektiğine dikkat çeken Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ahmetler makama yetmez; Gülistanlar, Neslihanlar, Abdullahlar, Mehmetler, Devrimler, Sofyalar, Resul Emrah Şahanlar; gasp edilen 13 belediyenin eşbaşkanlarının göreve dönmesi gerekiyor. Bu konuda yasal bir düzenlemeye de gerek yok. 4 Mart’ta geçici görevlendirme ile görevlendirilen kayyımlar yeniden görevlendirilmeyip eşbaşkanlar görevlerine dönmelidir. Yeni İçişleri Bakanı geldi; bu durum bakan için de bir test olabilir, bu sürece bir katkı sunabilir. Bunun ilk adım olmasını temenni ediyoruz."
Belediyelerin hizmetlerine devam ettiğini ve tüm olanaksızlıklara rağmen projeleri sürdürdüğünü dile getiren Bakırhan, "Madem artık dönem demokratik siyaset dönemi ise belediyelerimizin halkın yaşamını kolaylaştıracak projeleri gerçekleştirmesi için iktidar ayrımcı tutumdan vazgeçerek katkı sunmalıdır. Arkadaşlarımız yedi yirmi dört saat yurttaşların rahat yaşaması için elinden geleni ortaya koyuyor. Varsa eksikleri, bu konuda özeleştiri veririz; eksiklikler varsa onları birlikte giderir, daha pozitif adımlarla tamamlarız. Aynı zamanda yerel yönetimlerde soruşturmaların ve tutuklamaların olmadığı bir süreçte halkımıza daha iyi hizmet üretmeye devam edeceğiz. Ramazan’ın iyi şeylere vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

Rudaw’ın haberine göre, Üniversite arazisinden geçtiği gerekçesiyle kapatılan yolun binlerce köylü tarafından kullanıldığı belirtiliyor.
Yolun kapatılmasıyla köylülerin ulaşım mesafesi en az 10 kilometre uzarken, vatandaşlar özellikle acil hastaların hastaneye ulaştırılmasında büyük zorluk yaşanacağını vurguluyor. Söz konusu yolun herhangi bir doğal afet nedeniyle değil, üniversite yönetiminin kararıyla kapatıldığı ve iş makineleriyle kullanılamaz hale getirildiği bildirildi. Karara tepki gösteren 32 köyün muhtarı, mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
Muhtarlar adına konuşan Aydın Alakuş, 1974 yılında üniversite için araziler kamulaştırıldığında 3-4 köyün arazisinin birleştirildiğini belirterek şunları söyledi:
"Toplamda 17 bin 500 dönümlük bir arazi söz konusu. Bu arazinin içinde halkın birçok yolu ve evi bulunuyordu. Hepsini kapatıp kendi adına tescil ettiler ve bu yolu geçici olarak açık bıraktılar. İtiraz süresi dolduktan sonra ise yolu bir anda köylülerin yüzüne kapattılar."
"YÜZYILLARDIR KERVAN YOLUYDU"
Köylüler, söz konusu güzergahın yüzyıllardır kervan yolu olarak kullanıldığını ve atalarından beri bu yolu kullandıklarını ifade ederek, yolun bir anda kapatılmasının kabul edilemez olduğunu dile getiriyor.
Arzuoğlu Köyü Muhtarı Tajdin Çiçek, siyasetçilere sitem ederek, "Sitemimiz siyasetçilere ve milletvekillerimizedir. Gerek DEM Parti, gerek AK Parti, gerekse CHP milletvekilleri halkın temsilcileridir. Bizim şu an verdiğimiz bu mücadeleyi aslında o milletvekillerinin vermesi gerekiyordu" dedi.
Aslanoğlu Köyü Muhtarı Mehmet Candan ise durumu zulüm olarak nitelendirerek şöyle konuştu: "Bu bir haksızlıktır, zulümdür, hakarettir ve büyük bir mağduriyettir. Bu köylerin toplam nüfusu en az 20 bindir. Tam 32 köyden bahsediyoruz. Sadece benim köyüm 150 hane; 300 haneli, 200 haneli köyler var."
Bahçecik Muhtarı Mehmet Lala da, "Bu yol ata yadigarıdır. Yolu bozup ulaşımımızı kestiler. Allah’a havale ediyoruz" ifadelerini kullandı.
AK Parti listesinden Sur Belediye Meclis Üyesi olan Hacı Ergün Bayram, belediye, Karayolları ve üniversite yönetiminin bir araya gelerek köylüler için yeni bir yol açmasını talep etti.
Bayram, sorunun çözülmemesi durumunda görevinden istifa edeceğini belirterek şunları söyledi:
"Bu yolun derhal açılmasını istiyorum. Kabul edilemez bir hakaret yapılmıştır. Eğer yol açılmazsa istifa ediyorum, bunu herkes böyle bilsin."
Köylüler, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için yetkililerden acil çözüm bekliyor.
Iğdır’da Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi öncülüğünde kent merkezinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılmak istenilen yürüyüş engellendi. Valiliğin “izin” verdiği yürüyüş, polis tarafından pankart ve dövizler gerekçe gösterilerek engellendi. Bunun üzerine kadınlar, DEM Parti Iğdır İl Örgütü önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklama öncesinde kadınlar atıkları zılgıtlarla söz konusu engellemeyi protesto etti.
Burada konuşan DBP Kadın Meclisi Sözcüsü Berivan Bahçeci, günlerdir 8 Mart yürüyüşü için köy köy, mahalle mahalle dolaşarak kadınları alanlara davet ettiklerini belirterek, "Bunu kadınların bir araya gelmesi, seslerini sokaklarda ve meydanlarda duyurabilmesi için yaptık. Kadınların haklarını savunması ve birlikte güçlenmesi için yaptık. Polis yürüyüşümüze izin vermedi. Gerekçe olarak pankart ve dövizlerimizi indirmemizi istediler. ‘Jin, jiyan, azadî’ diyeceğimiz için saatlerdir etrafımız sarıldı. Kadınların alana gelmesine ve sesini yükseltmesine engel olunuyor. Ancak biz hiçbir zaman kadının sesinin kısılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.
'SESİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEĞİZ'
Kadına yönelik şiddete dikkat çeken Berivan Bahçeci, “Gücümüzü Rojava devriminin gücünden alıyoruz. Gücümüzü ve sesimizi daha da yükselteceğiz. Abdullah Öcalan, ‘kadın toplum içinde özgür olmadan toplum özgür olamaz’ diyor. Kadının önünün kesilmesi toplumun önünün kesilmesi demektir. Bütün Kürt ve Kürdistan kadınlarına ve özelde Iğdır kadınlarına sesleniyoruz; Kadının sesini kısmaya çalışan sistemi kabul etmeyin baş eğmeyin” dedi.
Açıklama çekilen halay ve atılan sloganlarla son buldu.
Kentte etkisini sürdüren sağanak yağış, gün boyu devam etti. Aniden bastıran sağanak yağış yerini yer yer güneşli havaya bırakırken, yağışların akşam saatlerinde de sürmesi bekleniyor.
Açıklamada, "İl Jandarma Komutanlığı, aranan şahısları yakalamaya yönelik faaliyetlerine artan kararlılıkla devam edecektir." ifadesine yer verildi
Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bugün Cenevre’de verimli ve olumlu fikir alışverişinde bulunduk. ABD ve İranlı müzakereciler şu anda görüşmelere ara verdi. Görüşmelere bugün ilerleyen saatlerde yeniden başlayacağız. Daha fazla ilerleme kaydetmeyi umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Ulu Cami’de, Ramazan Ayının ilk hutbesihttps://t.co/u4jYyBlTOn pic.twitter.com/Anq0FqFo9A
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 20, 2026
Diyarbakır’da tarihi mekanlar siluetlere dönüştühttps://t.co/Wt50OxiQxr pic.twitter.com/beNwaOOFxT
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) January 26, 2026