Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Trump, Noem’in bundan sonra The Shield of the Americas (Amerika Kalkanı) adlı Batı Yarımküre güvenlik girişiminde özel temsilci olarak görev alacağını ifade etti.
Noem’in yönetimi, Minnesota’da göçmenlik karşıtı operasyonlar sırasında iki ABD vatandaşının federal göçmenlik ajanları tarafından öldürülmesi ve bu kişi için “yerel terörist” ifadesini kullanması gibi uygulamalar nedeniyle hem Kongre’de hem kamuoyunda yoğun tepki çekmişti.
Mullin’in Senato tarafından onaylanmasının ardından yeni İç Güvenlik Bakanı olarak görevine başlaması bekleniyor.
Zamir, askeri faaliyetin başlamasından bu tarafa düzenlenen saldırılar ve kullanılan mühimmata ilişkin, "İsrail Hava Kuvvetleri pilotları 2 bin 500 saldırı gerçekleştirdi ve 6 binden fazla mühimmat kullandı" açıklamasını yaptı.
İsrail Genelkurmay Başkanı, "Bu sayede ve yüksek kaliteli istihbaratın desteğiyle, İsrail için doğrudan tehdit oluşturan balistik füzeleri hedef alıyoruz. Balistik füze rampalarının yüzde 60’tan fazlasını etkisiz hale getirdik ve imha ettik. Her füze ölümcüldür ve tehdidin henüz ortadan kaldırılmadığını vurgulamak istiyorum" dedi.
"REJİMİN TEMELLERİNE VE ASKERİ KABİLİYETLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI YOĞUNLAŞTIRACAĞIZ"
Zamir ayrıca İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında bir sonraki aşamaya geçtiğini söyledi. Genelkurmay Başkanı, "Hava üstünlüğü sağladığımız ve balistik füze sistemlerini bastırdığımız sürpriz ilk darbe aşamasını tamamladıktan sonra, şimdi bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Bu aşamada rejimin temellerine ve askeri kabiliyetlerine yönelik saldırıları yoğunlaştıracağız. Elimizde henüz açıklamayı düşünmediğim bazı sürpriz hamleler var" dedi.
"ABD’Lİ MUHATAPLARLA SÜREKLİ TEMAS HALİNDEYİZ"
Zamir, aralarında ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ın da bulunduğu ABD’li muhataplarıyla sürekli temas halinde olduğunu belirterek, "Ortak çıkarlar ve değerler doğrultusunda mücadele ediyoruz. Eş zamanlı hareket ederek rejimi askeri kabiliyetlerinden mahrum bırakıyor, onu stratejik bir izolasyona ve daha önce hiç yaşamadığı bir zayıflık noktasına sürüklüyoruz. Bu tarihi bir iş birliği" ifadelerini kullandı.
ABD’nin savaş sonrasında İran’ın siyasi düzeninin şekillenmesinde önemli rol oynamayı planladığını ifade eden Trump, "Bu hususta büyük bir etkimiz olacak. Aksi takdirde hiçbir anlaşma yapılmayacak. Çünkü tüm bunları tekrar yapmak zorunda kalmak istemiyoruz. Halkla ve rejimle birlikte çalışacak İran’ı iyi bir şekilde inşa edebilecek, ancak nükleer silahları olmayan birinin oraya gelmesini sağlayacağız" dedi.
Trump, "İran’da on yıl sonra yeniden aynı şeyleri yapmak zorunda kalmamıza yol açacak bir liderin ortaya çıkmasını istemiyorum" ifadelerini kullanarak, İran tarafının doğru seçimi yapmalarına yardımcı olmak için onlarla çalışacağını söyledi. Trump, saldırılarda hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in pek muhtemel bir seçenek olmadığını söyledi.
"ORDULARI DARMADAĞIN EDİLDİ"
İran’a yönelik saldırılara da değinen Trump, "ABD’ye yönelik büyük bir tehdidi ortadan kaldırıyoruz. Üstelik bunu, daha önce kimsenin görmediği bir şekilde yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
İran’a yönelik askeri harekatın son derece kontrollü yürütüldüğünü savunan Trump, "Cerrahi şekilde hareket ediyoruz" dedi.
İran’ın askeri kapasitesinin fiilen imha edildiğini vurgulayan Trump, "Donanmaları yok. Hava kuvvetleri yok. Hava tespit sistemleri yok. Hepsi yok edildi. Radarlarının hepsi yok edildi. Orduları darmadağın edildi" ifadelerini kullandı.
İRANLI KÜRT GRUPLARI SALDIRIYA GEÇMEYE DAVET ETTİ
İran'daki Kürt gruplarını da saldırıya geçmeye teşvik eden Trump, Kürtlerin İran'a saldırı başlatmasını desteklediğini belirterek, "Bunu yapmak istiyorlarsa bence harika. Bunu tamamen desteklerim" dedi.
Muhalif Kürt güçlere hava desteği sağlanmasına ilişkin sorulara cevap vermeyi reddeden Trump, "Eğer bunu yapacaklarsa, bu iyi" diye ekledi.
"HÜRMÜZ’Ü YAKINDAN İZLİYORUM"
Trump, ayrıca dünya ham petrolü ve sıvılaştırılmış doğalgazının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını söyledi. İran ve Umman arasındaki dar deniz geçidine ilişkin açıklamasında Trump, "Artık donanmaları yok, bildiğiniz gibi denizin dibinde. Hürmüz’ü yakından izliyorum" dedi.
"KÜBA DA DÜŞECEK"
İran’daki hükümetin ABD’nin etkisiyle düşecek son hükümet olmayacağını da savunan Trump, "Küba da düşecek" dedi.
ABD’nin ciddi bir ekonomik baskı uyguladığı Küba’ya ilişkin açıklamalarında Trump, "Venezuela’dan gelen bütün petrolü, bütün parayı kestik. Tek kaynakları oydu ve her şeyi kestik. Şimdi anlaşma yapmak istiyorlar" dedi.
Venezuela’dan gelen petrol akışının kesilmesinin ardından ağır bir enerji krizi ve ekonomik kriz ile karşı karşıya gelen ülkeye ilişkin olarak Trump, "Yardıma ihtiyaçları var. Küba ile temas halindeyiz" ifadelerini kullandı.
Küba’da yaşananların Venezuela’ya müdahale sayesinde mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Trump, "Küba, Küba diye 50 yıldır konuşup duruyorlardı. Bu benim için küçük bir mesele" şeklinde konuştu.
"ZELENSKİY ARTIK BİR ANLAŞMA YAPMALI"
Ukrayna’daki savaşa da değinen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi. Trump, "Zelenskiy artık harekete geçmeli ve bir anlaşma yapmalı" dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sona erdirecek bir anlaşmayı görüşmeye hazır olduğuna inandığını söyleyen Trump, Ukrayna liderinin müzakere konusunda yeterli isteklilik göstermediğini savundu. Trump, "Zelenskiy’in engel olması akıl alır gibi değil. Elinde koz yok" ifadelerini kullandı.
Ukrayna’dan İran dronlarına karşı savunma konusunda yardım teklifiyle ilgili soruya Trump, "Herhangi bir ülkeden gelecek her türlü yardımı kabul ederim" dedi.
"ABD uluslararası teamül kurallarını, insancıl hukuk ilkelerini ve uluslararası denizcilik düzenlemelerini ihlal etmiştir"
Açıklamada, "ABD Deniz Kuvvetleri, savaş bölgesinden yüzlerce mil uzakta gerçekleştirdiği bu vahşi ve insanlık dışı saldırıda herhangi bir uyarıda bulunmadan uluslararası teamül kurallarını, insancıl hukuk ilkelerini ve uluslararası denizcilik düzenlemelerini ihlal etmiştir. Dena fırkateynine ateş açılması sonucu barış tatbikatına katılan öğrencilerden, öğretim görevlilerinden, komutanlardan ve mürettebattan bazıları hayatını kaybetmiştir" denildi.
"Uluslararası kuruluşların sessizlikleriyle bu eylemlere meşruiyet kazandırdığı açıktır"
Uluslararası kuruluşların tutumunun eleştirildiği açıklamada, "Uluslararası kuruluşların dünyanın farklı bölgelerinde ABD ve İsrail’in işlediği suçları kınama görevlerini yerine getirmediği ve sessizlikleriyle bu eylemlere meşruiyet kazandırdığı açıktır. Ancak bu gençlerin ölümü, insanlığın vicdanını etkileyecek ve İran halkı ile silahlı kuvvetlerinin hayatını kaybedenlerin kanının karşılığını alma konusundaki kararlılığını daha da güçlendirecektir. İran ordusu, bu vahşi eylemi kınamaktadır ve ABD-Siyonist düşmanları yaptıklarına pişman edecektir" ifadeleri kullanıldı.
Saldırıda en az 80 kişi hayatını kaybetmişti
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kapsamında dün Hint Okyanusu’nda İran donanmasına ait IRIS Dena fırkateyni hedef alınmıştı. Gemide yaklaşık 180 kişi bulunurken, saldırı sonucu en az 80 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti. Sri Lanka Donanması tarafından yapılan açıklamada, saldırının denizaltıdan gerçekleştirildiği belirtilirken, olayda 32 denizcinin yaralı olarak kurtarıldığı, çok sayıda personelden ise haber alınamadığı ifade edilmişti.
Hatay'ın Dörtyol ilçesi civarına düşen füzeye ilişkin konuşan Çandar, "İran, bugün ısrarla yaptığı açıklamada Türkiye’ye o füzenin fırlatılmadığını söyledi, buna inanmamız için yeterince sebep var. Çünkü Trump-Netanyahu ikilisinin başlattığı saldırıda; İran’ın, Türkiye’yi hasım olarak karşısına alması için hiçbir gerekçe, hiçbir neden yok, bundan hiçbir çıkarı yok. Buradan yola çıkarak, daha büyük bölge fotoğrafını görmemizde yarar var. Bakın soykırım suçlusu, savaş suçlusu İsrail Başbakanı Netanyahu, 22 Şubat’ta ne dedi (ki birkaç gün sonra savaşı başlattı) 'İsrail’in amacı, radikal eksenlere karşı ülkeler eksenini oluşturmaktır. Hem radikal Şii eksenine hem de yükselen radikal Sünni eksenine karşı' dedi. Radikal Şii ekseninin merkezinde İran var, biliyoruz. Peki Netanyahu’nun kastettiği radikal Sünni ekseni nedir? Cevabı geliyor: Türkiye, Katar, Pakistan ve hatta Suudi Arabistan. Ortadoğu'nun yeni bölgesel, askerî hegemonu Netanyahu kendisine rakip istemiyor. Buna karşı bir ittifaklar siyaseti öngörüyor ve bu ittifaka Hindistan, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ı almayı öngörüyor, bunu tasarlıyor" diye konuştu.
'TRUMP'I NETANYAHU'NUN SAVAŞA SÜRÜKLEDİĞİNİ DÜNYA ALEM BİLİYOR'
Önceki dönem İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in bir gazeteye verdiği demece atıfta bulunan Çandar devamla şunları söyledi: "Bennett, 'Türkiye yeni İran'dır ve Erdoğan çok tehlikelidir. Türkiye İsrail'i kuşatmaya çalışmaktadır, buna göz yumamayız' diyor. İki gün önce Amerikan Dışişleri Bakanı Marco Rubio diyor ki: 'İran'a karşı savaşa girmemizin sebebi; İsrail, İran'a karşı savaşa girdiği içindir, savaş istediği içindir.' Şimdi, bu savaşa Trump'ı Netanyahu'nun sürüklediğini dünya âlem biliyor. Peki, İsrail yarın Türkiye'ye saldırmak isterse Amerika ne yapacak? Gelin, burada bunları konuşalım arkadaşlar.
YENİ ORTADOĞU'DA TÜRKİYE'NİN KONUMU
İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatıyor. Peki, İsrail petrolünün yüzde 30'u Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'ndan geçiyor. Azerbaycan petrolü taşınıyor, İsrail'in savaş mekanizmasını besleyen petrolün yüzde 30'u; Türkiye, onun aracılığını yapıyor. Eğer, İran bu boru hattına yarın bir drone saldırısında bulunsa ne diyeceğiz? İşte, Nahçıvan'a düştü bugün. Gelin, burada bunları konuşalım arkadaşlar; yani gelin, yeni Orta Doğu'da Türkiye'nin konumunu, yerini, izlemesi gereken politikayı konuşalım. Bu arada, unutmayalım ki 9 Şubat günü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, televizyon ekranında Amerika ve İran’ı kast ederek 'Ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor' dedi. Ne öngörü ama! Şimdi, gelecek, salı günü burada konuşacak. Gelin, bunları konuşalım arkadaşlar; bunlara ihtiyaç var."
Önergede, kadınların işgücü piyasasından yapısal dışlanması, ücretli istihdama katıldıklarında düşük ücret, kayıt dışılık ve güvencesizlikle karşılaşması, kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle ev içi ücretsiz emek yükünün büyük bölümünün kadınların omuzlarında olması vurgulandı. Bu durumun kadınların istihdam katılımını sınırladığı, ekonomik bağımsızlıklarını zayıflattığı ve kadın yoksulluğunu derinleştirdiği ifade edildi.
İŞGÜCÜNE KATILIM KADINLARDA YÜZDE 35
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine atıfla erkeklerde işgücüne katılım oranının yaklaşık yüzde 71 olduğu, kadınlarda ise yüzde 35 civarında kaldığı, yani her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda yer aldığı belirtildi. Aralık 2025 TÜİK verilerine göre dar tanımlı işsizlik erkeklerde yüzde 6,3 iken kadınlarda yüzde 10,5; geniş tanımlı işsizlik ise erkeklerde yüzde 22,8, kadınlarda yüzde 38,3 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki 27 puanı aşan farkın, kadınların önemli bir bölümünün iş aramaktan vazgeçtiğini ve gerçek işsizliğin istatistiksel olarak görünmez kılındığını gösterdiği kaydedildi. DİSK-AR verilerine göre 2026 başı itibarıyla geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 37’nin üzerinde olduğu, genç kadın işsizliğinin de yüksek seyrettiği vurgulandı.
'KAYIT DIŞI KADIN İSTİHDAMI YÜZDE 30'
Kadınlarda kayıt dışı istihdam oranının yüzde 30’un üzerinde olduğu, ev temelli çalışanların yaklaşık yüzde 89’unun kadınlardan oluştuğu, tarım, hizmet ve bakım sektörlerinde yoğunlaşan kadın emeğinin sosyal güvence ve sendikal haklardan yoksun bırakıldığı ifade edildi. Kamuda kadın istihdam oranının yüzde 34 düzeyinde kaldığı, Türkiye’nin birçok Avrupa Birliği (AB) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkeye kıyasla olumsuz bir tablo sergilediği belirtildi. Aynı işi yapan kadınların erkeklerden daha düşük ücret aldığının altı çizilerek, eşit değerde işe eşit ücret ilkesinin yasal güvence altına alınması ve etkin uygulanmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini durdurmanın temel adımlarından biri olduğu kaydedildi.
'BAKIM HİZMETLERİ KADINLARI İŞGÜCÜNDEN GERİ ÇEKİYOR'
Ekonomik krizin kadın emeği üzerindeki baskıyı artırdığı, hane gelirlerindeki düşüşle bakım ve yeniden üretim faaliyetlerinin ev içine çekildiği, kadınların toplam iş yükündeki artış oranının erkeklere kıyasla beş kat daha yüksek olduğu vurgulandı. Kamusal kreş, yaşlı bakım merkezi ve bakım hizmetlerinin yetersizliğinin kadınları işgücünden çekilmeye ya da yarı zamanlı, güvencesiz çalışmaya zorladığı, “iş-aile uyumu” adı altında yaygınlaştırılan esnek modellerin kadınlar için çoğu zaman zorunluluk haline geldiği belirtildi.
ŞİDDET, TEHDİT, MOBBİNG VE GÜVENSİZLİK
Çalışma yaşamındaki güvencesizliğin fiziksel ve psikolojik boyutuna da dikkat çekildi. 2 Mart’ta İstanbul’da Fatma Nur Çelik adlı kadın öğretmenin görev yaptığı okulda öğrencisi tarafından katledildiği hatırlatılarak, daha önce can güvenliği konusunda yetkililere uyarıda bulunmasına rağmen yaşanan bu trajedinin, kadınların istihdam alanlarında güvenli olmadığının somut göstergesi olduğu ifade edildi. Eğitim başta olmak üzere pek çok çalışma alanında kadınların şiddet, tehdit, mobbing ve güvensizlikle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
'TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ YENİDEN ÜRETİLİYOR'
Kadın yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği değil, ekonomik bağımlılık, sosyal güvencesizlik ve şiddete karşı kırılganlık anlamına geldiği; istihdamdan dışlanan ya da güvencesiz işlere itilen kadınların erkek şiddeti karşısında daha savunmasız hale geldiği vurgulandı. Kadınların ekonomik bağımsızlığının güçlendirilmemesinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden ürettiği belirtildi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri, önergede Anayasa’nın 98. maddesi ile TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Kadın istihdamının önündeki yapısal engellerin, kadın yoksulluğunun neden ve sonuçlarının, çalışma yaşamındaki güvensizlik koşullarının tüm boyutlarıyla araştırılmasını; bakım hizmetlerinin kamusal hak olarak yeniden örgütlenmesi, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın önlenmesi, kadın işsizliğinin gerçek boyutunun ortaya konulması ve çalışma alanlarında etkin güvenlik politikalarının geliştirilmesini istedi.
Kadınların eşit, güvenceli ve güvenli çalışma koşullarına erişiminin sosyal hukuk devletinin temel sorumluluğu olduğu vurgulanarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyüten mevcut ekonomik ve sosyal politikaların sonuçlarının da ortaya konulması talep edildi.
Diyarbakır’da bir otelde gerçekleştirilen programın onur konuğu, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkan Adayı Ali Emiroğlu oldu.
Yemeğe; DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Borsa Başkanı Engin Yeşil, OSB Başkanı Mustafa Fidan, DOGÜNSİFED Başkanı Devrim Türk, Diyarbakır, Elazığ, Ankara ve İstanbul’dan çok sayıda iş insanı ile maden sektörü temsilcisi katıldı.

“MADENCİLİK KIRSAL KALKINMANIN LOKOMOTİFİDİR”
Programın açılış konuşmasını yapan ARİS Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Çağdaş, bölgenin yeraltı kaynaklarının önemine dikkat çekti. Madenciliğin sadece bir sanayi kolu olmadığını belirten Çağdaş, şunları söyledi: "Diyarbakır ve Elazığ’ın doğal taşı, Türkiye’nin bu alandaki gücünü temsil ediyor. Madencilik, Anadolu’da köklü bir tarihe sahiptir ve kırsal kalkınmanın lokomotifidir. Köylerden kente göçü engelleyen, altyapıyı en ücra yerlere taşıyan bu sektördür. 7 yıl aradan sonra maden mühendisliği bölümünü yeniden açarak bu gelişimi taçlandırdık."

RAİF TÜRK’ÜN MİRASI VE İHRACAT POTANSİYELİ
DİMER Yönetim Kurulu Başkanı Latif Türk ise, konuşmasına sektörün duayen isimlerini anarak başladı. Sektörün gelişimine büyük emek veren merhum iş insanı Raif Türk’ü saygı ve rahmetle anan Türk, pandemiden sonra zayıflayan bağların bu tür buluşmalarla yeniden güçlendiğini ifade etti.
Diyarbakır’ın ihracat potansiyelinin resmi rakamların çok üzerinde olduğunu vurgulayan Latif Türk, "Birçok ihracat şehir dışı üzerinden yapılıyor olsa da asıl üretim ve potansiyel buradadır. Barış ve huzur ortamı sürdüğü müddetçe biz batıya gitmeyeceğiz, batıdaki yatırımcıları buraya getireceğiz” dedi.

“SANAYİLEŞME KÜLTÜRÜ MADENCİLİK İLE BAŞLADI”
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, kentin sanayileşme serüveninde madencilerin "bayrak taşıyıcı" olduğunu belirtti. Kaya, "Eskiden sanayi denince akla sadece birkaç mermer fabrikası gelirdi. Ancak o sektör temsilcileri, kazandıklarını başka şehirlere taşımak yerine Diyarbakır’a yatırdılar. Bugün içinde bulunduğumuz bu otel bile mermer sektöründen gelen kazançla kente kazandırıldı” diye konuştu.
“DIŞ TİCARET AÇIĞININ REÇETESİ MADENCİLİKTE”
Gecenin onur konuğu İMİB Başkan Adayı Ali Emiroğlu ise konuşmasında madenciliğin stratejik önemine değindi. Diyarbakır’a gelişinde kendisini evinde gibi hissettiğini belirten Emiroğlu, şu mesajları verdi:
* Stratejik Güç: "Dünyada artık maden ve su savaşları yapılıyor. Petrol bitiyor ancak maden hayatın her alanında var."
* Ekonomik Çözüm: "Ülkemizin 110 milyar dolarlık dış ticaret açığı var. Bu sorunun gerçek çözümü madencilikten geçiyor."
* Yerinde Üretim: "Maden bulunduğu yerde işlenmeli ve katma değer yaratmalıdır. Sektörümüzün bir adım daha ileri gitmesi için çalışmaya devam edeceğiz."
Samimi bir atmosferde geçen program, çekilen aile fotoğrafı ve sektör üzerine yapılan sohbetlerin ardından sona erdi.
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
ABD-İsrail saldırılarında öldürülen dini lider Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in geçmesinin kendileri için "kabul edilemez" olduğunu ifade eden Trump, "Zamanlarını boşa harcıyorlar. Hamaney’in oğlu önemsiz birisi. Venezuela'da Delcy (Rodriguez) örneğinde olduğu gibi, bu atamaya ben de dahil olmalıyım" dedi.
Mücteba Hamaney’in yeni dini lider seçilmesi halinde bunun ABD'yi "beş yıl içinde" yeniden savaşa sürükleyeceğini iddia eden Trump, "Hamaney'in oğlu benim için kabul edilemez. İran'a uyum ve barış getirecek birini istiyoruz" dedi.
İlçedeki bir salonda düzenlenen iftar programına katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve Meclis Başkanvekili Pervin Buldan sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Buldan; “16 Şubat’ta Abdullah Öcalan, ‘nereye giderseniz halka benim selamlarımı iletin’ demişti. Size Sayın Öcalan’ın salamlarını getirdim. Sayın Öcalan’ın selamlarını size iletmek benim için onurdur. Çok önemli bir tarihi eşikten geçiyoruz. Özellikle 1,5 yıldır başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bu süreç uzun bir süre beklenen ama aşama aşama bir yere gelen ve bundan sonra büyük bir mücadele gerektiren bir süreçtir. Biz bu süreci başlatırken kimsenin bize bazı şeyleri altın tepside vermesini beklemiyorduk. Her şeyi büyük bir mücadele sonucunda kazanacağımızı biliyorduk ve bugün de aynı noktadayız. Yaşadığımız acıların, ödediğimiz bedellerle bir yere gelmenin büyük bir umudunu yaşadığımızı da ifade ediyoruz” dedi.
‘BU SÜREÇ BİAT EDECEĞİMİZ BİR SÜREÇ OLMAYACAKTIR’
Pervin Buldan, devamında şunları söyledi: "Bu süreç bizim bu ülkeyi yönetenlere biat ettiği, boyun eğdiği bir süreç olmayacaktır. Bu sürecin başından beri bedellerimizin, mücadelemizin ve yaşanan tüm acıların farkında olarak ve bu sürecin sonunda da onurla barışın elde edileceğini biliyoruz. Ve bu durumun kimse tarafından da yanlış anlaşılmaması gerektiğini söylüyoruz. Bu ülkede süreç başladıktan sonra çok önemli adım atıldı. Hem Kürt ulusal hareketinin attığı adımlar hem de Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın devreye girerek, Rojava’daki ölümleri engellemek adına, Kürt halkının bundan daha yüksek bir noktaya gelmesinin yolunu da açtı. Bundan sonra kimse Kürt halkının katli üzerinden bir hesap yapmasın. Bundan sonra kimse Kürt halkının dili, kimliği ve kültürü üzerinden hesap yapmasın. Çünkü bizler dilimizi, kültürümüzü, irademizi ve kimliğimizi bedel ödeyerek kazandık. Bundan sonra da eğer bir bedel ödenmesi gerekiyorsa bunu da öderiz.
HALKIMIZ ARTIK SOMUT ADIM BEKLİYOR
Bizim için önemli olan insanların yaşamlarını yitirmediği bir döneme girmiş olunmasıdır. 1,5 yıldır annelerin ağlamaması, Kürt ve Türk annelerin kapılarına cenazelerinin gitmemesi bizin için büyük bir onurdur. Biz bundan sonra da kayıplarımız olmadan, canlarını vermeden ve gözyaşı dökmeden sonucu varmak istiyoruz. Sayın Öcalan'ın çağrıları önemli ve kıymetlidir. 27 Şubat çağrısı bir kez daha yapacaklarımızın teminatıdır. Bu çağrı ile birlikte atılması gereken adımlar zaten ifade edilmiştir. Artık somut adımları atma zamanıdır. Halkımız somut ve pratik adımların atılmasını bekliyor. Halkımız Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü ve onunla buluşmayı bekliyor. Halkımız Sayın Öcalan’ın yaşam koşullarının değiştirilmesini bekliyor. Halkımız kendi dili, kültürü ve kimliği ile yaşamak istiyor. Halkımız, cezaevindeki arkadaşlarımızın özgürlüğünü talep ediyor. Bayram bir kez daha vesile olsun. Mecliste çıkarılacak olan yasa hiç vakit kaybetmeden, hiçbir şekilde rehavete kapılmadan hızlıca çıkması gereken bir yasadır. Bu yasa ile hepimizin beklediği adımların atılması gerekiyor. Barış bu topraklara gelecek. Barış bu topraklara gelirken yanıbaşımızdaki İran bize çok şeyi hatırlatıyor. Savaşın kazananı yoktur. Kürtlerin yaşadığı her yerde barış filizlenmiştir. Barışın kıymetini bize yaşatan Sayın Öcalan’a teşekkür ediyoruz” diye bitirdi.
Açıklamada söz konusu operasyonların savaşın başlamasından bu yana düzenlenen 113’üncü saldırı dalgası olduğu ve İran’daki çeşitli füze fırlatma noktalarına onlarca bombanın bırakıldığı belirtildi.
İSTİHBARAT BAKANLIĞI BOMBALANDI
Ayrıca İran İstihbarat Bakanlığı, binasının hedef alındığı bildirildi. Can kaybına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmadı.
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Mao Ning, Çin'in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun'u gerilimin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütmek üzere yakın gelecekte bölgeye göndereceklerini belirtti.
Olaya dair soruşturma kapsamında 6 kişinin işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Newroz programı şöyle:
9 Mart: Diyarbakır ve İstanbul’da deklarasyon
11 Mart: Elazığ/Karakoçan, Diyarbakır/Sur, İzmir/Kadifekale, Ağrı/Doğubayazıt
14 Mart: Muş/Kop (Bulanık), Urfa/Halfeti, Malatya, Mardin Nusaybin, Siirt/Kurtulan
15 Mart: Mardin/Kızıltepe, Adıyaman, Hakkari, Ağrı, Kars, Aydın, Iğdır, Muş
17 Mart: Dersim, Van/Erciş, Erzurum
18 Mart: Hakkari/Yüksekova
21 Mart: Diyarbakır, Tekirdağ, Kocaeli
22 Mart: Ankara, İstanbul, Mersin, Urfa, Balıkesir, Bingöl, Van, Antep, Batman, Elazığ, Antalya, Konya, Adana, Denizli, İzmir, Bitlis/Tatvan, Şırnak/Cizre, Siirt, Bursa, Muğla, Hatay/İskenderun, Manisa, Osmaniye, Çanakkale, Eskişehir
23 Mart: Şırnak
24 Mart: Şırnak/Silopi
3 KENTİN SANATÇILARI
Diyarbakır, Van ve İstanbul'da sahne alacak sanatçılar da belli oldu. Koma Agirê Jiyan uzun yıllar sonra ilk kez Diyarbakır’da sahne alacak.
VAN
* Koma Agirê Jîyan
* Koma Rojhilat
DİYARBAKIR
* Koma Agirê Jîyan
* Zeynep Casalini
* Alend Hazim
İSTANBUL
* Koma Amed
* Suavî
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
AFJC konuya ilişkin yazılı yaptığı yazılı açıklamada, “Khushal Radyo’nun ofisi, 4 Mart Çarşamba günü, kız öğrencilerin istasyonla telefon aracılığıyla iletişim kurması sonrasında kapatıldı. Bu görüşmeler, mevcut kısıtlamalar nedeniyle yükseköğretimden mahrum bırakılan kadınlar ve kızlar için hazırlanan eğitim programlarıyla ilgiliydi. Fiili vilayet yetkilileri, istasyonun ‘dini, kültürel ve sosyal değerlere aykırı davranışlar’ nedeniyle Vilayet Kültür Komitesi tarafından kapatıldığını belirten bir açıklama yaptı; ancak herhangi bir somut ayrıntı veya kanıt sunulmadı” ifadelerine yer verildi.
‘KADIN SESİ YASAK’
Açıklamada, Taliban tarafından kadın sesinin yayınlanmasının yasaklandığı hatırlatılarak, devamla şu ifadelere yer verildi: “Kadınların yükseköğrenime erişiminin yasaklanmasına ek olarak, Taliban’ın fiili yönetim yetkilileri birçok vilayette kızların medya kuruluşlarıyla telefon aracılığıyla iletişim kurmasını da ciddi şekilde kısıtlamıştır. Bazı bölgelerde medya kuruluşlarına gönderilen resmi talimatlarda, kadın seslerinin yayınlanmasının tamamen yasak olduğu açıkça belirtilmiştir.
BU AÇIK BİR İHLALDİR
Khushal Radyo istasyonu 2024 yılında Gazne şehrinde kurulmuştur. Bu özel medya kuruluşu; siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve dini konuları kapsayan programlar üretip yayınlamaktaydı. Daha önce ise Khushal Radyo’nun iki eski yöneticisi, Taliban ve halkın sosyal koşulları hakkında yaptıkları yazılar ve açıklamalar nedeniyle gözaltına alınmış ve bir süre hapis yatmışlardır. AFJC, Gazne’deki fiili yetkilileri kararlarını derhal geri almaya, Radyo Khushal’ı yeniden açmaya ve çalışanlarının güvenliği ile operasyonel bağımsızlığını sağlamaya çağırmaktadır. AFJC’ye göre bu tür eylemler, gazetecileri ve medya kuruluşlarını içerikleri veya ele aldıkları konular nedeniyle sansürden, baskıdan ve tehditten koruyan uluslararası medya özgürlüğü standartlarının açık bir ihlalidir.
İNSAN HAKLARINA UYUN
Bu olay, kadın ve kızların bilgiye erişim ve toplumsal tartışmalara katılım haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Eğitim programlarının ve iletişim kanallarının bastırılması yalnızca temel insan haklarını ihlal etmekle kalmaz, aynı zamanda toplumun gelişimini ve ilerlemesini de engeller. AFJC, uluslararası toplumu hesap verebilirliğin sağlanması için baskı yapmaya ve Afganistan’da medya özgürlüğünün yeniden tesis edilmesini ve insan haklarının korunmasını desteklemeye çağırmaktadır. Ayrıca fiili yetkililere gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik tüm tehdit, sansür ve baskı uygulamalarını durdurmaları ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerine uymaları çağrısında bulunmaktadır.”
Dışişleri Bakanlığı, İran tarafından gönderilen İHA’nın Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni hedef almasına ilişkin açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirilen İHA saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Bölgede üçüncü ülkeleri hedef alan ve savaşın yayılması riskini artıran saldırılara bir an önce son verilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, her zaman olduğu gibi bundan sonra da Azerbaycan’ın yanında durmaya devam edecektir" ifadeleri kullanıldı.
Diyarbakır’da kızıl gün batımıhttps://t.co/VwwYSQ7rKC pic.twitter.com/fBjjZho7nv
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 5, 2026
Diyarbakır’da kadınlar Kırklar Dağında uçurtma uçurduhttps://t.co/SdVFrTC9jP pic.twitter.com/4ituZrsdvw
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) March 5, 2026
Diyarbakır Ulu Cami’de, Ramazan Ayının ilk hutbesihttps://t.co/u4jYyBlTOn pic.twitter.com/Anq0FqFo9A
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 20, 2026