Ritim bozukluğu kalbin sık görülen en büyük sorunudur

Kalbin normal çalışma düzeni bozulduğunda ritim bozukluğu (aritmi) söz konusu olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Baran, "Çok fazla türde ritim bozukluğu vardır. Bazı ritim bozuklukları doğuştan, bazıları kalp hastalıklarının yaptığı hasarlar sonucu gelişir. Kalbimiz bir pompa gibi çalışarak dakikada 5 litre kanı vücuda gönderir ve günde yaklaşık 100 bin kez, ölünceye kadar da 3 milyar defa atar. Kalbin bu çalışması bir elektrik sistemi tarafından sağlanır. Kalbin mükemmel bir elektrik sistemi vardır ve örümcek ağı gibi çok ince sinirler bu elektriği kalbin her tarafına ileterek kalbin düzenli çalışmasını sağlar. Bu elektrik sistemi değişik kalp hastalıklarında zarar görür ve ritim bozukluğu dediğimiz bir grup hastalık ortaya çıkar. Ritim bozuklukları kalpte var olan sorunlar sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi dış etkenlerle de oluşabilmektedir" şeklinde konuştu.

Ritim bozukluğunun en sık belirtisi çarpıntı olduğunu ifade eden Baran, "Çarpıntıdan sonra en sık görülen belirtiler, baş dönmesi ve bayılmadır. Bayılmalar genellikle ciddi boyuttaki ritim bozukluğuna işaret eder ve ihmal edilmemesi gerekir. Ciddi kalp sorunu olanlarda ani ölümle sonuçlanabilir. Kalbi yavaşlatan ritim bozuklukları, halsizlik yorgunluk ve bayılmaya yol açar. Hızlandıran ritim bozukluklarında kalp hızı 200-250’ye çıkabilir fenalık hissi ve bazıları ani ölüme yol açar. Kalp damarı tıkanıklığında veya kalp krizi sırasında oluşan ani ölümler genelde hızlı ritim bozukluğu sonucu oluşur. Kalp ritim bozukluğunda uygulanacak tedavi; ritim bozukluğunun çeşidine ve ciddiyetine bağlı olarak belirlenmektedir. Yakın bir zamana kadar ritim bozukluğu tedavisi sadece ilaçlarla yapılırdı ve kısmen etkili olurdu. Tam bir iyileşme sağlanamazdı. Kalp hızı düşük hastalarda kalp pili takılarak kalp hızı normale getirilirdi. Günümüzde ritim bozukluğu tedavisi çok gelişmiştir. Elektrofizyolojik çalışma (EFÇ) ve Ablasyon dediğimiz yöntemlerle ritim bozukluğunun kaynağını saptamak ve kesin tedavisini yapmak mümkündür. Ablasyon işleminin en büyük avantajı hastanın tam şifa bulmasıdır. Sadece kasıktan girilerek işlem yapılır ve hasta en geç ertesi gün taburcu edilir. Herhangi ameliyat izi yoktur. Diğer bir avantajı da hastayı ömür boyu ilaç tedavisi alma zorunluluğundan kurtarmasıdır. İlaç tedavisinin tam şifa sağlayamaması nedeniyle ritm bozukluğu olan birçok hastada, EFÇ ve ablasyon işlemi; alternatifi olmayan bir tanı ve tedavi aracı haline gelmiştir ve giderek daha yaygın kullanılmaktadır" dedi. (İHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol