Kiminiz petrol, kiminiz bir parça alan elde etmek için, kiminiz ürettiğiniz silahları denemek ve kiminiz dünyaya gücünüzü göstermek için Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiniz. Baş üstünde baş, taş üstünde taş bırakmadınız.

Şehirleri yerle bir ettiniz, kadınların tecavüze uğramasına ve köle pazarında satılmasına neden oldunuz, masum çocukların katili oldunuz, doğaya zarar verdiniz, hayvanları yok ettiniz, insanları yerinden ve yurdundan edip botların üzerinden umuda koşarken, denize batırıp acımasızca öldürdünüz.

Yaşam umutlarını hepten yok edip umursamadan yaşadınız.

IŞİDİ yaratıp sonra da kendinizi kurtarıcı ilan ettiniz.

Ve bir hastalık Çin’den gelip bütün dünyayı sardı. İster Allah’ın verdiği bir ceza, ister birilerinin biyolojik saldırısı olsun, sonuçta gidip sahibini de buldu.

Silah, para ve üniversitelerinizle övünüyordunuz. Ama şimdi ne paranız, ne silahınız, ne de okuttuğunuz bilim insanları sizleri virüs hastalığından kurtaramıyor.

İtalya Başbakanı’nın, “Biz fizik ve zihnen öldük, bizim için tüm çözümler gökyüzüne kaldı” deyip Allah’ı işaret etmesi, Çin’de ise, karantinadayken paralarını pencereden saçanlar, “Dışarı çıkamıyorsak paranın da bir önemi yok” diyenlerin itirafları ve davranışları kağıt parçasından oluşan paranın, silah ve güç gösterisinin ne kadar anlamsız olduğunu gösterdi.

Cebinde üç kuruş parayla göğsünü kabartarak kibirli kibirli yürüyenler, şimdi omuzları çökük bir şekilde yürüyor. Hatta en çok da parası olanlar korkuyor.

Bu dünyaya zulüm edenler ve kanların oluk oluk akmasına neden olanlar bir hastalık karşısında çaresizler.

Şimdi aciz olan kim? Savaşları yaratıp evsiz bırakıp, ölüme atıp çaresizleştirdiğiniz insanlar mı? Yoksa bir hastalık karşısında hiçbir çözüm bulamayan sizler mi?

Şimdi soruyorum sizlere, savaştan dolayı çaresiz kalan insanlarla empati kurabiliyor musunuz?

Acı çekmek, tedirgin olmak ve her an ölümle burun buruna yaşamak nasıl bir duygu?

Yaptığınız bütün kötülüklerin bedelini şimdi bütün insanlar ödüyor. Çünkü sadece kötüler değil, kötülere karşı sessiz kalan herkes de bedel ödüyor.

Eğer insanlar gerçekten iyi, adaletli ve merhametli olsaydı dünyamız her seferinde amansız bir krizle karşı karşıya kalmazdı.

Bunu hiçbir zaman unutmayın; yaptığınız kötülüğün ve zulmün bedelini hemen değil, ama bir gün mutlaka ödersiniz. O yüzden hiçbir zaman rahat ve umutla yaşamayın! Zaten zulüm ettiğiniz dünya da eski dünya değil artık. Yeni bir süreç başladı ve yapılan bütün kötülüklerin karşılığını dünya herkese misliyle ödetiyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol