banner9

Küresel salgın olan koronavirüs yıkıcı gücüyle dünyayı etkisi altına almayı sürdürüyor. Hiçbir ülke hastalığa çözüm üretemiyor. Sağlık sistemleri çökmüş durumda. Her gün yüzlerce ölümlerin olduğu haberleriyle güne uyanıyoruz. Özellikle de İtalya ve İspanya’da durum vahim. Ölü sayısı binleri aştı.

Kısa vadede ABD ve İngiltere başta olmak üzere diğer ülkeler için de İtalya ve İspanya’da oluşan tablo öngörülüyor. Birleşmiş Milletler, yoksulluğun yaşandığı Afrika’ya virüsün sıçraması halinde milyonların ölebileceğini söyledi.

Salgının başlangıcında ülkeler önlem almakta çok geç kaldı. Aylar öncesinden alınması gereken önlemler alınmadı. Eğer ki, daha tedbirli ve önleyici yaklaşılsaydı bugün bu kabus, bu kadar da büyümezdi.

Virüs hastalığı özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olanları öldürüyor. Dünya nüfusu yaşlanmış durumda. Avrupa’da 60 yaş üstü nüfus neredeyse toplumun yüzde 30’u. Dünya geneli ve özelikle de Avrupa’da ölenlerin çoğu yaşlı olanlar. İzlenimlerime göre yaşlıların ölmesine sanki çok kimse üzülmüyor. Nede olsa her ölümden sonra elde edecekleri sosyal sigorta, emeklilik, sağlık, bakım ödemelerinden eksilecek paralar oluyor gibi… Neyse yine de çok kötü düşünmek istemiyorum.

Bu hastalığın nereye varacağı belli değil. Koronavirüs öncesi ve sonrası gibi yeni bir tarih mi yazılacak? Bilim insanlarının değerlendirmelerine göre gittikçe dünyanın sisteminde değişimler yaşanacak. ABD'de bulunan Ulusal Jeo-Mekansal Zeka Ajansı'nda çalışan bilim insanları dünyada yaşanan manyetik kayma hızı çok hızlı bir biçimde arttığı ve bu şekilde devam etmesi durumunda güneşin batıdan doğup, doğuda batacağı ifade ediliyor.

Son Peygamber Hz. Muhammed’in (S.A.V.)  hadislerinden haber verdiği kıyamet alametlerinden biri “Güneşin Batıdan Doğuşu” dur. Hadislerde bu alamet gerçekleşmeden kıyametin kopmayacağı bildiriliyor.

Kimya, fizik, fizyoloji, tıp ve ekonomi kategorilerinde Nobel alan bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre insanoğlunu bekleyen tehditler şöyle:

-Nüfus artışı.

-Çevresel felaketler.

-Bulaşıcı hastalıklar veya tedaviyi imkânsız hale getiren ilaçlara direnç geliştirme durumu.

 -İnternet çağına hızla girilmesiyle insani bakış açısının kaybedilmesi.

-Bencilik.

Dürüstlüğün yitirilmesi.

-Savaşlar.

-Cahil liderler.

-Terör.

-Cehalet ve gerçeğin çarpıtılması.

-Yapay zekâ!

-Adaletsizlik.

-Uyuşturucu maddeler.

Bu kötü senaryoları ben yazmıyor, bilim insanları söylüyor. Dünyayı yöneten akıl ve ona bu gücü veren halklar, bütün bu kötü senaryoların farkındalar. Ama bu tehditlerin önünün alınması için de her hangi bir çaba yok. Sanki her kesin basireti bağlanmış. Gerçeği göremez, iyi düşünüp kavrayamaz duruma düşmüşler gibi.

Herkes çok pasif, hayattan solmuşlar, felaketlerin gelip onları bulmasını bekliyorlarmış gibi. Oysa ki hayat çok canlı. Ama bunu kendi benliğinde hissedecek irade ve güçten düşmüşler. Ama tercihler insanların kendi elinde olan bir şey.

Şunu bilin; eğer güzel yaşarsanız dünyayı bütün tehditlerden kurtarıp güzelleştirirsiniz, eğer doğruyu yaşarsanız hakikatle buluşursunuz, eğer yanlışa karşı tavır koyarsanız sizi yönetmeye çalışan hiçbir akıl ve hiç kimse kandıramaz.

Bu nedenle; üzerinizdeki o ölü toprağı atın, günü birlik yaşam tarzınızdan kendinizi kurtarın, hayatınızı sadece zevk odaklı yaşamayın, eğer böyle yaşarsanız arzularınızın esiri ve birilerinin sadece kölesi olursunuz. Sizin insanca yaşama hakkınız her şeyin üstünde. Ve siz güçlü, iradeli, dürüst, adaletli ve merhametli olduğunuz sürece hiç kimse sizin geleceğinizi karartamaz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol